07 Aralık 2016

Hemen, hemen her şeyde uzlaştılar, yine de koalisyonu kuramadılar

Haber İçi Üst

Nasıl olur? İşte bizde olur. Çünkü söylenen, açıklanan hedef sıhhatli ve doğru, akılların gerisindeki hedef çarpık da ondan. Tam bir şark zihniyeti. Bunun başka bir izahatını bulamıyorum. CTP-BG – DPUG koalisyon görüşmeleri ve anlaşmaya varılan hususlar basın toplantısında açıklandı. Dikkatle dinledim. Uzlaşılan konuları çiçeği burnunda milletvekilimiz Sn. Erhürman belki de yarım saatte özetleyebildi. Bitmez tükenmez bir uzlaşı listesi. Bakanlık bölüşümü hariç yalnız Kıbrıs sorununun çözüm prosedürü ve şeklinde anlaşmamışlar. O iş da onların inisiyatifinde değil. Problemlerimizin o kadar belirgin ve onların çözümünün şimdiye dek o kadar savsaklanması neticesi, Kıbrıs sorunundaki farklılıklarını bilmesem, her iki partiyi birinin diğerinin kopyası sayacaktım. Yine de anlaşamadılar. Vay anam vay! Anayasa’nın tadil edilerek, demokrasinin, hukuk düzeninin, sosyal adaletin, hukukun üstünlüğünün, laikliğin, KKTC yönetiminin iradesini engelsiz kullanmasının perçinleştirilmesinde anlaştılar. Faiz ve icra düzenlenmesinde, şeffaf, dürüst politikada, milletvekili dokunulmazlığının sınırlandırılmasında, yürürlükteki ekonomik programın revizesinde, kamu reformu ve 3lü kararnamenin kaldırılması/sınırlanmasında, Seçim ve Partiler Yasalarının değiştirilmesi ve bünyemize daha uygun ve zafiyetlerimizi kısmen giderecek şekle sokulmasında hep uyuştular. Şimdi unuttum, daha birçok önemli konuda anlaştılar. E, ne oldu da koalisyonu kurmada anlaşamadılar? Size tahminimi söyleyeyim. Devamlı söylenen hedef, yani, “KKTC halkının yaşam kalitesini yükseltmek”, sağlıklı ve hükümetlerin yegane hedefi olması gerekir; Bunu kabul ediyorlar, ancak onların aklılarının gerisinde hedef söylediklerinden farklı. Onun için bu gülünç durumlarla karşı karşıya kalıyoruz. Madem her iki parti de belediyeleri sağlıklı bir zemine oturtmayı, nüfus ve göç politikalarını rasyonel bir baza çekmeyi görev biliyor ve kullanılacak yöntemlerde fazla bir fark yok, her iki parti da çevrenin önemini ve alınacak zecri tedbirleri teyit ediyor, ne fark eder İçişleri Bakanlığı DP-UG’de olursa? CTP’nin DP’ye hiç mi güveni yok? O zaman nikah masasına ne oturdu? DP de demokratik teamüle uygun Meclis Başkan Yardımcılığını ana muhalefete niye bırakmıyor? Nedir sebebi? Bilemiyorum. Ben bu tuhaflıkların gerisinde ne var acaba diye şüpheleniyorum. Vatandaşın refahı dışında başka sebepler var gibi geliyor bana. Seçmen kendilerine ne istediğini kesin işaret etti. UBP’yi iktidardan aldı, CTP-DP koalisyonunu işaret etti. Ancak dürtenler mi var, kafalarında bit yeniği mi var? DP’yi iktidarda istemeyenlerin karıştırması mı var, Cumhurbaşkanı’nı yalnızlaştırma, ekarte etme çabası mı var? Ne olursa olsun hedef çarpık. Doğru hedef halkın yaşam kalitesi ve dolayısı ile refahıdır. Yanlış olsa dahi halk da buna gidecek yolu göstermiş. Halkın kararının algılanması ve ona göre tutum sergilenmesi, refahı artırmada büyük bir etkendir. Halkın refahını, yani yaşam kalitesini, yalnız fert başı milli gelir rakamının yüksekliği sağlamaz. Ancak onu elde etmeyi kolaylaştırır. Adaletin, eşitliğin tavizsiz uygulanması ve bunu açık görülmesi çok büyük bir girdidir. Gelir dağılımının adaletli dağılması, her kes tüketici olduğu cihetle her kararda tüketici menfaatinin girdi olarak teraziye konması da refahı artırmada çok etkindir. Çevre de, sağlık da, eğitim de!
Parti menfaatini veya seçim endişesini, halkın menfaati önüne koyar isen sen devlet adamı değil, şark kurnazısın, şark politikacısısın. Bu da bize hiç yakışmaz. Ve geçmişte olduğu gibi, toplumuna ihanet etmeye devam edersin.
Bana çok sevdiğim bir bakanım, “sen karışma, politikadan anlaman” demişti de kabul etmiştim. Doğru ben şark politikasından anlamam. Eğitimim bu ülkeye göre değildi. O yöndeki emekler hep boşa gitti. Seçimler bitti, hayırlısı ile hükümet kurulsun, belki artık geri ekonomik konulara döneriz. Onda da genel okuyucu nezdinde ince ayar tekniğine giremediğimize göre, öncelikler nelerdir, dozaj ne ayardadır, problemlere çözüm önerileri 3-4 yazıda biter, kendinizi istemeyerek tekrarlamaya başlarsınız.
Acaba hiciv yazılarına mı döneyim? Kabiliyet meselesi!

Not: Ben yazılarımı yalnız pazar sabahı yazabilirim. Salı günü de yayımlanır.  Bazen pazartesi gelişmeler beni zor durumda bırakabilir, bıraktı da, biline.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil