09 Aralık 2016

Hemen şimdi seçim isteyen, değişimi istemiyor demektir…

Haber İçi Üst

Lefkoşa’nın rezaleti, kurultay rezaleti derken, erken seçim çığlıkları ortalığı inletiyor.
Ortada bir hükümet, bir devlet, bir belediye yönetimi olmadığı kesin. İktidar partisinin yönetimi bile yok…
Meclis dün ertelenen toplantısını yine yapamadı. Yasama yok, yürütme mahkemeden çıkamıyor, kaos kelimesi ancak böyle bir durumu işaret edebilirdi.
Tam bir kaos yaşıyoruz, orası kesin de, bu şartlarda yapılacak bir seçim neye yarar ki..?
Mevcut Siyasal Partiler, Seçim ve Halkoylaması Yasası’nı değiştirmeden yapılacak bir seçim, hepimizin şikayet ettiği ve artık tümüyle tıkanan “yönetim yaramıza” merhem olabilecek mi..?
Örneğin, şu son UBP Kurultayı’na giden süreçte izlediğimiz bölgecilik meselesi. Ve bu bölgeciliğin ülkeye verdiği zarar. Sırf bir bölgeden biri bakan yapılmadı diye kopartılan kıyamet ve sırf bir bölgeden diyerek, liyakata bakılmadan bakan yapılanlar… Diğer taraftan, devletin sırtından bölüşülen rantın bölgeler arasında yarattığı kavgalar. Zaten usulsüzce yapılan istihdamların, bölgelere Allah’ın emriymiş gibi dağıtılması…
Adam bölgesinde sevilip, sayılan biri oldu mu, milletvekilliği ve ardından da elindeki maddi güce bağlı olarak bakanlığı garanti… Bu durum aslında partiler için de sorun. Çünkü bölgesinde güçlü olan biri, kendisine çalışıyor, partisine değil. Başı sıkışan, karma oya başvurmuyor mu…
İşte böylece, siyasette kalite yerlerde sürünüyor. O nedenle “KKTC milletvekilliği” kavramının getirilmesi acil bir zorunluluk…
Bir diğer sorun, kibarca “transfer” denilen, partilerin adam çalması konusu. Geçmişten beri, kimse “Kapımız transfere kapalıdır” diyemediği halde, bugün baktığımızda yine hepsi de bundan şikayetçi. O halde bunun da çözülmesi gerekiyor…
Sonra dokunulmazlıklar konusu var, ceza davalarıyla yargılanan seçilmişlerin görevden alınabilmesi konusu var, partilerin para yardımı alması, Nereden Buldun Yasası, Mal Beyanı Yasası’nda değişiklik konuları var. Bunlar şu içinde yaşadığımız günlerde de en çok tartışılan, siyaseti kirleten konular…
Dıştan göründüğü kadarıyla, tüm partiler bir değişimi istiyor. Meclis’te tüm partilerin katılımıyla kurulan ve epey yol kat etmiş bir Ad Hoc komite var ve çalışmalarını sürdürüyor.
Partiler bu fırsatı değerlendirerek, şimdi hemen bir konsensüs sağlayıp, seçim Halkoylaması ve Siyasi Partiler Yasalarını değiştirebilirler, ardından da zaten minareleri görünen seçimi sağlarlar. O zaman bu yeni sistemle yapılacak seçim de, KKTC’nin ihtiyacı olan değişimin ilk adımı olarak bir mana ifade edebilir. Aksi takdirde, gücü elinde tutanlar için belki bir şey ifade eder ama halk için sadece zaman kaybı olur…
Eğer bunu yapmazlar ve öyle boş boş “Hemen şimdi seçim” demeye devam ederlerse, komitenin laf ola kurulduğuna, “değişim, demokratikleşme, çağdaşlaşma, yeni sistem” sözlerinin bir aldatmaca olduğuna, aslında değişime karşı gizli bir direniş içinde olduklarına, yani bu iflas etmiş rejimin değişmesini istemediklerine inanacağız…

 

YERİN KULAĞI VAR
İKİNCİ TUR HESAPLARI: Mahkemelik olan UBP Kurultayı’nda ikinci tur hesapları ve olası tahminler yapılmaya başlandı. Kaşif’in ikinci turu uzak ara alacağını söyleyenler kadar, yarışa % 21 civarında oy oranı ile başlayan ve kurultayda rakibini geçerek 14 oyluk fark atan İrsen Bey’in ikinci tur olması halinde daha farklı kazanacağını söyleyenler de var…
TEMMUZDAN BERİ DOSYA HAZIRLANIYOR: CTP heyeti Başsavcılık’ı ziyaret ederek, Lefkoşa Belediye Başkanı ve Meclis Üyeleri aleyhine açılan davaların akıbetini sormuş. Bundan 3 ay önce de TDP heyeti aynı ziyareti yapmıştı. Çıkan sonuç, 3 ay öncekiyle aynı. Açılan 3 dava var, biri yargı aşamasına gelmiş, diğer ikisinin hala dosyaları tamamlanamamış. Siyasetle bu iş çözülebilecek gibi görülmüyor. Geriye kalan tek çare yargı… O da geciktikçe gecikiyor. Nedir yani anlayamıyoruz…
NEYİ KUTLAYACAĞIZ Kİ: Enformasyon Dairesi hatırlattı, haftaya KKTC 29 yaşına giriyor. Aslında utanıp, bu yılki kutlamaları iptal etmeliler. Çünkü ortada kutlanacak bir şey yok. Devlet kurulmuş, ancak yıllar içinde büyümesi, gelişmesi, kurumsallaşması engellenmiş. Sonunda da bu hale gelmiş. Bunu mu kutlayacağız..?
BU AYIP KİMİN: Maliye Bakanı Ersin Tatar, KKTC’de bin kişinin mazbata sorunu olduğunu ve borçlarını ödeyemedikleri için polisin, bu kişileri hapse atmak zorunda kaldığını söyledi. O zaman gereğini yapın Sayın Tatar… Oturduğunuz makam ağlama değil, çözüm üretme makamıdır…
BU DURUMA KİM GETİRDİ: Sağlık Bakanı Ertuğrul Hasipoğlu LTB greviyle ilgili olarak, “Bu bir isyandır. İsyan ediyorsanız sonuçlarına da katlanacaksınız” yorumunu yapmış.  İyi güzel de Sayın Hasipoğlu, çalışanlar durup durduğu yerde mi isyan noktasına geldi. Çözmek yerine olayları zamana yayarak süreye oynamasaydınız bu iş çoktan biterdi ve isyan noktasına gelmezdi, vatandaşın çıkarları yerine, partisel çıkarların öne geçmesi, olayı isyan noktasına getirmiştir… 
HAYDİ ARTIK OYALANMAYIN: Hatırlasınız, Rahmetli Denktaş’ın cenazesi için geldiğinde, Lefkoşa Surlariçi’nin perişanlığını gören Türkiye Başbakanı Erdoğan, yeniden yapılandırılması için 40 milyon ayırmıştı. Aradan neredeyse bir yıl geçti, nihayet dün birilerinin bir proje ile ortaya çıktığını gördük. TC Yardım Heyeti’nce finanse edilen proje şimdilik sadece veri tabanı oluşturulmasıyla ilgili. Ya uygulama? Tüm tespitler yapıldığına göre, artık devletin de somut bir projeyi ortaya çıkartması gerekmiyor mu..?
ÖRNEK OLSUN: Tüm dünyanın merakla izlediği ABD seçimlerinde zafer Obama’nın oldu. Rakibi Romney seçim sonrası, “zaman birlik olma zamanıdır” diyerek seçimi kazanan Obama’yı kutladı… Dünya ile bizim farkımızı şimdi daha iyi anladım. Kaybeden, bahane aramak yerine birlik çağrısı yaparak örnek bir siyasetçi profili sergiliyor. Çünkü o da biliyor ki, halkın gözünde önemli olan ABD’nin çıkarıdır. Buna aykırı davranırsa, partisi zarar görecektir. Bir de bize bakar mısınız, nelerle uğraşıyoruz…

ZİRVEDEKİLER
Ferdi Sabit Soyer: Soyer’in bu sözleri çok anlamlı; “Kendi derdini halkın derdinin önüne koyanlar bir şey  veremez”. Aynen öyle Sayın Soyer, bugün yaşadıklarımızın hepsinin temelinde de bu var zaten…
TDP’nin Önerisi: Hakkında ceza davası dosyalanan belediye başkanı ve meclis üyelerinin, davanın selameti için dahi olsa görevden alınamaması, bugünkü kaosun temel nedenlerinden biri. TDP’nin Meclis’e sunduğu yasa önerisinde 45 gün görevden uzaklaştırma öngörülüyor.  İşte size çare. Bu kadar basit. Toplayın Meclis’i, çıkartın bu yasayı. UBP’nin bir cephesi gelmese bile, muhalefet oyuyla bu yasa geçer. Ha, reddeden olursa, o da halkın vicdanında suça ortak olur.

DİPTEKİLER
KKTC Meclisi: Pazartesi nisap nedeniyle toplanamayan Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, dün de toplanamadı. Bakalım bugün ne olacak. Hiç olmazsa şu belediye yasası için bir an evvel toplansalar ya…
Politikacı: Son günlerde moda oldu. Yanlışa karşı başlatılan her eylem veya söylem eylem “siyasi” olarak nitelendiriliyor. Örneğin belediye ile ilgili yazanlar, konuşanlar hemen, “siyaset yapıyorsunuz” damgasını yiyor. Evet yapması gereken sizler yapmıyorsanız, inadınıza biz “siyaset yapacağız”…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil