07 Aralık 2016

Hem hava, hem siyaset ısınıyor…

Haber İçi Üst

Bugün günlerden pazartesi. Hem yeni bir haftanın, hem de temmuzun ilk günü. Bu ay hem ülkenin havası, hem de siyasetin havasının oldukça ısınacağı kesin. Birçok siyasinin beklentilerine tercüman olurken, belki de bazıları umutlarını bir başka yaza erteleyecek. Öyle veya böyle temmuz sadece siyasiler için değil, bizler için de oldukça heyecanlı geçecek…
Biliyorsunuz Meclis, Ejder Aslanbaba’nın şovundan sonra bir türlü toplanmayı başaramadı. Yani son döneme damgasını vuran adam olarak Aslanbaba tarihteki yerini alacak. Aday olamadığı için de yeni dönemde Arslanbaba’yı yeniden Meclis’te görme şansımızı da yitirmiş olacağız. Ama siyaset bu kafayla gittiği sürece daha nice Aslanbaba’ları görmeyeceğimizi kim garanti edebilir ki?..
Şovun ardından önce perşembe, ardından cumartesi iki kez deneme daha yapan Meclis, ne yazık ki her ikisinde de nisabı sağlayamadı ve bugün itibarıyla tatiline başladı, acı tatlı anılarıyla kapandı. Meclis Başkan Vekili Mustafa Yektaoğlu, Anayasa’nın amir hükmü gereği, seçim sonuçlarının yayımlanmasından sonraki 10. gün saat 10.00’da Meclis Genel Kurulu’nun kendiliğinden toplanacağını hatırlatarak, seçimin topluma hayırlı olmasını diledi…
Dört yıldır Meclis’te sadece konuşan, onlarca yasanın kadük olmasına neden olan, toplum yararına iş yerine birbirlerine küfür eden, bardak savuran vekillerin 47 tanesi, sanki çok iş yapmışlar gibi, yeniden aday olmayı kendilerinde hak gördüler… Siyasette “hata yaptık, özür dileriz” demek de bir erdemdir. Ancak görüyoruz ki Ahmet Zengin dışında bu erdeme sahip bir kişiyi daha göremedik ne yazık ki…
Hep diyoruz, 28 Temmuz siyasette bir kırılma noktası olabilir. Bunu yapacak olan da biz seçmenleriz. Kendisi ve yandaşlarından başka kimseyi düşünmeyen, Meclis’te bulunma nedenini etrafına fayda sağlamak olarak gören, tek görevi okuma tenezzülünü bile göstermediği yasalara parmak kaldırmak olan, 4 yılda kürsünün yerini bile öğrenemeyen politikacılara dur demek, onları hak ettikleri yere, yani mahalleye yollamak bizim elimizde…
Ve son bir söz de 28 Temmuz’da oyunu kullanacak seçmene… Kuşkusuz, istediğiniz partiye oy verme hakkınız var. Buna kimse karışamaz. Unutmayın ki siyasetçiye gücü veren sizin oylarınızdır. Kullanacağınız oyu, sıkılıp büzülüp bir kenara, ya da çöpe atılmış kağıt parçası olarak görmeyiniz. Oyunuzu, ülkemiz ve geleceğimiz adına kıymetini bilerek kullanın…

YERİN KULAĞI VAR
TATAR RESMEN ALAY EDİYOR: Maliye eski Bakanı Ersin Tatar; “8.5 bin TL’lik borcum olan kredi kartımın son ödeme tarihi geçti. Maaşımı alamadığım için parayı ödeyemedim. Borcum faize girecek. Maaşlarımız nerede..?” diye sormuş. İnşallah Ersin Bey’in bu feryadını duyan bir hayırsever çıkar. Adam bakanlıktan düşer düşmez ne hale geldi. Meğerse tek geçim kaynağı aldığı üç-beş kuruşluk maaşıymış. Duyarlı vatandaşlara ve sivil toplum örgütlerine çağrı yapıyorum, ekonomiyi uçuran bakan olarak tarihe geçen Ersin Bey için hemen bir kampanya başlatılsın ve iki buçuk günlük kredi kartı faizini ödeyebilmesi için maddi destek sağlansın…
TEKNİK SORUN: Kısa süreli hükümetin bakanları dıştan atanınca adı “teknokrat hükümet” oldu. Ancak karşısına çıkan ilk sorunu da “teknik” nedenlerle aşamadı. Keşke açıklamada başka bir kelime kullansalardı. Hem açıklayıcı olsaydı, hem teknokratlıklarına gölge düşürmeseydi…
MEĞER BABALARININ MALI DEĞİLMİŞ: Politikayı bırakalı 28 yıl olan eski Başbakan ve eski Meclis Başkanlarından Nejat Konuk Selda İçer’e verdiği röportajda, “İrsen Küçük, Dr. Küçük’ün UBP’ye karşı Halkın Sesi aracılığı ile başlattığı muhalefetini halk karşısında yumuşatmak için UBP’ye alındı. Derviş Eroğlu ise, Orhan Zihni Bilgehan’ın talebi üzerine kabineye alındı ancak 3 ayda istifa noktasına geldi” diyor. Bu ikilinin partiyi ele geçirme kavgasına baktığınızda, sanki de bu partiyi kendileri kurdular veya babalarından miras kaldı sanırsınız…
SERDAR’A YOL GÖRÜNDÜ: DP-UG Genel Başkanı Serdar Denktaş, 28 Temmuz erken genel seçiminde birinci parti olamamaları durumunda istifa edeceğini açıklamış. Vallahi bence yavaş yavaş toparlanmaya başlasa iyi eder. Çünkü partisinin sandıktan birinci parti olarak çıkacağına dair, en ufak bir belirti yok gibi görünüyor. Yine iddialı bir demeç vererek, hem kendini, hem de siyasi geleceğini ipotek altına aldı…
KENDİMİZE SORALIM: Gazetemiz Havadis, bölgelerde halkın yeni hükümetten beklediklerini saptamaya çalışıyor. Sonuçta birinci sırada “dürüstlük” çıkıyor. İkinci sırada “şeffaflık ve adalet.” Hükümetlerin de milletvekillerinin de bu vasıfları taşıması, icraatlarını bu şekilde yapması için bağlayıcı yasalarımız da var ancak biz hala adalet, dürüstlük arıyoruz. Neden acaba? Hiç kendinize sordunuz mu? Onları oraya gönderen, sırasında onlardan ayrıcalık isteyen bizler değil miyiz?..
NİYET PAHALILIK YARATMAK MI: Ben Bakan Dayıoğlu’nun ithal ürünlere yeni fonlar getirme söylemini önce üreticinin gözüne girmek için bir popülist söylem olarak gördüm, ardından da acaba dedim, bütçeye ek kaynak yaratmayı mı düşünüyorlar? Her ne isterse olsun, böyle bir uygulama sadece piyasayı pahalılaştırmaya yarar. Halkın yüzde kaçının yararına, yüzde kaçının zararına olur, bir değerlendirme var mı? Onun için de iki tarafı da keskin, tehlikeli bir mekanizmadır. Aman dikkat…
SOKAK LAMBALARI KONUSU DA KADÜK OLDU: Toplanamayan Meclis’e cuma günü gelen evrak neydi biliyor musunuz, “Belediyelerin Sokak Işıklandırmalarına Ait Elektrik Borçlarının Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yasa Gücünde Kararname ve Sokak Lambalarına Enerji Temini, Tahsilatı ve İdaresi Hakkında Yasa Gücünde Kararname.” Sanırım trafik ışıklarını da kapsayacaktı. Yani son günlerde tüm bölgelerin ortak bir sorununun çözümüne yönelikti, komiteye gönderilecek, bir hal çaresi olacaktı. Kadük oldu gitti…

ZİRVEDEKİLER
Seçmen: Bu yaz sıcaklarında, politikacıları sabır ve metanetle dinlemeye mecbur bırakılan tüm seçmenleri kutlamak istiyorum. Gözümüzün içine baka baka uydurdukları yalanları, verdikleri boş vaatleri dinleme erdemi gösteren ve de sanki geçen seçimlerde de aynı sözleri verip de yerine getirmeyenler onlar değilmiş gibi, oy avcılığına çıkan siyasileri dinleyecek olan tüm seçmenlere Allah şimdiden sabır versin diyoruz…

DİPTEKİLER
Pasif Dış Politika: Rahmetli Denktaş’ın fikirlerini seversiniz, sevmezsiniz, ancak ülkesinin sesini duyurmak için yaptıklarını inkar edemezsiniz. Her fırsatı değerlendirir, ses çıkartmasını bilirdi. Burnumuzun dibinde Akdeniz Oyunları yapıldı. Rum bayrağı Türkiye’de göndere çekildi. Biz ne yaptık? Sadece kendi kendimize vızırdanıp durduk. Peki Cumhurbaşkanı, ya da Dışişleri? Kıbrıs Türkü’ne karşı işlenen insanlık dışı suçunu, o suçu işleyenlerin gözüne sokacak bir şeyler yaptılar mı? Ya da şöyle sorayım, öyle bir dertleri oldu mu acaba? Suçun tümünü bir kaç günlük hükümete atacak değilim, ancak pasiflik devletin ruhuna işlemiş gibi…

30 Haziran-4 Temmuz arası kutlanan Emekliler Günü ve Haftası etkinlikleri devam ediyor

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil