22.02.2012 - 01:41
Okunma (423)
Yorum (1)
Paylaş

Lefkoşa'yı terk etme zamanı

Hafta sonu, uzun süredir yapamadığımız sabah yürüyüşüne çıkmak için niyet ettiğimde oğlumun, “Lağım kokan bu şehirde daha ne kadar yaşayacağız” demesiyle irkildim.

O, aylarla sayılı kısa bir süre sonra terk edecek bu şehri de biz yaşamaya devam edeceğiz.

Sabahları lağım kokusuna uyanacağız.

Delik deşik yollarında arabalarımızla birlikte sinirlerimizi de harap edeceğiz.

Kaldırımsız caddelerde trafik kurbanı olmayalım diye çaba sarf edeceğiz.

Değil çiçekleri, koca ağaçları bile kurutan suyuna talim edeceğiz.

Ve son dönemde bir çöp bidonundan farksız hale gelen bu şehre katlanmayı sürdüreceğiz.

Samimi bir itirafta bulunayım.

Çocukluğumun son dönemi ve ilk gençlik yıllarımın geçtiği, her sokağında bir tanıdığın her noktasında bir anının biriktiği, Haşmet Gürkan’dan, Hizber Hikmetağalar’dan,  Dr. Turhan Korun’dan geçmişini öğrendiğim kimin ne olduğunu bellediğim, o denli de sevdiğim ve hatta aşık olduğum bu şehri ilk kez terk etme duygusuna geçti içimden.

İlk kez bırakıp gitme travması yaşadım.

 

Başaran Düzgün'ün yazısının devamını okumak için tıklayınız

KENANARIFOGLU
22.02.2012 - 18:13
Misafir

CEVRE KIRLILIGI HAD SAFHADA. DIKKAT EDERSENIZ TOPLUM OLARAK YAPMAMIZ GEREKEN SEYLERDE HEP GERI KALIYORUZ. BIZLER TOPLUM OLMA OZELLIGIMIZI HERGECEN GUN YITIRIYORUZ. ULKEYI BIRBIRINE SEVGISI VE SAYGISI OLMAYAN INSANLARLA DOLDURDUK...


(Güvenlik İçin Max:750 Karakter)
Kalan Karakter Sayısı