08 Aralık 2016

Hasipoğlu’nun sözleri şaka gibi…

Haber İçi Üst

Sağlık Bakanı Hasipoğlu yine her zaman olduğu gibi, en kolay yolu seçiyor ve basını suçluyor… Haber şöyle; “Sağlık Bakanı Ertuğrul Hasipoğlu, KKTC’nin kanser vakası konusunda dünyada beşinci sırada yer aldığını, hatta nüfusa göre bakılsa birinci sırada yer alabileceğini, ancak bunun sürekli gündemde tutulmasının  insanları tedirgin etmekten başka bir şey olmayacağını vurguladı”.

Doğru mu okudum diye baktım, bir daha okudum. Kanser vakalarında dünya beşincisi… Dehşet bir rakam. İnanılmaz… Herhalde yüzölçümüne bakılarak hesaplanmış. Bakan diyor ki, “Nüfusa göre bakılsa, birinci bile çıkar”… Aman Allahım.

Normal bir ülkede olsa, o ülkenin Sağlık Bakanı ne yapar? “Kansere neden olan etkenleri araştırıyoruz, tedbir alıyoruz” der. Ama bir şey daha söyler, “Farkındalık yaratıyoruz, halkı uyarıyoruz”.
Üstelik de sayın bakan bu sözleri “Kansere Karşı Farkındalık Ayı” dolayısıyla düzenlenen kanserle mücadele seminerinde söylüyor.

Yani demek istiyor ki, “Memleketimizde kanser dünyada birinci sırada, tehlike altındayız, ama bundan bahsetmeyelim, sürekli gündemde tutmayalım”. Ne yapalım, görmezden mi gelelim. Santrallerin filtrelerinden, hormonlu gıda maddelerinden, asbestli borulardan kanser olmaya devam edelim, bundan bahsetmeyelim. Aklımızı mı kaybettik. Hangi insan böyle bir tehlikeyi görür de etrafını uyarmaz? Hangi gazeteci bu tehdidi göz ardı edebilir? Hangi sivil toplum örgütü “Bana ne” diyebilir. Aklı başında insanın yapacağı iş mi bu?

Mücadelenin bir bacağı kanser yapan etkenleri ortadan kaldırmaksa, diğer bir bacağı eğitim değil midir, yani sayın bakanın katıldığı toplantının konusu gibi “farkındalık” yaratmak değil midir, bilinçlenmek değil midir? Halkı uyarmanın neresi kötü? Her gün de yapılsa, her dakika da yapılsa faydası var, zararı yok. Belki bu şekilde hiç olmazsa kansere neden olan çevresel faktörleri düzeltmeye zorlanabilirler belki.

Ha, neye zararı var biliyor musunuz, sürekli olarak artan kanser vakalarını duyan insanlar, ülkede sağlıktan sorumlu bir bakanlık olup olmadığını düşünmeye başlıyor ya, öyle bir zararı var…

OKUR UYARIYOR

Sayın Moreket,
THY’nin sürekli bir müşterisi olarak, son dönemde, KKTC’ye gönderilen uçakların kalitesindeki düşüş ve Atatürk Havalimanı’nda özellikle Kıbrıs uçuşlarında iniş ve kalkışlarda yaşanan çileyi dile getirmek isterim.
Geçtiğimiz hafta sonu acil işim dolayısıyla THY ile İstanbul’a uçtum. Ödediğim fatura 390 TL.  Bu parayı ödeyince ve seçtiğiniz havayolu da THY olunca, en konforlu uçuşu yapacağınızı sanırsınız, ancak hiç de öyle değil. Oturduğum koltuğun sünger kısımları tümüyle çökmüş durumdaydı, demirlerin üstüne oturdum bir anda. Hostese ilettiğimde, bana oturmam için üst üste 2 yastık verdiler. Eski İstanbul dolmuşlarından beter.  Nedenini sorduğumda ise, “Bu bizim kiraladığımız bir uçak, gözden kaçmış” dediler. Bir koltuğun bu hale gelmiş olması nasıl gözden kaçabilir ki?
Atatürk havaalanına indiğimizde ise, körüğü bir tarafa bırakın, zaman zaman özel havayolu şirketlerinin ya da eskiden KTHY’nin indirildiği hangarlardan da öteye, kilometrelerce uzağa götürdüler. Uçakta bir bey kalp krizi geçirmekteydi, ona rağmen apronda on dakikadan fazla yol gittik. Eş dost akrabalar, rötar yaptığımızı sandılar, ancak biz apronda kara yoluyla seyahat etmekteydik. Tam bir üçüncü sınıf muamelesi. Üstelik de buna ilk kez rastlamıyorum. Sürekli böyle bir uygulama var. Oysa bizler THY ile yurt dışına da uçuyoruz. Aradaki fark gündüzle, gece kadar.
Sorun sadece benim değil, hepimizin sorunu bu, sayfanızda yer vermeniz dileğiyle. (İsmi Mahfuz)

YERİN KULAĞI VAR
ÖVÜNMEYİ BIRAKIN:      
                                                                                                                                        Eğitim Bakanı Mutlu Atasayan Türkiye’de düzenlenen bir çalıştaya katılmış ve üniversitelerin öğrenci sayısı ile iftihar etmiş. Biz de ediyoruz da, onu sağlayan üniversitelerin kendileri. Eğitim sistemlerini, tanıtımlarını planlayan, uygulayan onlar. Oysa sayın bakan, ya da Eğitim Bakanlığı’nın birimleri, kendi okullarıyla övünebilirler mi, onu söylesinler. Sahiplenecekleri başarı bu olmalı. Yıkılan, dökülen, öğretmeni eksik, bir de üstüne üstlük eğitim kalitesi yerlerde sürünen bir sistem, bizi utandırıyor. Hele de üniversite sınavlarında ilk 500 lisenin içine giremeyen bir eğitim sistemi. Şimdi bu durumda kalkıp da üniversitelerle övünmek, abes kaçıyor. Haydi bakan tecrübesiz de, bürokratları övünmemin dozajını kaçırmasalardı…

DEVLETLE MAHSUPLAŞMA OLMAZ:                                                                                                                   

  YDÜ ödemediği elektrik borcuyla ilgili yaptığı açıklamada, 11 milyon TL’ye yakın miktarın, üniversitenin Sağlık Bakanlığı’ndan alacağına mahsuben Elektrik Kurumu’na ödenmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararının hiçe sayıldığını da iddia etti. YDÜ’nün devletten alacağı olabilir ancak, benim bildiğim usule göre taraflar karşılıklı olarak çeklerini yazarlar ve olay kapanır. Yoksa Ahmet’in alacağını Mehmet’in borcundan kesmek, ne devlet ciddiyeti, ne de etik olarak doğru değildir…

SAĞLIK BAKANLIĞI AÇIKLASIN:                                                                                                                        

YDÜ ile Elektrik Kurumu arasında yaşanan borç-alacak ilişkisindeki rakamlar dudak uçuklatıyor. YDÜ’nün kuruma olan, yaklaşık 11 milyon (eski para ile trilyon) borcun, Sağlık Bakanlığı’nın üniversiteye olan borcunun karşılığı olduğu iddia ediliyor. Bir vatandaş olarak Sağlık Bakanlığı’ndan, YDÜ’ye olduğu iddia edilen borcun dökümünü istiyorum. Sağlık Bakanlığı YDÜ’den nasıl bir hizmet almış ki, 11 milyon bir borç yapmış. Sayın Bakan bu borç dökümünü kalem kalem açıklamak zorundadır. Öde öde bitmeyen ne borcuymuş bu borç, açıklasınlar da biz de bilelim…   

BİZİMKİNİ NİYE KURTARMADINIZ:                                                                                                               

     Demokrat Parti Genel Başkanı Sedar Denktaş, Güney Kıbrıs makamlarının %50 ortaklık kabul etmesi halinde, Kıbrıs Havayollarını kurtarmak ve Kıbrıs‘ta yaşayan iki halkın ortak malı yapmak için yatırımcı bulmaya hazır olduklarını açıklamış. İlahi Sayın Denktaş, kendi hava yolunu batıran bir toplumun bir bireyi olarak bu önerinizde ciddi olmadığınıza inanıyorum. Madem elinizde böyle bir imkan vardı, kurtarsaydınız ya Kıbrıs Türk Hava Yolları’nı…

ÖZERSAY’IN PARTİSİ YYP Mİ OLACAK:                                                                                                      

    Toparlanıyoruz Hareketi olarak yola çıkan ve toplumsal sorunlarla ilgili olarak sürekli açıklamalar yapan Kudret Özersay ve ekibi partileşmeye gidiyor gibi. Son günlerde sosyal medyada yer alan, “Halk için yeni bir yol, Yeni Yol” sloganı, hareket partileşme yolunda ilk adımı atıyor mu sorusunu akla getirdi. Özersay’ın, “Bizim derdimiz siyasi parti olmak değildir, halk bunu isterse bundan da kaçamayız” sözleri de, artık partileşmeyi reddetmediklerini gösteriyor. Ardından gelen “Yeni Yol” sloganı ise, partinin isminin büyük bir ihtimalle, Yeni Yol Partisi olacağını düşündürüyor… 

TAŞKINKÖY’LÜLER MEMNUN:                                                                                                                         

Lefkoşa Belediye seçimlerinde Taşkınköy bölgesinin sorumluluğunu üstlenen, UBP Mağusa milletvekili Turgay Avcı ile Lefkoşa Kaymakamı Kemal Deniz Dana, seçim süresince iyi bir ikili oluşturmuşlar. Her ne kadar adayları Hasan Sertoğlu’nu sorumlu oldukları bölgede birinci sıraya taşıyamasalar da, yine de bölge halkından geçer not almışlar. UBP Taşkınköy örgütü, “Keşke tüm Lefkoşa milletvekillerimiz de bu ikili kadar özverili çalışabilselerdi, sonuçlar böyle olmazdı” demekten kendilerini alamadılar… 
GASTRİA, PETROLE KURBAN GİDİYOR:                                                                                                       

Hristiyanlar ve tarihe, kültür varlıklarına meraklı insanlar için, Templar Şövalyeleri’nin dünyadaki izlerini takip eden turlar düzenlenir. Hristiyanlığın özel bir tarikatı olan Templar Şövalyeleri, Kıbrıs’ta da yerleşmiş ve önemli izler bırakmışlar. Eşkıyalıkları kadar, taşıdıkları bir takım sırlarla da biliniyorlar. Şövalyelerin 13. yüzyılda Karpaz’da inşa ettikleri Gastria Kalesi, Turizm Bakanlığı’nın yayınlarında tanıtım açısından kullanılıyor. Ancak diğer yandan, Kıbrıs Türk Petrolleri’nin yeni yönetimi, bu alanı talan ediyor. Buna “dur” diyen de bölgenin Belediye Başkanı. Gücü yeter mi? Sanmam. Ciddi bir kültür mirası, Kı-Pet’le birlikte, arsa gibi devredilmiş anlaşılan…

 

ZİRVEDEKİLER
GAÜ:
Girne Amerikan da tıp fakültesi hazırlığında. Madenimiz, sanayimiz olmadığına göre, yapılacak iş, hizmet sektörünü geliştirmek. Önce üniversiteler, şimdi de sağlık yatırımları doğru yatırımlar. Girne Amerikan Üniversitesi’nin Türkiye’nin gözde kurumlarından Florance Nightingale ile yaptığı işbirliği, hem bu açıdan, hem de sektöre rekabet getirmesi bakımından umut veriyor.

 

DİPTEKİLER
KKTC’nin Kültürle İlgili Tüm Kurumları
: Tam 800 yıllık bir tarih ve kültür mirası yok ediliyor, reklamını yapan Turizm Bakanlığı dahil, ne Kültür Bakanlığı’ndan ne de onun Eski Eserler Dairesi’nden ses çıkmıyor. Hatta kalıntılar neredeyse yerle bir olurken, İçişleri Bakanı “haberim yok” diyor.  Yüzyıllar boyunca ayakta kalabilen kültür miraslarını, bu dönemin kafaları sayesinde bir bir yok edeceğiz anlaşılan.

Enginar üreticileri, ürünlerini Türkiye’ye göndermek için tırların gelip almasını bekledi

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil