09 Aralık 2016

Hem direnişçi, hem çevreci: Kutlay Keço ve Erenköy direnişinin ruhu…

Haber İçi Üst

 

Erenköy direnişi, Kıbrıs Türklerinin Çanakkale’sidir… Çanakkale direnişinin ruhu, modern Türkiye Cumhuriyeti’ni yaratmışsa, Erenköy direnişinin ruhu da Kıbrıs Türk halkını yaratmıştır…
Toplam 522 kişiydiler. Yaklaşık 300’ü, eline hiç silah almamış, Türkiye’de üniversite eğitimi gören öğrenciler ve kimsenin hatırlamaz olduğu bir avuç Londralı gencimizdi. Vatanın tehlikede olduğunu görünce, sağcısı-solcusuyla canlarını hiçe sayıp gizlice Erenköy’e çıkmışlardı. Geriye kalanlar çoğunlukla çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan köylülerdi… Ellerinde, adaya kaçak olarak binbir güçlükle sokulan toplam 289 piyade tüfeği ve bir miktar diğer hafif silah vardı. Cephane sayılıydı. Yiyecekleri yoktu. Bir somun ekmek otuz altıya bölünerek yendi. Sabah kahvaltıları çay ve sayılarak verilen üç beş zeytindi. Tuzları bittiğinde, yemekler deniz suyunda pişirildi. İçecek suları yoktu. Sineklerin kurt attığı suları temizleyerek içtiler. Etrafları, sayıları 15 bini aşan ağır silahlarla, tanklarla, zırhlı araçlarla donatılmış düzenli bir ordu tarafından çevrilmişti. Günlerdir tepelerden üzerlerine mermi ve bomba yağıyordu. Önceleri başlarında doğru düzgün bir komutan dahi yoktu. Türkiye’ye haber saldılar. Efsanevi komutanlarına “gel, başımızda ol” dediler… Efsanevi komutan çizmelerini ve üniformasını çoktan çıkarmıştı. 1960 darbecileri onu zorla emekliye ayırmışlardı. Oysa o, ordunun en parlak askerlerinden biriydi. Kıbrıs’ta bütün imkansızlıklara karşın, kelle koltukta, yoktan bir direniş örgütü ve ada çapında 5000 silahlı direnişçi yaratmıştı. Hiç tereddüt etmeden çıkıp geldi. Adı, Rıza Vuruşkan’dı. Rumlar, Grivas’a generallik ünvanı, maaşı ve kahramanlık payesi verirken, Vuruşkan albaylıktan emekli edilmiş, adı bile anılmaz olmuştu. Darbecilere göre o, Yassıada’da astıkları Fatin Rüştü Zorlu’nun militarist yapılanmasını sağlayan kişilerden biriydi. Zorlu, Kıbrıs davasının en büyük kahramanlarındandır. Adada halen Türk varlığından söz ediliyorsa hem fiili ve hem de hukuki olarak bunu Zorlu’nun yaşamına mal olan çabalarına borçluyuz. Yeri gelmişken de belirtelim ki, hem Zorlu’ya ve hem de Vuruşkan’a olan minnet borcumuzu, adlarının birer anıtla ölümsüzleştirilerek ödenmesinin zamanı da çoktan gelmiştir.
Vuruşkan ve Denktaş’ın gizlice Erenköy’e çıkışı direnişçilere müthiş bir moral verdi. Askeri bir düzene girdiler. Bir uçtan bir uca denize kadar savunma hendekleri kazdılar. Uykusuz, aç ve susuz, günlerce ve gecelerce süren acımasız saldırılara kahramanca direndiler. Rumlar bu direniş karşısında Erenköy’de Türkiye’den gelen komando birliklerinin olduğuna inandılar. Moral bozukluğuna uğradılar. Asıl amaçları olan direnişçileri deniz dökebilmeyi başaramadılar. Şehit pilotumuz Cengiz Topel’in de aralarında bulunduğu Türk jetleri, Rum kuvvetlerini dağıtarak direnişi zaferle sonuçlandırdılar…

Erenköy direnişinin yıl dönümü olan önceki gün, o ezber bozan konuşmayı yapan Erenköy Mücahitleri Derneği Başkanı, bu efsanevi direnişçilerden sadece biridir. Meclisi çalıştırmayanları, hükümet kurup, bozmayı başarı sayanları sert bir dille eleştirdi konuşmasında. "Kendi evini düzeltmeyen kimseden saygı beklemesin. Dilencinin hiçbir seçeneği yoktur.” dedi. Oysa ondan beklenen sıradan vatan, millet sakarya nutuklarından biriydi. “Mücahit” sözcüğü bile yıllarca sadece “mücahit puanı”, “mücahitlik yıllarının emeklilik yıllarına eklenmesi”, mal, mülk, mevki talepleriyle anılır olmuştu. Oysa Erenköy direnişçilerinin vatanın elde tutulması dışında bir talepleri yoktu. Keço bize bunları yeniden hatırlattı. Yıllardır mütevazi bir yaşam sürdüren Keço, yalnızca bir Mücahit değil oysa. Bu toprakları vatan yapmanın en önemli olgularından birisinin çevre duyarlığı olduğunu da biliyor. Çoğu kişi bilmez Keço’nun bu özelliğini. Keço, Adanın en eski çevre örgütlerinden birinin, Kaplumbağaları Koruma Derneği’nin (SPOT-Society for Protection of Turtles) de 1980’lerden beri kurucusu ve en aktif üyesidir. Adı, yıllardır bütün çevre ansiklopedilerinde ve rehberlerinde yer alır. UNDP ve Avrupa Birliği’nin düzenlediği “Gelecek İçin Ortaklık” programı raporlarında adından iftiharla söz edilir. Nesli tükenmekte olan “caretta caretta” kaplumbağalarının koruyucu meleklerinden biridir. Çevre duyarlılığının artmakta olduğu bugünkü günlerde, tüm çevre duyarlılığına sahip gençlerimize biraz da onu tanıtmaktır amacımız. Tek hedefi gelecek nesillere yaşanabilir bir vatan bırakmaktır. Bu amaçla, Toparlanıyoruz hareketinin “toplum sözleşmesi”ne de imza koymuştur. Yolunuz düşerse, Grape Wine Restaurant’ta bulabilirsiniz onu. Bir acı kahvesini içebilirsiniz. Onunla sohbet etmenin ufkunuzu ne kadar açacağın göreceksiniz. Keço elbette Erenköy destanını yaratanlardan sadece biridir. Onun şahsında, bu direnişi yaratan herkese halk olarak binlerce teşekkürler. Bu direniş sırasında toprağa düşenlere binlerce rahmetler…
Son sözümüz de Erenköy direnişini anma törenlerine ilişkin. Bir “halk” olmamızın mihenk taşlarından biridir Erenköy direnişi. Her Kıbrıslı Türk gencine orada neler yaşandığını göstermek ve anlatmak boynumuzun borcudur. Bu nedenle, Erenköy, bir açık hava müzesi olarak düzenlenmeli ve gelecek nesillere bırakılmalıdır. Mümkün olduğunca oradaki bütün hendekler, kulübeler, siperler ve direnişin diğer sembolleri koruma altına alınmalı, o bir avuç mücahidin koyduğu yerlerin, tepelerin, sokakların isimleri de orijinal haline döndürülmelidir. Bu direnişin ruhu, Kıbrıs Türk varlığı adada kaldıkça nesilden nesile aktarılmalıdır…

YERİN KULAĞI VAR

İKİ ARADA BİR DEREDE KALDI:
Seçimlerden birinci parti çıkmasına rağmen, hükümeti kurma konusunda büyük sıkıntı yaşayan CTP, İkinci Cumhurbaşkanı Talat’ın açıklamalarıyla daha da zora girdi. Başkan Yorgancıoğlu’na, geçmişte DP ile yaşananlar ve Türkiye’nin DP’ye karşı duruşu nedeniyle karar vermekte sıkıntı yaşatırken, tabanın UBP’ye karşı ortaya koyduğu tavır da, karar aşamasında oldukça kafa karıştırıyor…Yukarı tükürse bıyık, aşağı tükürse sakal misali… Şu anda rahat olması gereken CTP, ne yazık ki UBP ve DP’ye göre daha sıkıntılı bir süreç yaşıyor…

MESAJ TATAR’A:
Cumhurbaşkanı Eroğlu, “Ekonomiyi yukarı taşıyacak bir hükümet temenni ediyorum” demiş. Son geçici hükümetin ekonomik konularda icraat yapmasına, düzenleme getirmesine imkan yoktu. Buna ne süreleri, ne de kuruluş amaçları uygun değildi. Demek ki, söyledikleri Ersin Tatar’ın “uçuyor” dediği, ekonomiyle ilgili. Anlaşılan, Eroğlu, Ersin Tatar gibi düşünmüyormuş…

HALK TEHLİKENİN FARKINDA DEĞİL:
Kıbrıs’ın kuzeyinde asayişin bozulduğu, geçmişteki güvenin, huzurun olmadığı gerçeğini bir türlü kabullenemiyoruz. Ta ki başımız tokuşuncaya kadar. Hırsızlar yine bayram telaşından yararlanmış, Allah ne verdiyse götürmüşler. Ama ya masa üstünde cüzdanlar bırakılmış, ya kapılar açık kalmış, onlar da fırsatı değerlendirmiş. Bence polisin, Türkiye’de olduğu gibi duvar afişleriyle halkı uyarmasında yarar var…

BİLMEDİĞİMİZ BİR ŞEY Mİ VAR:
ABD Başkanı Obama, Yunan Başbakanı’nı kabulünde, Kıbrıs Türk ve Rum taraflarından gelen mesajların kendilerini anlaşma yolunda cesaretlendirdiğini söylemiş, “Çözüm için büyük fırsat var” demiş. ABD bizlerden nasıl mesajlar almış bir türlü anlayamadık. Rumların yüzde yüzü anlaşmaya inanmadığını söylerken, bizim ise gündemimizin dibine düşmüşken nasıl mesajlar vermişiz acaba..?

SADECE CİĞERİNİ Mİ SÖKER:
CTP’nin UBP ile koalisyon yapmasını isteyerek, CTP’de belli bir kesimin tepkisini toplayan İkinci Cumhurbaşkanı Talat, katıldığı bir TV programında, “Tek alternatif olarak DP’yi görürseniz ve UBP’ye de eşit yaklaşmazsanız, DP o zaman ciğerinizi söker” değerlendirmesinde bulundu. DP-UG kendini alternatifsiz gördüğü sürece bırakın ciğerini sökmeyi yüreğini bile söker alır…

HABERLERİ YOK HERHALDE:
Ercan Havaalanı Rum tarafının korkulu rüyasıymış. Herhalde KTHY’nin battığından, Ercan’ı 25 yıllığına özel bir şirkete devrettiğimizden ve bu süre zarfında yeni bir havaalanı açmayacağımız konusunda taahhüt verdiğimizden haberleri yok. Yoksa bilselerdi Ercan konusunda bu kadar korkuya kapılmazlardı…

GEREKÇESİ OLAMAZ:
LTB çalışanları, bu bayram yine vatandaşı çöplerle karşıladı. Ödemeler konusunda yaşanan geçici bir sıkıntıyı bahane ederek, bayram öncesi Lefkoşa’nın birçok bölgesindeki çöpleri toplamayan işçiler, vatandaşın büyük tepkisine neden oldu. “Bu iş artık çığırından çıktı. Utanmayı attılar, ancak bundan sonra bizi hiçbir eylemde yanlarına bulamayacaklar” diyerek tepki gösteren Lefkoşa halkı başkandan, olaya müdahale etmesini istediler..

 

GÜNÜN FIKRASI…

Hakemler bizde
Bir devrin tüm as ve klas futbolcuları cennette buluşmuş. Cennetin baş meleği de futbol meraklısıymış. Şeytanı çağırtmış: “Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim ne dersin?”
“Boşuna oynamayalım, biz kazanırız”, demiş şeytan.
“Olur mu en iyi futbolcular bizde, ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde…”
Şeytan şeytanca gülümsemiş: Ama bütün hakemler de bizde…

ZİRVEDEKİLER
Kutlay Keço: Erenköy Mücahitler Cemiyeti Başkanı Keço, “Kendi evini düzeltmeyen kimseden saygı beklemesin. Dilencinin hiçbir seçeneği yoktur. Maalesef biz bu duruma düştük” dedi. Hükümet kurmak ve bozmanın kolay olduğunu, devlet yönetmenin beceri istediğini kaydeden Keço, devletin istendiği gibi çalıştırılamadığını da savundu. Bu sözleri protokolün de bulunduğu bir ortamda, hem de yüzlerine karşı söylebildi, çünkü o bugünleri yaratanlardı ve bu sözleri söylemeye herkesten çok hakkı vardı…

DİPTEKİLER
TAK Yönetimi: Tüm basının bilgi kaynağı, gözümüz gibi bakmamız gereken, tarafsızlığı hepimiz için vazgeçilmez olan TAK’ta, geçen hafta iki ayrı grev yapıldı. Kimse tam olarak sorunun ne olduğunu açıklamasa da, ortada bir sorun olduğu kesin. TAK, sendikaların kavga meydanı, ya da başsız, kimsesiz bir kurum olamaz, olmamalıdır. Üstelik bir daire olmasına karşın, sadece müdürü değil, bir de yönetim kurulu var ve bunlardan da tek bir açıklama yok. Sorun müdürden kaynaklanıyorsa, yönetim kurulu ne iş yapıyor. Nedir bu yönetim boşluğu..?

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil