30.01.2012 - 01:16
Okunma (1278)
Yorum (1)
Paylaş

"İnsan hakikaten severse o evlilik ömür boyudur"

Kısa bir ayrılıktan sonra yeniden beraberiz. Bir yastıkta 50 Yıl farkındalığıyla tarihimize, kültürümüze ışık tutmaya ve sözlü tarihimize bir nebze olsun katkı koymaya devam ediyoruz. Hele bu Havadis sayfalarında olunca bundan ayrı bir heyecan, ve büyük keyif duyuyoruz. Bir yastıkta 50 yıl ekibi olarak Havadis Gazetesi’nde olmaktan onur duyuyoruz. Artık bundan böyle Bir Yastıkta 50 Yıl, Havadis kalitesiyle evlerinize, köylerinize arşiv niteliğinde girecek.

Ve gelelim bu haftaki konuklarımıza. 1940 Lefkoşa doğumlu eski kaymakamlardan Önder Gardiyanoğlu ile değerli eşi 1941 Dizdarköy doğumlu Emine Gardiyanoğlu. Film tadında geçen ve saatler süren sohbetimizde zeytin topladık, eski fotoğraflara baktık, dans ettik ve acı-tatlı anıları dinledik. Dilerseniz Kıbrıs Türk kültürüyle özdeşleşen kahve faslıyla başlayalım çiftimizin uzun soluklu yaşam hikayesini dinlemeye.

A. Atamer: Kıbrıslıların vazgeçilmezi arasındadır kahve alışkanlığı...

Önder Gardiyanoğlu: Gaveler güzeldi o zaman. Çünkü gumda ve tek tek bakır cezvelerde yapıldığı için lezzetliydi. İçerisine soda atardı bazı gaveciler. Onun için lezzetleydi. Şimdiki gavelerin hepsinin halis olduğuna da inanmıyorum.

A. Atamer: Kahvemizi de yudumladıktan sonra dilerseniz zaman tünelindeki yolculuğumuza Emine teyzeciğimizi tanıyarak başlayalım...

Emine Gardiyanoğlu: Be çocuklar bu arada bir şey söyleyim, benim gulaklarım az duyar, dayınız yerime cevap versin arada bir. Neysa Ayluga Mahallesi’nde otururduk. Atatürk İlkokulu’na, liseye da Viktorya Gız Lisesi’ne gittim. Annem terzi olduğu için gendi yaptığı dikişleri yayan yürüyerek satışını yapardım. Bahşiş verirlerdi bana da sevinirdim. O verdikleri 1-2 guruş çok değerliydi.

Önder Gardiyanoğlu: Aliciğim bizim zamanımızda tek bir okul vardı o da “English School.” Müfredatı hep İngilizce’ydi. Okulda sadece 3 tane Türkçe öğretmeni vardı. İlker Nevzat’ın babası, Nejat Bey ve Mustafa Raif.

A. Atamer: Eski Lefkoşa’nın Kıbrıs tarihinde özellikli bir yeri vardır. Çocukluğunuzun geçtiği ve özlem duyduğunuz “Şeheri” Lefkoşa’yı hatıranızda kalanlarıyla anlatır mısınız?

Önder Gardiyanoğlu: Güzel Lefkoşam benim. Bir akşam Çağlayan yolunda yürümek her şeye bedeldi. Gençliğimizin bir kısmı Halk Sineması’na giderek geçti. Lefkoşamın içi bambaşkaydı. Her gece geçtiğim sokaklardan kız çocuklarının hurma dallarına geçirilmiş yasemin kokularından durulmazdı. Kebapcı Anibal’ın sağında solunda nargile içenler hala daha aklımdadır. 10 senemi veririm eski Lefkoşa’yı görmek için.

A. Atamer: Önder dayıcığım senden eski Lefkoşa’yı dinlemek büyük haz fakat istersen başka konuları da konuşalım...

Önder Gardiyanoğlu: E dur Aliciğim Lefkoşa hemenden biter mi? Bekle bakayım. Bak aklıma geldi Mücahitler Parkı’nda hayvan satışları olurdu. Her cuma köylüler oraya hayvanlarını getirir satış yapardı. Dizlikli dizlikli dedelerimiz. Parası olan kamyon tutar gordu hayvanlarını gelirdi. Olmayan otobüsün arkasına bağlar getirirdi. Çarşı ise muhteşem güzeldi. Çarşının içinde et pazarının yeri ayrı, domuz pazarının yeri başka ve başka bir yerde da balık pazarı vardı. Rahmetli minnoş vardı meşhurdu çörekleri. Rumlar ondan alırdı. Polisin garşısında yaz aylarında sulu muhallebi, kış aylarında da sütlü muhallebi yapan biri vardı. Ondan sonracığıma eski terzilerden Cemil var. Eski günlere götürdünüz beni be çocuklar.

A. Atamer: Sizlerin çocukluğu ve gençliği Lefkoşa sokaklarında geçti. Belki de birbirinizi bulmanız çok da zor olmamıştır?

Emine Gardiyanoğlu: Aynı mahalledeydik. Karşı gomşumuzdu. Hatta annem saçlarımı istemediğim halde örgü yapardı. Ben da garşı gomşumuz olan Önder’in annesine gider saçlarımı taramasını ve düzleştirmesini isterdim. Zaten annesi söylermiş Önderime alayım bu gızı. Yani çocukluğumuz beraber geçti Önder’le.

A. Atamer: Önder dayıcığım çocukluk arkadaşınla bir ömrü paylaşacağın aklına gelir miydi?

Önder Gardiyanoğlu: Çocukluk arkadaşımdı ama hiç beraber oynamadık. Ama çok mutlu bir durum... Sonuçta bildiğin bir kız gomşu gızı. Ben çocukluk aşkımla evlendim sayılır. İnsan hakikaten severse o evlilik ömür boyudur. Ben aklıma goydum ve oldu bu iş. Bir anımı anlatayım size: Bir gün motorla gezmeye gideceyik, bindik motora giderik. Ama ben motorda bir hafiflik hissettim. Bir döndüm baktım arkama Emine yerde. Meğerlim düşürttük gendini benim haberim yok. Bu da öyle bir anı olarak galdı.

Emine Gardiyanoğlu: Aynı mahallede geçtik çocukluğumuz. Ama tanışma ve sevgi bakımından buluşurduk. Dereboyu’ndan çık yukarı sağa dön hep buluşma yeriydi oralar. 3-5 ay nişanlı galdık. 1961’de evlendik. Kısmet oldu artık.

A. Atamer: Eski düğün-dernekler 1 hafta sürerdi... Lefkoşa’da var mıydı böyle bir gelenek-görenek?

Emine Gardiyanoğlu: Biz düğünü Köşlüçiftlik’te evde yaptık. Nikahımızı Hacı Faik Efendi gıydı. Fotoğrafımızı da Foto Şık çekti. Cemaliye Hanım da gelin etti beni. 1-2 saatte bitti.

Önder Gardiyanoğlu: Müzik da tutmadık, dans da etmedik. 2 saatte bitirdik.

Emine Gardiyanoğlu: Ne bu da etmedik. Öyle canlı müzik yoktu ama teypten çalardı biz da dans ettik. Dibelik da ölmedik ya.

Önder Gardiyanoğlu: Ben hatırlamam çünkü o gün idam günümdü. Şaka bir tarafa düğün basit oldu ama balayına Bursa-Gemlik’e gittik. O zaman tabii şimdiki gibi uçaklar yoktu. Adana’ya pırpırlı iki pervaneli uçakla 3 saatte gittik.

A. Atamer: Sevgili Gardiyanoğlu çifti önümüzde onlarca eskiye dair her dönemden eski fotoğraf var. Ve çoğu da savaş yıllarına ait. Mutlaka bizimle paylaşacak unutulmaz anıların vardır...

Önder Gardiyanoğlu: 1959’dan beri TMT’ye gayıtlıyım. Mehmetali Tiribeşeli’nin bölüğüne bağlıydım. Köşlüçiftlik’te özel bir birlikti. Kıbrıs Türkü çok çekti. Her şeyi olan bir Rum ordusuna karşın, elindeki Osmanlı topu piyadeleriyle mücadele eden bir Kıbrıs Türk halkı vardı. Hep öğrencilerimiz mücahitti ve onlar olmasaydı çok zordu işimiz. Onlara çok şey borçluyuk.

Emine Gardiyanoğlu: 63 olayları olduğunda gızım 1 buçuk yaşındaydı. 8 sene Köşlüçiftlik’te yaşadık. Ama Önder dayınızı ayda bir görürdük. Çok kere hatırlarım hakkını helal et hanım dediğini.

Önder Gardiyanoğlu: Tabii İngiliz dönemiydi o zaman. Gerçi bizlerden çekinirlerdi ama istavroz olduğu için Rum’u gayırırdı. Biz Türkleri da İngilizleri öldürmememiz için polis yazarlardı bizi ki onlardan taraf gözükelim. Dikkat edin İngiliz hangi sömürgeden çıktıysa unutulmaz kötü bir iz bırakmıştır. Maalesef İngiliz öyleydi. Bizim Rumlarınan ilişkilerimiz çok eyiydi. Ama ne zamanki EOKA çıktı düşman olduk.

A. Atamer: Önder dayıcığım bu konuları anlatırken sanki bir şeyler sakladığını ve hatta gülümsediğini görüyorum...

Önder Gardiyanoğlu: Ah Alim ah seneler geçti üstünden. Huzursuz bir ortam vardı. Hep gerginlikle geçti o yıllar. Neler çekti bu Kıbrıs Türkü.

A. Atamer: Bir yastıkta 50 yıl... Dile kolay... Acısıyla tatlısıyla bir ömür geçirdiniz. Nedir bu beraberliğin sırrı?

Önder Gardiyanoğlu: Tek kelimeyle saygı sevgi. Ha eğer kadın gızarsa adam gaçacak, adam gızarsa gadın gaçacak evden. Bu işin sırrı budur.

Emine Gardiyanoğlu: Eskiden kadınlar erkeklerini el üstünde tutardı. Saygı duyardık biz erkeğimize. Ve biz bundan mutu olurduk evdeki kadınlar. Ama şimdiki gızlar işe girer, altlarında araba, annelerinden galma evlerde otururlar. E böyle olunca gocaya saygı olmaz. Bütün ilişkileri yitirmiş durumdayık.

A. Atamer: Bizler de sizlere sözlü tarihimize katkı koyduğunuz için teşekkürler…

 

nesrin
30.01.2012 - 01:40
Misafir

Uzun zamandır sizi izlemeyi ve okumayı özlemiştik. Hoşgeldiniz Ali bey. Havadis de olmanıza çok sevindim. Size yakışır Havadis.


(Güvenlik İçin Max:750 Karakter)
Kalan Karakter Sayısı