"İzleyip görmek gerekir"
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde, devletin sağlıkta bazı hizmetlerden çok cüzi olarak alınan ücretlerin oranını bir anda artırması gündeme oturdu. Birçok insan bu olaya isyan etti, bazı sivil toplum örgütleri ise bunun Anayasa’ya aykırı olduğunu ifade ederek mahkemeye başvuracaklarını açıkladılar. Konu, çok tartışılacağa benzer ancak, önemli bir nokta atlanıyor. Uygulama, tam anlamıyla halka açıklanıp anlatılabilmiş değil. “Kimler bu uygulamadan muaf, kim ne kadar ödeyecek, vatandaş olmayanların durumu ne olacak?” gibi konular, ilgililerin açıklamalarında nerede ise hiç yer almıyor. Sadece bazı ödemelerdeki rakamlar kamuoyunda tartışılır hale geldi. Devlet hastanelerinin çok daha iyi duruma gelmesi, daha iyi şartlarda hizmet vermesi herkesin arzusu. Ancak son dönemlerde vatandaşın, yöneticilere güven sorunu yaşamasından dolayı burada bir sıkıntı doğdu. Evet, sosyal devlet vatandaşına parasız eğitim ve sağlık hizmeti vermek durumunda. Devlet çalışanları ve Sosyal Sigortalar sağlık hizmetleri için prim ödüyorlar. Tepki gösterilmesinde haklı nedenler var. Ancak devlet yetkilileri halka sürpriz yapmak yerine, çıkıp derdini anlatsa, bir süreliğine halka daha iyi hizmet verebilmek adına böyle bir uygulamaya gidileceğini anlatsa, eminim kamuoyu da bu kadar tepki içinde olmazdı. Artı, bunun yanında fonda toplanacak paranın nerelere harcanacağını da halkın net olarak bilme hakkı var. Ancak ne yazık ki, ülke olarak bilgi verme ve şeffaf olma sıkıntısı yaşıyoruz. Devlet bütçesinde sıkıntı olabilir, daha iyi hizmet verme istenciniz olabilir. Ancak bunu kamuoyu ile paylaşıp, ne yapacağınızı anlatıp, destek almadan bunu yapamayacağınızı da bilmeniz gerekir.
Öğrenci ve vatandaş olmayanların durumu
Sağlık Fonu Yasası iç düzenine göre, tartışılmayan konulardan birisi de “yabancıların” sağlık hizmetlerinden yararlanması. Buna göre, KKTC’ye ikamet amacıyla gelen her yabancı ve/veya KKTC’deki yükseköğrenim kurumlarına kayıt yaptıran ve öğrenimine devam eden yabancı uyruklu her öğrenciden, başlangıçta geliş tarihi itibarıyla asgari ücretin yüzde onu kadar ödenek tahsil etmek suretiyle, diğer yıllar için her mali yılın başında olmak üzere prim ödeneği alınır. Bu yasa tahtında, prim ödeyen yabancı kişiler, primi ödenen yıl için kamu sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanır. Bu rakam da 130 TL’ye denk gelir. Bunun yanında bir de geçici maddede halen KKTC’de bulunan yabancılar için de durum tanımlaması yapılıyor, sağlık hizmetlerinden yararlanılması konusunda. Halen KKTC’de ikamet eden yabancılar ile KKTC üniversitelerinin yükseköğrenim gören yurt dışından gelen öğrencileri hastane idaresine sağlık fonu adına asgari ücretin yüzde onu oranında prim ödeneği yatırmaları halinde bir yıl süre ile kamu sağlık hizmetlerinden yararlanabilirler deniliyor. Tüm bunları Serbest Çalışan Hekimler Birliği Başkanı Kandemir Berova ile konuştuk. Konuyla ilgili onun görüşlerini aldık.
“Ödeme yapmayacak kişiler tanımlandı”
HAVADİS: Sağlık Kurumları Ücretler Tarifesi Tüzüğü’nü siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
BAROVA: Bu tüzüğün amacı, kamu sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların ödeme biçimlerini düzenlemek. Hastalar ödeme açısından 3 kategoriye ayrıldı. Tam ücretliler, indirimli ücretli kategorisi ve bir de ücretsiz kategori. Ücretiz kategori çok geniş bir yelpazeyi kapsıyor ülkemizde. 40 kalemlik bir liste var önümüzde ve bunlara da ödeme şartı getiriliyor. Kamuoyunda tartışılan kısım da budur. Bu ücretsiz kategori, bazı koşullarda 40 kalem hizmet için tüzüğün ekinde belirtilen ücretleri ödemek zorunda kalacak. Belli bir kısmı devlet ayırıyor, hiç ödeme yapılamayacak olanları. Örneğin sosyal yardım alan ve dar gelirlilik belgesine sahip olanlar, kamu görevlisi olmayan özürlüler, hastalıkları sağlık kurulu ile belgelenmiş kanser, AIDS, tüberküloz, lebra hastaları, thalassaemia, hemodializ hastaları, hemofili hastaları, büyüme hormonu hastaları, organ nakli hastaları, ms hastaları, als hastaları, miyestanya gravis hastaları ve insülin kullanan diyabet hastaları, askerler, mahkumlar, mülteciler. Bu kişiler sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanacaktır.
“Herkes sağlık belgesini yanında taşımalı”
HAVADİS: Bu durumun böyle olmasını sizler destekliyor musunuz?
BEROVA: Söz konusu kişilerden ücret alınmamasını bizler de onaylıyoruz. Bu kronik hastalar ellerinde olmadan birçok kez kontrole, muayeneye gider. Onlara ayrıcalık tanınması olağandır. Maddi durumu olmayanlardan da ücret alınmayacak deniyor, belge getirdiği sürece. Artık bundan sonra herkesin sağlık belgelerini yanında bulundurması gerekir. Sağlık sigorta belgeleri ile hastaneye gitmelidirler. Özel sağlık hizmetlerinde de biz bunu istiyoruz. Bazı hastalar sigorta kartını yanında getirmediği için ilaç defterini de getirmez. Halbuki bu kişilerin ayda iki kez ilaç alma hakkı vardır. Yazdığımız reçetenin hasta sadece yüzde 20’sini öder. Ancak çoğu insan bu konuda bilinçsizdir ve kartını getirmediği için bu haktan yararlanamaz. Hastanede de insanlar hastalıklarını belgeleyen kağıtlarını yanlarında taşıyarak hastanede memurlara bu konuda hakkı olduğunu ifade etmeli.
HAVADİS: Bu kişiler dışında kalanlardan belli bir ücret alınmasına nasıl bakıyorsunuz?
BEROVA: Bu konu tartışılabilir. Kamu görevlisi bu konuda yatırım yapıyor. Neden ücret ödesin? diye akıllara gelebilir. Bu uygulamanın ne “yanındayım” diyebilirim ne “karşısındayım” diyebilirim. Gönül ister ki, sağlık sigortası olan insanların bir hukuksal poliçe çerçevesinde sağlık hizmetlerinden faydalansın. Ücretli ise, ücretli katkı paylı ile. Pirim alınırken bunun kişiye sunulması gerekir. Normali budur. Bu sistemle devlet kaldıramayacağı bir yükün altına girdi. O açından bakılınca tamam. Ancak, kişisel haklar açısından bakılınca zorda kalıyorsunuz karar vermekte. Burada ödenecek miktar önemli değildir. Bu yeni tüzük olumlu yanları da olan fakat tartışmalı yanları da olan bir tüzük. Elbette daha iyi sindirilecektir maddeleri. Eğer ciddi sıkıntı yaşanan kısımlar olursa, sanırım bunu gerekli merciler dikkate alarak bazı düzenlemeler yapacaktır. Bakanlığa biraz zaman vermek gerekir. Bu tüzüğü nasıl uygulayacak görelim. Beklemek lazım. Dikkat edilmesi gereken şey, yasal mevzuata hizmet verenlerin (hastane görevlilerinin) azami hassasiyeti göstererek vatandaşa davranmaları. Çalışanların adil ve hümanist olmaları gerekir her zaman için.
“Ödemeler gönüllü değil”
HAVADİS: Başbakan bir açıklamasında ödemelerin gönüllü olacağını söyledi. Sizce bu mümkün mü?
BEROVA: Bu yasal bir mevzuattır. Ben bir gönüllülüğe rastlamadım açıkçası.
HAVADİS: Sosyal Sigortalılar açısından tüzükte durum nedir?
BEROVA: Sosyal Sigortalar Yasası uyarınca da bu tüzüğe göre ödemeler yapılır. Sigortalılar tam ücret ödeyenler kategorisindedir. Ancak bu ücretler Sosyal Sigortalar Yasası uyarınca Sigortalar tarafından karşılanır. Bizim pratikte gördüğümüz Sosyal Sigortalar hastalarının etkilenmeyeceğidir. Ancak kişiye ödemeler nasıl yapılacak bilmek lazım. Bunu Sigortalar’dan iyice soruşturup araştırmak gerekir.
HAVADİS: Tüzükle Sağlık Fonu oluşturulmasına nasıl bakıyorsunuz. Toplanılan para ile sağlık alanında yatırım yapılacağı ifade ediliyor?
BEROVA: Buna olumlu bakarız. Bu fonda toplanacak olan paranın uygun bir şekilde yine sağlık için kullanılması ve ileride de ideal olarak gördüğümüz kamu sağlık kuruluşlarında tam gün hizmet şartlarının oluşturulmasında kaynak yaratmasını uygun buluyoruz.
“Beklentimiz tam güne kaynak yaratılması”
HAVADİS: Bunun denetlenebileceğine inanıyor musunuz?
BEROVA: Yasaya göre denetlenmesi gerekiyor. Bizim beklentimiz, bu fonun uygun şekilde kullanılması ve fonla birlikte her zaman tam güne engel gösterilen kaynağın bununla ortadan kalkmasıdır.
HAVADİS: Ödemeler gönüllü olabilir dendiği için, bu durum hastanede keşmekeş yaratmaz mı?
BEROVA: Hasta ile kamu görevlisi karşı karşıya kalabilir. Bu açıklama bence yanlış oldu. Bunun hukuksal zeminde netleşmesi gerekir. Yasal netlik şarttır. Hasta ile kamu sağlık kuruluşlarında çalışanların çatışmasını engellemek lazım.
“Hastanede tam gün çalışmayı getirmesini arzuluyoruz”
HAVADİS: Tüzükte öğleden sonra doktorların hastanede hasta bakması konusu var. Bu nasıl gerçekleşir sizce?
BEROVA: Bu tüzük, kamu doktorlarına mesai saatleri dışında hastanede Sağlık Bakanlığı’nın izni ile hasta bakma hakkı veriyor. Bunun da öteden beri tartışılan tam gün çalışmaya zemin hazırlamasını umuyoruz. Yine de işleyişi izlemek görmek gerekiyor. Serbest Çalışan Hekimler Birliği olarak bizim hedefimiz, sigortalı hastaların serbest hekimlere de açılmasıdır.
HAVADİS: Bu konuda umudunuz var mı?
BEROVA: Umut her zaman için olmalı. Önemli olan niyet, istek ve vizyondur.
HAVADİS: Genel olarak, Serbest Çalışan Hekimler Birliği olarak devletten beklentiniz nedir?
BEROVA: Beklentimiz, sağlığın bir bütün olarak görülmesi. Sağlık hizmetlerinin de bu bütünlük içerisinde olması ve halkın daha iyi bir sağlık hizmeti alması için düzenlemeler yapılmasıdır. Bu açıdan sigorta hekimliği oluşturulması gerekiyor. Serbest hekimlerin, bu şekilde ulusal sağlık sistemine entegrasyonu sağlanmalıdır. Bu da elbette ki daha kapsamlı bir genel sağlık sigortasının sağlanmasıyla olabilir.
“Öğrenci ve vatandaş olmayan asgari ücretin yüzde onunu ödeyecek”
HAVADİS: Vatandaş olmayanların sağlık sistemini kilitlediği, sağlıkta bütçenin bu nedenden yetmediği ifade ediliyor. Buna katılır mısınız?
BEROVA: Vatandaş olmayanların bir kısmı sigortalıdır. Bunun dışında hiç sigortasız olanlar var. Onlara zaten sağlık hizmetlerinden ücretli faydalanma hakkı getiriliyor. Dolayısıyla, bence kaçak yaşamı caydırıcı tarzda düzenlemedir bunlar. Tabii tam uygulanabilirse. Ciddi bir muhasebenin uygulanması lazım. Eğer gerçekte uygulama olmazsa o zaman eşitsizlik ortaya çıkar. Bu olmazsa adaya gelişlerde sağlık sigortası şartı getireceksiniz ki bu öğrenciler için yapılıyor.
HAVADİS: Yurt dışından gelen öğrenciler için tüzükte uygulama nasıl?
BEROVA: Adada bulunan yabancıların durumu geçici madde ile düzenlendi. Şu anda, adada bulunan ve vatandaş olmayanlarla öğrenciler için, asgari ücretin yüzde onunu hastane idaresine yatırmaları halinde bir yıl süreyle kamu sağlık sisteminden yararlanabilecekleri yer alıyor.
HAVADİS: Devlet hastanesinden bazı hastaların YDÜ sevkine nasıl bakıyorsunuz?
BEROVA: Sağlık Kurulu’nun karar verdiği kişiler gidiyor oraya. Hastane Sağlık Kurulu’nun kararı önemli. Ülke içinde yapılabilen bir şey ise YDÜ’de yapılmasında sakınca yoktur. Ancak devlet hastanesinde yapılabilecek ise ve yönlendirilir bu doğru değildir. O nedenle devlet hastanesinin yenilenmesi gerekir, yönlendirmenin azaltılması için.
“Sağlık sistemi düzensizlikler içeriyor”
HAVADİS: Ülkedeki sağlık sistemi nasıl?
BEROVA: Düzensizlikler içeriyor. Birçok aksaklık içeriyor. Ancak kötü düzeyde değil. Hastaların uzman hekimlere ulaşması yönünden birçok Avrupa ülkesinden daha avantajlıyız. Eksik olan, ülkedeki insan gücünün, özellikle sağlık sisteminde, etkin bir şekilde sistematik hale getirilememesidir aksaklıkları yaratan. Eksik olan insan gücü değil. Eksik olan eldeki imkanların etkin kullanılamamasıdır.
HAVADİS: Özel hastanelerin maddi durumu nasıl bu dönem? Sorunlar olduğu söylenebilir mi bazıları için?
BEROVA: Ekonomik darboğazdan geçilen bu dönemde, maddi sıkıntı içerisine girmeleri doğaldır. Bir sıkıntı vardır. Bu, hizmetlerin yeterli düzeyde verilememesi sonucunu getirebilir. Onun için serbest hekimler ve muayeneler babında sağlık kuruluşlarının ekonomik çalkantılara daha dayanıklı olacağına inanıyoruz.
“Modüler bir hastane gerekli”
HAVADİS: Sağlık Bakanlığı başkent Lefkoşa’ya yeni bir hastane yapımından bahsediyor. Sizce bu gerekli midir?
BEROVA: Modüler bir hastanenin yapılması bize göre de gereklidir. Buna olumlu bakıyoruz. Ancak tabii elde olan binaların da heba edilmemesi, israf edilmemesi ve gerekli restorasyonları sağladıktan sonra yine kamu yararına kullanılması gerektiğini düşünüyoruz.
HAVADİS: Son olarak Serbest Çalışan Hekimler Birliği olarak yetkililere mesajınız nedir?
BEROVA: Çok karmaşık olan sağlık mevzuatını sadeleştirerek ve bir çatı altına toplayıp sadeleştirerek daha anlaşılır hale getirilmesi gerekiyor. Mevzuatın hiçbir yoruma açık kalmayacak şekilde düzenlenmesi gerekir. Bizim yetkililere söyleyeceğimiz budur.
Henüz Yorum Yok.
İlk Yorum Yapan Siz Olmak İstermisiniz.

Güncel Haberler
- Her görüş değerlidir...
- Dünyanın en iyi restoranları
- Ekonomik kriz ve Kıbrıs sorunu!
- UBP muhtırası!!!
- Kabineyi “Kartal yaptı” ve gitti
- Sefalete Terk
- Çekici kurtarmak için kolundan oldu
- “Ekonomiye katkı sağlar”
- “Bizi sırtımızdan vurdu”
- Gençler Emre Altuğ’a aktı…
- Meliz ve Yiğitcan zehirlendi
- “Üretim durmasın”
- “Dikkatli ol Mustafa, seni vuracaklar”
- Ercan için ihale bugün açılıyor
Yorumlanan Haberler
Be Gavole
24.05.2012 - 10:35
Ekonomiye altın kan
Be Gavole
24.05.2012 - 10:29
Ekonomiye altın kan
vatandaş hasan
24.05.2012 - 02:12
Pasaport yasağında ikinci adım
vatandas
22.05.2012 - 02:52
Mafya yöntemi
Erdal
21.05.2012 - 06:04
Sinek gibi zehirleniyoruz




















