09 Aralık 2016

Hedef olmayınca bir yere varılamaz

Haber İçi Üst

Maalesef ülkede yarına dair ortak bir hedef birlikteliği yok!..
“Gemisini kurtaran kaptandır” anlayışı egemen oldu.
Toplumsal kurtuluş arayışlarının yerini bireysel kurtuluş arayışı aldı.
Ülkede güven sorunu var.
Vatandaş kurumlara ve siyasete güvenini yitirdi.
Bu büyük bir sorun.
Ama bunu görüp düzeltmeye çalışan yok.
Güven sorununa paralel bitmek bilmez bir iktidar kavgası var…
Kişisel hırslar ve çıkarlar her şeyin üzerine çıktı.
Bunun çerçevede adımlar atanlara sorarsanız, her şeyi ülkeyi daha iyi bir yerlere taşımak için yapıyorlar!
Öyle mi?
Bakıyorum da, “yaşanan iktidar kavgası ne için?” diye sorduğumda şu soruları peşi sıra sıralamadan edemiyorum:
Bu kavga;
Ülkede bir şeyleri değiştirmek adına mı?
Toplumu daha iyi yarınlara taşımak için mi?
Daha çok demokrasi için mi?
Sürdürülebilir bir ekonomik yapı için mi?
Gençlerin ülkeden göçünü önlemek için mi?
Verimliliği ve rekabet edebilirliği kalmayan kurumları verimli ve rekabet edebilir bir hale getirmek için mi?
Milli geliri artırma adına mı?
Ülkede yasal düzenleme ve yapısal değişiklikler yapmak için mi?
Kamu reformunu gerçekleştirmek için mi?
Eğitim, sağlık, çevre gibi temel konularla yaşanan sorunlara çözüm üretmek için mi?
Yoksa iktidar gücünü ele geçirerek onun nimetlerinden faydalanmak, yandaşları faydalandırmak ve daha da güçlü olmak için mi?
Ne için…
   ***
Siyasi arenada kavga devam ederken, ülkede bir şeyler yitip gidiyor.
Sorunlar her geçen gün büyüyor.
Büyüdükçe de halk arasında var olan umutsuzluk ve güvensizlik artıyor.
Dayanışma, paylaşma ve birlikte ortak bir şeyler yapma anlayışı,  yerini bireyciliğe ve bireysel kurtuluş arayışlarına bırakıyor.
Sonuçta toplumsallık kaybediyor.
Ülke kaybediyor…
Bu da gelecek için sağlıklı bir gösterge değil.
                                           ***
Kavram kargaşası içinde, söylem ve eylemlerin örtüşmemesinin getirdiği sıkıntı işin cabası.
Dışarıdan bize bakanlara verdiğimiz fotoğraf hiç de hoş değil.
Hedefsiz, vizyonsuz, ne yapacağı konusunda şaşkın…
Siyasi partilerin ülke sorunlarının çözümüne dönük gerçek anlamda yaptıkları bir çalışma ortada yok.
Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC Hükümetleri arasında imzalanan ekonomik protokol 2015 yılına kadar geçerli…
Bu durumda seçim kampanyalarında siyasi partilerin ortaya koyacakları ekonomik programlar, bu protokolle ne kadar çelişebilir?
Devlette devamlılık ilkesinin esas olduğu gerçeği ortada dururken, var olan ekonomik protokolün 2015 sonuna kadar uygulanma zorunluluğu olduğunu söylemek ne kadar yanlış olur?
Bu konu yeterince tartışılabiliyor mu?
Bu konuda siyasi partilerin söyleyeceklerini ben önemsiyorum.
“Protokolü ben yırtıp atacağım” diyecek olan varsa, mali bütçesini nasıl denkleştirip maaş ve diğer ödemelerini nasıl yapacağını da halka anlatmak zorunda değil mi? 
Gelinen aşamada her şeyi büyük bir açıklıkla konuşup tartışmak gerekecek.
Her şeyi gerçekçi bir şekilde değerlendirmeliyiz.
Boş vaatlerle, popülist yaklaşımlarla bir yere gidilemeyeceği artık anlaşılmalıdır. Akılcı olmak ve meseleleri doğru zeminde doğru bir şekilde ortaya koyarak çözüm aramak durumundayız.
Şu anda memleketteki gidişattan memnun olan yok.
Yaşanan kavga ve tartışmalar endişe yaratıyor.
Umarım kısa bir zamanda ortaya konulacak akılcı yaklaşımlarla durum değişir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil