08.12.2011 - 00:45
Okunma (3051)
Yorum (0)
Paylaş

“Cinsel hastalıklar tehdit ediyor”

KKTC’nin görülmek istenmeyen ve konuşulmayan hastalığı: Cinsel hastalıklar artıyor, doktorlar uyarıyor ama yine de sonuç alınamıyor. Üroloji uzmanı doktor Uçaner Havadis’e konuştu:


-        “PARTNER DEĞİŞİKLİĞİ ÇOK”… “Partner değişikliği sıkça yaşanan bir cinsel hayat var KKTC’de. Cinsel hastalıklar tehdit boyutunda. Sadece ben 20-30 kişi görüyorum cinsel hastalık sorunu olan. Kondom kullanımı istenilen düzeyde değil. Okullarda cinsel eğitim çok önemli. Cinsel eğitim mutlaka zorunlu ders haline getirilmeli. Aksi halde ileriki yıllarda bizi çok ciddi sorunlar bekliyor”

 

-        “TANIMADIĞIN KİŞİYLE İLİŞKİYE GİRME”… “10 yıl önce internet sitelerinde ‘tanımadığınız kişilerle korunmadan cinsel ilişkiye girmeyiniz’ denirken, 2010 yılından sonra ‘tanımadığınız kişilerle asla ilişkiye girmeyiniz’ olarak bu söylem değiştirildi. Öyle hastalıklar vardır ki korunsanız dahi bulaşma ihtimaliniz çok yüksektir. Kimse ‘bana bir şey olmaz’ demesin”

-        “SİĞİL KORKULMASI GEREKEN HASTALIK”… “Ülkemizde en çok bel soğukluğu ve siğil (HPV) hastalıkları var. Siğilin tedavisi yok, AIDS’ten sonra başa gelebilecek en kötü cinsel hastalık. Siğil kadına bulaşırsa rahim kanserine yol açar”

“PASİF HAYAT SERTLEŞME SORUNUNA YOL AÇIYOR”… Çok pasif bir hayat yaşamamız, sigara içen bir toplum olmamız, çok miktarda kırmızı et ve yağlı yiyecek tüketiyor olmamız toplumda erkeklerin sertleşme sorunu yaşamalarına neden oluyor”

“İLK DENEYİM ÇOK ÖNEMLİ”… “Genelde bir erkeğin seks hayatı nasıl başlarsa öyle devam eder. İlk tecrübe çok önemli. İlk cinsel deneyiminde orgazm yaşarsan bu hayatının ilerleyen dönemine olumlu yansır. Ancak erken boşalma ile başlayan bir ilişkinin daha sonraki cinsel hayatta da erken boşalmayla devam etme riski yüksektir”

 

Selda İÇER

Fotoğfarlar: Erol UYSAL

Havadis Gazetesi olarak bundan böyle her çarşamba “Sağlık Dosyası” ile  karşınızda olacağız. Toplumu bire bir ilgilendiren sağlık konusunda, alanında uzman hekimlerimizle gerçekleştireceğimiz röportajlarla bir nebze de olsa merak ettiğiniz konularda sizleri aydınlatmaya çalışacağız. Ülkemizde en çok tartışılan konulardan birsi de cinsellik. Cinsel hayatı ne kadar güvenli yaşıyoruz. Gençler bu konuda ne kadar bilinçli ve cinsel hastalıklar konusunda ne kadar bilgimiz var. Tüm bunlara bu röportajımızla cevap arayacağız. Üroloji uzmanı doktor Erol Uçaner ile toplumdaki cinsel hastalıkların tehlikesi ile erkeklerin cinsel hayattaki sıkıntılarını konuştuk. Erol Uçaner, ülkemizde 6 yıldır üroloji uzmanı olarak çalışıyor. 2010 Eylül ayından bu yana Tabipler Odası Başkanı olan genç doktorlarımızdan Erol Uçaner, toplum adına bir hassasiyet gösterip özellikle gençlerin cinsel yaşamda bilinçli olmaları konusunda kendisine görev edinmiş. Geçlerin, cinsel hastalıklar konusunda bir umursamazlık içerisinde olduğunu, “bana bir şey olmaz, olsa da başımın çaresine bakarım” tavrıyla kendilerini bekleyen tehlikenin farkında olmadıklarını anlattı. Ülkemizde en çok görülen hastalıkların başında bel soğukluğu ve siğil hastalığı olduğunu açıklayan Uçaner, “Tedbir alınmazsa siğil AIDS’ten sonra en tehlikeli bulaşıcı cinsel hastalık olarak ülkemizde yerini alacak” uyarısında bulundu.

Cinsel hastalıklar tehdit boyutunda

HAVADİS: Sizce cinsel hastalıklar ülkemizde tehdit boyutunda mıdır?

