05 Aralık 2016

Hamam eski, sadece taşlar değişmiş…

Haber İçi Üst

UBP Kurultayı nedeniyle yaklaşık bir yıl hükümetsiz kalan ülke, umudunu 28 Temmuz’da yapılacak erken seçimlere bağlamıştı. 4 yıllık icraatlarıyla tarihin en kötü hükümeti seçilen İrsen Küçük hükümeti gitmişti. Yine bu dönemde, Meclis nisap nedeniyle haftalarca toplanamamış, toplumu yakından ilgilendiren birçok yasa geçmemiş ve kadük olmuştu. İcranın başı ile devletin başı, hatta hanımları kavga halinde, birbirlerinin kuyusunu kazmaktaydılar. Halk bıkkın ve bezgindi. Otorite yerlerde sürünüyor, memlekette orman kanunları geçiyordu. İşte böyle bir tablonun değişmesi ve yerlerde sürünen güvenin tekrar yeşermesi için tek çare seçimdi. Halk ve partiler bu gidişata son vermek için kararlıydı… Ve sonunda erken değil, erken erken seçim kararı alınmış, umutlar yeniden yeşermişti…

Ancak sandıktan çıkan sonuçlar kimseyi mutlu etmemişti. Seçim süresince ülkeyi yöneten ve tüm kesimlerin takdirini toplayan Sibel Siber hükümetinin pozitif etkisi de ne yazık ki hiçbir partiyi tek başına iktidara taşımaya yetmemişti… İşlerini sessiz sedasız yürüten, mesaisini sadece toplumsal çıkarlara harcayan seçim hükümetinin de sonu gelmişti. Siber hükümeti, toplumdan yükselen, “keşke aynen devam etseler” sesleri arasında, bugünlerde görevini kurulacak “icraat hükümeti”ne devretmeye hazırlanıyor…
Diğer yandan yasalar gereği hükümet kurma çalışmaları son hızla sürüyor. CTP iki arada bir derede DPUG ile koalisyon görüşmelerini sürdürürken, masanın altından da UBP’ye “frikik vermeyi” ihmal etmiyor. İki partinin yaptığı görüşmelere bakıyoruz, hangi partinin kaç bakanlık alacağı dışında pek bir şey yok. Arabacıoğlu’nun 14-15 sayfa dediği hükümet programının ne içerdiğini bilmiyoruz. Zaten tartışılan o değil. CTP en başta, kendi programını olası koalisyon ortaklarına dikte ettirmiş. Ne DP-UG’nin, ne de UBP’nin bu konuda tek bir itirazı yok. Onlar için önemli olan alacakları koltuklar…
Bu halk UBP hükümetinden bu “rant paylaşımları” yüzünden, “senin adamın, benim adamım” tartışmaları yüzünden kurtulmak istemedi mi?.. 28 Temmuz seçimlerinde, mevcut sistemi ve yapıyı değiştirmek için sandıklara koşmadı mı?..
Ancak seçimlerin ardında geçen 24 gün gösteriyor ki, pek değişen bir şey olmamış. Statüko aynen devam ediyor. Dün olduğu gibi bugün de koltuğa kimin oturacağı kavgası yapılıyor. Hükümet kurma konusunda da yapılan tüm pazarlıklar bu yönde. Vatandaşın, memleketin geleceğini, beklentilerini düşünen yok…
Benzetmem tam olarak doğru mu bilmiyorum. Meclis’in durumundan bahsediyorum. Görüntü, aynı hamam aynı tas… UBP daha ilk günden oturuma katılmamış. Aslında geçen dönem, iktidar partisi koltuklarına oturmayı bile zul sayanlar, yine UBP’li vekiller değil miydi?.. Diğer yandan, Anayasa’nın verdiği bir görev, “hükümet çalışması var” denilerek erteleniyor. Bu ne rahatlık.

Sonuç olarak bakıyorum da, HAMAM ESKİ, SADECE TAŞLAR DEĞİŞMİŞ…

 

YERİN KULAĞI VAR

MECLİS DEĞİL ÇOCUK BAHÇESİ:
Seçim öncesi genç adayları öne çıkarmaya çalıştık. Seçmene aydın gençlere oy vermelerini salık verdik. Ancak daha ilk günlerden yaşananlara bakınca, “acaba hata mı yaptık” demekten de kendimizi alamadık. TDP’nin genç vekili Zeki Çeler, dünkü Meclis birleşiminde katip masası üzerine protesto amaçlı, oyuncak helikopter koymuş. Yarın bir başkası barbie bebek, bir diğeri match box arabasını getirirse hiç şaşmayacağım. Meclis değil çocuk bahçesi mübarek…

BİZ YANLIŞ YAPTIK:
CTP ile DP, Anayasa değişikliklerini konuşurken, milletvekili transferlerinin yasaklanmasını da ele almışlar. Fotoğrafa bir baktım, konuştukları kişiler, taze transferler. Yani bu durumda Taçoy, Kaşif ve diğerleri yaptıklarının yanlış olduğunu kabul mü etmiş oluyorlar?..

ÇALIŞANIN DURUMU DA MASADA MI:
Hiç sanmıyorum… Enflasyona yenik düşen çalışanların maaş ve ücretlerindeki kayıp, sadece son 2 yılda zaten yüzde 30’u geçmiş durumdaydı. Maaşı 2 bin olanın elinden, hayat pahalılığıyla fazladan 600 lira çıkmıştı. Son iki ayda dövizdeki son fırlamanın yüzde 9’lara ulaştığı hesap ediliyor. Yeni kurulacak hükümetin gündeminde, en azından asgari ücret artışı var mı acaba? Bugüne kadar paylaşımdan öte bir dertleri olmadığı görünüyor… Her ne hal ise, sendikalardan da tıs yok.

HEM AĞLARIM, HEM GİDERİM:
Koalisyon görüşmelerindeki bilinmezlik sürse de, aslında CTP’nin gönlünde yatan aslancığın DP-UG olduğu gün gibi aşikar. CTP işleri biraz ağırdan alıp, ta başından dediğim gibi, DP-UG’ye sünnetçi korkusu vermeye çalışıyor. Sizin anlayacağınız CTP’nin durumu o meşhur sözdeki gibi, “hem ağlarım, hem giderim” modunda…

DOĞUM ZORSA SEZARYEN YAPIN:
DP-UG Milletvekili Mustafa Arabacıoğlu, koalisyon görüşmeleriyle ilgili yaptığı değerlendirmede, “her doğum sancılı olur” demiş. Baktınız ki doğum zor olacak, o zaman hemen sezaryene geçersiniz doktorum. Önemli olan çocuğun sağlıklı doğması. Sizin bu konuları bizden iyi bilmeniz gerekmez mi?..

SERDAR’IN YERİNDE OLMAK İSTEMEZDİM:
Seçimlerde büyük bir başarı göstererek 12 vekil çıkaran DP-UG Genel Başkanı Serdar Denktaş, bugünlerde oldukça sıkıntılı. Olası bir koalisyon ortaklığında alacağı bakanlık sayısı taş çatlasa dördü geçmeyecek. Ancak 11 vekilin hepsi de bakanlık hayali kuruyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi, bir o kadar da dışarıdan bakan olmayı bekleyenler olunca Serdar Bey’in sinir katsayısı tavan yapmış. Eminim bugünlerde kimse Serdar Bey’in yerinde olmak istemezdi. Yukarı tükürse bıyık, aşağı tükürse sakal…

CTP, UBP’Yİ Mİ BEKLİYOR:
CTP’nin koalisyon görüşmelerinde işi ağırdan alması, “UBP’nin kararını bekliyor” iddialarını gündeme taşıdı. UBP’nin müstakbel genel başkanı Hüseyin Özgürgün’ün Ankara’ya çağrılması ve orada birtakım görüşmeler yapması kafaları karıştırdı. CTP ile yapılan görüşmelerde yaşanan sıkıntıların Ankara ile paylaşıldığı ve Özgürgün’ün, görüş aldığı yönündeki iddiaların ciddi ciddi değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum…

SUÇLU ONU ORADA TUTANDIR:
Mehmetçik Belediyesi sonunda maaşları da ödeyemedi. Aslında işin bu noktaya geleceği çok önceden belliydi, ancak tedbir alması gerekenler, aynen Lefkoşa’da olduğu gibi sadece seyrettiler. Başkan iki yıl önce tüm belediye meclis üyelerini keyfi bir kararla görevden almış, tüm harcamalarını ve icraatlarını yasa dışı olarak sürdürmekteydi. Maalesef yargımız geriden geldiği için, yasa dışılık sürdü. Sayıştay ise görevini yapmadı. Keyfi harcamalarının hesabını vermeyen Adalıer, şimdi çıkmış, “devletten alacaklarımızı alamadık” diyor… Hesabını sormazsan, adam da kendini haklı çıkarır. Belediye başkanı, seçilmiş olsa da bir kamu görevlisi, kamuya zarar veren belediye başkanına, böyle bir durumda bile görevden el çektirilmezse, ne zaman çektirilir acaba? Adalıer’in mensup olduğu DP iktidara geliyor, bu konuyu da yakından izleyeceğiz…

ŞER DÜZENİNİN SONUCU:

Hükümetin yaşadığı çelişkiye bakar mısınız. Bakan, “Bariyerleri olmayan gemi akaryakıt boşaltamaz” derken, çevreci duyarlılığıyla, doğruyu söylüyor. Ama kendisi bir bakan… Öyle bir bakan ki, doğruları biliyor, uygulamak da istiyor. Ancak otuz yılın çarpık zihniyetleri öyle bir düzen kurmuş ki, baş edemiyor. Sonuçta, elektriksiz kalmamak adına, tekneciğe akaryakıt, hiçbir kontrol önlemi olmadan boşaltılıyor…

ZİRVEDEKİLER
Mehmet Çakıcı:
TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı, seçimlerde partisinin istenilen sonucu almaması halinde istifa edeceği yönünde verdiği sözü yerine getirip istifasını sundu. Hatırlarsanız Serdar Bey de birinci parti gelmezlerse istifa edeceği sözünü vermiş ama istifa etmemişti. Sayın Çakıcı’yı istifanın da bir erdem olduğunu gösterdiği için kutlarım…

DİPTEKİLER
Yeni Meclis: Daha ilk günden yaşananlara baktığımızda, bu dönem de Meclis’i çok konuşacağımız anlaşıldı. Yemin krizi, boykot ve oyuncaklarıyla Meclis’e gelen çocuklar… Ne yazık ki en saygın kurum olması gereken Meclis, bu gidişle geçen dönemi pek aratmayacak galiba…

 

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam