“Yediği .oku Serez Kadısı yemez!..”
Ahmet Okan Poli Dergisi'ndeki nostaljik köşesiyle geçmişe ışık tutmaya devam ediyor. İşte Ahmet Okan'ın bu haftaki yazısı...
1-Anamın sözü:
“Yediği .oku Serez Kadısı yemez!..”
...
Gözlerinin rengi asma yeşili ya da çakıstes çalması...
Her birşeye kızdığında “Yediği .oku Serez Kadısı yemez!..” derdi...
Kibar kızgınlığı yeşil gözlerine bulaşırdı...
Kimdi bu Serez Kadısı?..
Henüz küçüktük ve bu sözün ne anlama geldiğini bilmiyorduk...
Ama doğduk büyüdük, onun ağzından hep işittik bu sözleri...
“Yediği .oku Serez Kadısı yemez!...”
...
Bazen bize, bazen başkalarına...
Kime kızarsa kızsın, kızgınlığını bu sözlerle belli ederdi...
Serez Kadısı da her kim idiyse, fena halde bir .ok yemişti!..
Yoksa, yeşil gözlü anam niye “Yediği .oku Serez Kadısı yemez!...” desindi!..
Bu Kadı, öyle bir şey yapmıştı ki, insanların diline düşmüş...
Ve nesilden nesile onun yediği halt bir tekerlemeye dönüşmüş...
Demek ki, bir .ok yerken dikkat etmek lazım! Serez Kadısı gibi yememek lazım!...
Eğer yerseniz, size de“Yediği .oku Serez Kadısı yemez!...” diyebilirler...
Yani ondan daha beter!..
Yapacağınız halt ne ise, Serez Kadısı’nı aratmamalı!..
...
Gerçekten, anam her kızdığında niye bu sözleri söylüyordu?..
Bizde Serez diye bir yer var mıydı?..
Serez varsaydı neredeydi?..
Üstelik bu lakırdıları bir başkasından hiç işitmemiştik...
Belki kullananlar vardı ama, en azından ben bilmiyordum...
Anacığım kullandığına göre, onun da diline bir yerlerden düşmüştü... Belki nenemden, belki dedemden... Belki onun nenesinden dedesinden...
Her neredense...
Nihayetinde bir Serez bir de Kadısı vardı ve bu kadı besbelli bir ..k yemişti!
Yemeseydi, dillere niye düşsündü ki!
Üstelik onunla birlikte azarlanıyorduk!
“Yediği .oku Serez Kadısı yemez!..”
Aynı kefeye giriyorduk Kadı’yla!..
Daha da öteye...
Çünkü o bir .ok yemişti ama, bizim yediğimizi o bile yemezmiş!...
Böyle bir durum!..
...
2- Donumuza kadar:
Bu sözün her türlü insana ve onların yaptıklarına karşı kullanıldığını anımsarım...
Bir hırsızın yediği haltlara karşı...
Bir dedikoducuya karşı...
Memleketi felakte sürüklüyen kötü bir idareciye, politikacıya karşı...
Karısını kocasından ayıran bir fingirdeğe karşı...
Bir katile, bir tecavüzciye karşı...
Bunlar tamam da, çişimizi donumuza kaçırdığımızda, anamın “Bak şimdi! Yediğin .oku Serez Kadısı yemez!...” demesini anlamamıştım hiç!..
Serez Kadısı buralara kadar düşmüştü!..
Yani donumuza kadar!..
Bizim evde, herşeyin ceremesi Serez Kadısı’na ödettirilirdi...
Neydi bu Serez Kadısı’nın yediği .ok be!
Ben daha çişimi kaçırdığım yaştayken ve uzun zaman bu sözlerin içinde geçen Serez Kadısı’nı hiç anlamaz ve telafuz edemezdim.
Serez Kadısı adının zor oluşundan değil, bunları anlamsız bulduğumdan...
Serez neydi, Kadı neydi?..
Hiçbirşey çağrıştırmıyordu...
...
3- Tezek:
Nedendir bilmem, eşek, at dışkılarının kokusu ile mandra kokuları çok hoşuma gider!..
Ne yalan söyleyim böyle işte!..
Çam ormanlarındaymışım gibi kokusunu çekerim içime!..
Köy algısı, o kokularla zihnime yerleşmiş...
Bu yüzden zaman zaman çevremden azarlanırım!..
Bana burun kıran yakınlarım bile olur!..
“Sanki onlar hiç .ok yemediler” diye geçiririm içimden!
...
Çok ağlayan çelimsiz bir çocukmuşum...
Ağlamaya başladım mı susmak nedir bilmezmişim...
Günlerden bir gün böyle bir anda, susayım diye ağzıma eşek dışkısı koymuşlar... Tezek... Yani .ok!..
Bunu da yapan anam!..
O nazik, o çocukları uğruna ölen kadın!..
Belki bu yüzden tezek ve mandra kokuları hoşuma gitmiştir hep!..
Doğduk büyük, benim yediğim .ok hep alay konusu oldu...
“Bu, zaten küçükken yedi” deyip, yediğim şey hatırlatılırdı bana!..
Bu yüzden aklım bir takım şeyleri kesmeye başlayınca“Yediği .oku Serez Kadısı yemez” şeklindeki azarlanmalarda, benim de .ok yediğim gelirdi aklıma!
Acaba ikimiz de aynı .oku mu yemiştik?!
Çocuk yüreğim anama kırılırdı...
Beni, Serez Kadısı’nın yerine koyduğu için!.. O ne .ok yediyse!..
...
4- Vay .rospu!..
Tam Girne Kapısın’daki Atatürk Heykelinin orada...
Bir kız yaya geçidini geçmiş, ben ise beklemede...
O, heykelin yanına varınca dönüp bana bir laf atmıştı...
Ne söylediğini de anlamamıştım hiç...
Suratı da oldukça naletti... Gözleri deli bakışlı...
Bir an şaşırıp çevreme bakmış, atılan lafın bana mı atıldığını anlamaya çalışmıştım...
Hayır... Banaydı...
Görmüşlüğüm vardı ama, hiçbir muhataplığım yoktu kendisi ile...
Çekip gitmişti öylece...
Henüz lise yıllarındaydık...
Ben erkek lisesine, o kız lisesine gidiyordu...
Bir refleksle kravatımı düzeltir gibi yapmış ve hiç oralı olmadan çekip eve gitmiştim. İçimden de “derdi ne ki bu delinin?” diye geçirdiğimi hatırlarım...
...
5- Karakolda Kadı var!:
Mevsim ilkbahar olmalıydı...
Bizim sokağın kadınları kapı önlerini çoktan sulamış, sandalyelerini de dışarıya çıkarmaya başlamışlardı...
O sırada biri dayandı evimizin kapısına...
İsmimi sorarak bu evde oturup oturmadığımı sormuş...
Hemen beni çağırdılar...
Kendimi tanıttıktan sonra, “Seni karakolda bekliyoruz, ifaden alınacak” dendi...
...
Düzene ilk diklendiğimiz yıllardı...
Bu yüzden bir kere karakola çağrılmış ve dağıtılan bildiriler hakkında ifademe başvurulmuştu...
Yine ifade alacaklardı...
Kaşarlanmış bir deverimci gibi hiç umurumda olmamıştı bile...
Ne olacaksa olsundu! Bu düzen yıkılmalı anasını sattığımının...
Bir kahraman edasıyla gittim karakola. Sordum soruşturdum ve ifademi alacak memurun karşısına dikildim...Annım açık...
Başını kaldırıp öylece bir bana baktı...
Üstümde yeni aldığım okyanus mavisi kadife, mevsimlik bir ceket vardı...
Beyaz gömleğimin yakalarını, ceketin yakalarına düşürmüştüm...
Ceketin içinde yelek...
Saçlarım ve barbetlerim hafiften uzun...
Ayaklarımda Beatles botu. Topuklu...
Pantalonum dar paça...
Belimde kalın kemer...
“Beni çağırmışsınız” dedim ama, adam hâlâ beni süzüyor!..
Aklından ne geçiyordu kim bilir!
“Bunlar mı düzeni yıkacak be!...”
“Otur” bile demedi...
Ve bu süzme faslı bittikten sonra hemen yapıştırıverdi: “Nedir yaptığın senin be! Yediğin .oku Serez Kadısı yemez!...”
Bir anda zihnime parçalı bomba atılmıştı sanki...
Serez Kadısı yine karşımdaydı!..
Üstelik karakolda!..
Birşey düşünemiyordum...
Zihnim karartma altındaydı...
Acaba memur beyin bahsettiği .ok hangi .oktu!..
Dağıttığımız bildiriler .oktan mıydı?..
O bildirileri hatırlamaya çalıştım...
“Bağımsız Kıbrıs” istemiştik... .oktan birşey miydi bu?!..
Benim babam da polisti ve o bu işlere hiç de .ok olarak bakmıyordu. İçten içe destekliyordu da biçarem...
Ama bütün polisler öyle olamazdı elbet...
Bu henüz ikinci kez karakola düşüşümdü...
Ama, memur bey de anam gibi Serez Kadısı’ndan bahsettiğine göre, yediğim .ok Kadı’nınkinden daha beter olmalıydı!..
Yahu, kim be bu Serez Kadısı?! Ne tür bir iş yapmış da onca yıldır her bir .ok yediğimizde ona benzetiliyorduk!..
Bağımsız Kıbrıs’la Serez Kadısının yediği .ok arasında ne gibi bir bağlantı olabilirdi?!
Bağımsız Kıbrıs da yanlış, Serez Kadısı’nın yediği .ok da mı yanlıştı!..
Çıldırmak hiçtendi doğrusu!...
Polis memuru ile aramızdaki gerilim, artık benim başıma birşey geleceğine işaret ediyordu...
Gerçekten .oktan bir durumdu...
Kaşlarını çatmış, elinde pennası, önünde birkaç kağıt parçası, İngilizden kalma kasvetli bir odada yüksek perdeden haykırmıştı: “Yediğin .oku Serez Kadısı yemez!...”
İlk şaşkınlığı atlatınca, gözleri gözlerimde çakılı vaziyette ekledi:
“Utanman da yoldan geçen gızlara sataşın?..”
İkinci kez zihnim paramparça olmuştu...
Ben bağımsız Kıbrıs’ı falan düşünürken, bu da neydi?..
Hangi kıza sataşmışım... Ne oluyordu gerçekten?...
Derken, polis memuru devam etti...
Bu günün hangi gün olduğunu hatırlatarak, mekan ve saat vererek, tam Atatürk heykelinin orada güppegündüz bir kıza sataşmışım... Ve bu, büyük bir ahlaksızlıkmış hem de suçmuş... Yediğim .ok buymuş!.. Bunu Serez Kadısı bile yemezmiş!..
Sonunda zihnimdeki karartma kalkmıştı!...
Anamdan duyduklarımı polisten de duyuyordum!..
Şimdi ben ne demeliydim: “Ama memur bey, ben değil, asıl o bana sataştı..” İnanacak mıydı?
Bir bayan bir erkeğe sataşır mıydı hiç!..
Nasıl olurdu böyle birşey!..
Sonra deseydim ki “Ama memur bey, ben Kadı’nın yediği .oku bilmem ki!...”
İnancak mıydı?..
Polisin derdi Kadı değil, benim yediğim şeydi!..
Ben meseleyi nihayet anlamış ve “Vay .rospu” diye içimden geçirirken” polis memuru hâlâ “Yediğin .oku Serez Kadısı yemez senin” diyordu...
Çıldırmak geldi içimden...
Sataşmakmış, kızmış, Serez Kadısı’ymış!..
O deli gözlü kızdan çok Serez Kadısı’nı düşünüyordum!..
Anam her bu sözü söylediğinde öfkesi yeşil gözlerine bulaşıyordu ama, polisin öfkesi avuçlarının içinde yumuruklaşmıştı!..
Serez Kadısı’nı o da bildiğine göre, durum hiç de iyi değildi!..
Bir kıza gün ortasında sataşmak kötü birşeydi...
Ama derdimi nasıl anlatabilirdim ki!..
Küçükken yediğim .oklarla, Serez Kadısı’nın yedikleri zihnimde çarpışıyordu!..
...
Olacak şey miydi bu?..
Dağıttığımız bildiriler nedeniyle içeri tıkılsak tamam... Yok da bu .oktan şeyler için!..
Polis memuru okul müdürümüz gibi beni tepeden tırnağa bir kez daha süzerek “Hadi git işine... Bir daha böyle şeyler yapma” diyerek postalamıştı...
Benim de artık ilk işim Serez Kadısı’nın kim olduğunu bulmaktı...
Onun yediği .oku mutlaka öğrenecektim...
...
(Geçtiğimiz sayıda Donmuş Gözlerle adlı şiirin 3. Paragrafının son satırı “Sosyalizm pazara düşmüş haraç mezat satılıyordu” olacaktı. Düzeltiriz: Poli)
Henüz Yorum Yok.
İlk Yorum Yapan Siz Olmak İstermisiniz.

Güncel Haberler
- Her görüş değerlidir...
- Dünyanın en iyi restoranları
- Ekonomik kriz ve Kıbrıs sorunu!
- UBP muhtırası!!!
- Kabineyi “Kartal yaptı” ve gitti
- Sefalete Terk
- Çekici kurtarmak için kolundan oldu
- “Ekonomiye katkı sağlar”
- “Bizi sırtımızdan vurdu”
- Gençler Emre Altuğ’a aktı…
- Meliz ve Yiğitcan zehirlendi
- “Üretim durmasın”
- “Dikkatli ol Mustafa, seni vuracaklar”
- Ercan için ihale bugün açılıyor
Yorumlanan Haberler
Be Gavole
24.05.2012 - 10:35
Ekonomiye altın kan
Be Gavole
24.05.2012 - 10:29
Ekonomiye altın kan
vatandaş hasan
24.05.2012 - 02:12
Pasaport yasağında ikinci adım
vatandas
22.05.2012 - 02:52
Mafya yöntemi
Erdal
21.05.2012 - 06:04
Sinek gibi zehirleniyoruz




