UÇANER: Kesinlikle, tahmin edilenden fazladır.

HAVADİS: Neden peki? Neye dayanarak bunu söylüyorsunuz?

UÇANER: Bilinçsizlik var. Ve daha da önemlisi bir umursamazlık söz konusu. “Atın ölümü arpadan olsun” söylemini toplum çok kullanıyor. “Bana bir şey olmaz, olsa da başımın çaresine bakarım” deniliyor.

Ayda 20-30 hasta

HAVADİS: Cinsel yolla bulaşan hastalık konusunda hastaneye başvuran ne kadar hasta var?

UÇANER: Devlet hastanesine gelen kesim bellidir. Özellikle kişiler gece belli bir saatte görülmeyeceklerine inandıkları bir zaman diliminde kliniğe geliyorlar. Ayda ortalama 20-30 kişi görüyorum sadece ben cinsel hastalıktan.

HAVADİS: Bu hastalıklar daha çok nelerdir?

UÇANER: En fazla görülen hastalık, bel soğukluğu, HPV (siğiller) et beni dediğimiz olay, nadir olarak da cinsel organ derisindeki enfeksiyonlar. Bu, apse bile olabilir.

HAVADİS: Kişiler size bu hastalıklarını göstermede bir çekingenlik yaşıyor mu?

UÇANER: Hayır, kişi muayeneye gelirken zaten bunu göze almıştır.

“Cinsel hastalıklarda evliler hekime gelmede sıkıntılı”

HAVADİS: Cinsel hastalıktan dolayı gençler arasında size başvuranların sayısı nedir?

UÇANER: Evli olmayanların hekime başvurmasında bir sıkıntı yok. Hekime gelmede sıkıntı yaşayanlar evli olanlardır. Çünkü bunun duyulması küçük bir toplum olduğumuz için ciddi sıkıntı doğuruyor.

“En fazla görülen cinsel hastalık bel soğukluğu”

HAVADİS: En fazla görülen cinsel hastalık hangisidir?

UÇANER: En çok görülen bel soğukluğudur.

HAVADİS: Nasıl bulaşır peki?

UÇANER: Cinsel temasla ve çok nadir olarak da, kirli iç çamaşır ve kirli tuvaletten.

HAVADİS: Toplum içerisinde daha çok bel soğukluğunun hayat kadınlarından bulaştığı söylenir. Bu söylem ne kadar doğru?

UÇANER: Bu doğru değildir. Gece kulübü dışında, normal birlikteliklerden de bulaşıp bize gelen çok hasta var.

HAVADİS: Bel soğukluğu olan bir hasta tedavi olmazsa bunun sonu ne olur?

UÇANER: Tedavi olunmazsa kısırlık, cinsel sorunlar yaşanmasına kadar gider sıkıntı. Mutlaka ne kadar hızlı hekime gidilirse, o kadar hızlı tedavi olunur.

HAVADİS: Evli veya sürekli birliktelikleri olan kişiler nasıl tedavi olmalı?

UÇANER: Çiftlerin eğer bulaşmışlarsa aynı anda tedavi görmeleri gerekir ve tedavi süresince de cinsel ilişkiye girmemeleri gerekir.

“Kondom kullanımı istenilen düzeyde değil”

HAVADİS: Kondom, kişiyi hastalıklara karşı ne kadar korur?

UÇANER: Kişiyi bakterilere karşı çok iyi korur.

HAVADİS: Kullanımı sizce ülkemizde istenilen düzeyde midir?

UÇANER: Hayır çok az insan kullanıyor?

HAVADİS: Neden peki?

UÇANER: Nedeni umursamazlık, düşüncesizlik, bir şey olursam da tedavi olurum düşüncesi var insanımızda.

HAVADİS: Kişilerin bilinçlendirilmesi mi gerekiyor bu konuda?

UÇANER: Bana göre bilinçsizlik diye bir şey yok toplumda. Herkes başına ne geleceğini çok iyi biliyor. Önemli olan bir kadın veya erkeğin dış görünümü değil, içteki mikroplardır. Önemli olan önceden yaşadığı cinsel hayattır. Kiminle yattığını, kiminle olduğu ve hastalık kapıp kapmadığını bilemezsiniz.

“Partner değişikliği çok”

HAVADİS: Toplumda çok eşlilik var mıdır sizce?

UÇANER: Var bence. Bunu bana gelen hastalardan anlıyorum. Bunlar sadece bana gelenler. Dahiliyeciye, kadın doğumcuya gidenleri de düşünün. Tümünü ortaya koyarsanız rakam büyür. Partner değişikliği sıkça yaşanan bir cinsel hayat var KKTC’de. Ancak buna karşın eşlerine çok bağlı çiftler de var.

HAVADİS: Sizin öneriniz nedir?

UÇANER: 10 yıl önce internet sitelerinde “tanımadığınız kişilerle korunmadan cinsel ilişkiye girmeyiniz” 2010 yılından sonra da “tanımadığınız kişilerle ilişkiye girmeyiniz” olarak bu söylem değiştirildi. Öyle hastalıklar vardır ki korunsanız dahi bulaşma ihtimaliniz çok yüksektir. Kimse “bana bir şey olmaz” demesin. Bir kez yaparsınız ancak bunun sonucu kötü olur. Siğil konusu çok ciddi bir tehdittir toplum için. 15-16 yaşındaki çocuklar bu hastalıktan dolayı bize geliyor. Bu konuda ailelere büyük görevler düşüyor. Aileler çocuklarına daha fazla ilgi gösterip bilgi vermeli. Aileler çocuklarını gece kulüplerine götürmezler ama hastalık kapınca da alıp bize getirirler. Bu olay da görülmemezlikten gelinmesin. Siğil kadına bulaşırsa rahim ağzı kanserine yol açar.

HAVADİS: Bu hastalık bizde çok fazla var mı?

UÇANER: Oran çok yüksektir. Üstelik bunun tedavisi yoktur. Yaksan da geri çıkar ve bulaştırır. Gerçekten bence AIDS’ten sonra başına gelebilecek en kötü cinsel hastalıktır. Benim önerim erkek genital bölgesinin agresif tıraştan kaçınılsın. Jilet kullanılmamalı makine ile tüyleri küçültülmelidir. Bu hastalıktan sizi prezervatif dahi korumaz. Oral seks ile kadından erkeğe, erkekten kadın bulaşır. Okullarda eğitim çok önemli. Cinsel eğitim mutlaka zorunlu ders haline getirilmeli. Aksi halde ileriki yıllarda bizi çok ciddi sorunlar bekliyor.

“Sertleşme sorunu yaşayan ayda 10 kişi görüyorum”

HAVADİS: Cinsel sorunlar arasında en çok da sertleşme sıkıntısı oluyor diye söylenir. Biz toplum olarak bu konuda ne noktadayız?

UÇANER: Bu konuda sadece bana ayda ortalama on kişi gelir.

HAVADİS: Yaş aralığı nedir bu şikayette bulunanların?

UÇANER: 20 ile 80 yaş aralığında gelenler var. 70 yaş üzerinde tek tük de olsa normal cinsel yaşamını sürdüren kişiler vardır.

“Pasif hayat sertleşme sorununa yol açıyor”

HAVADİS: Sertleşme sorununu bu kadar çok kişinin yaşamasını siz neye bağlıyorsunuz?

UÇANER: Çok pasif bir yaşam şeklimiz var. 200 metre ilerideki bakkala yürüyerek gidiyoruz. Sigara içen bir toplumuz. Çok miktarda kırmızı et ve yağlı yiyecek tüketiyoruz. Bunlar tabii en başta gelen faktörlerdir. Tabii psikolojik nedenler de önemli. Bir kez kişi cinsel ilişkide sıkıntı yaşarsa, “ikincide de olur mu” diye gerilir ve üçüncüsünde de başarısız olursa, psikolojik olarak dağılır ve toparlanması zor olur. Kötü beslenme, pasif hayat, sigara içimi, bunlar hep kılcal damarlarda plakların oluşmasına neden olur. Penisin beslenmesini bozar ve bu şekilde sorunlar başlar.

HAVADİS: Sertleşme sorunu, doğuştan olan bir durum olabilir mi?

UÇANER: Kesinlikle bu sorun doğuştan kaynaklanan bir durum olamaz. Ancak kişinin doğuştan ciddi sağlık sorunları var ise bu olabilir. Örneğin diyabet, kalp yetmezliği, akciğer karaciğer yetmezliği gibi. Bu tip sisteme bağlı sorunlardan dolayı sertleşmede sıkıntı yaşanabilir.

HAVADİS: Bu durumda sertleşme sorunu olanlar ne yapmalı?

UÇANER: Kişi sorununu kendine saklamadan bir hekime başvurmalıdır. Bu çözümü olabilecek bir durumdur.

“Erken boşalma kadınların korkulu rüyası”

HAVADİS: Erkeklerde bir de erken boşalma sorunu var. Bu konuda nedir ülke olarak durumumuz?

UÇANER: Evet, erkeklerde erken boşalma kadınların korkulu rüyasıdır. Çünkü her halukarda erken boşalma erkek için orgazmla sonuçlanır. Ancak kadın bu birleşmeden maalesef bir anlam çıkaramadan olay noktalanmış olur. Öncelikle erken boşalma psikolojik bir sebeptir. Genelde bir erkeğin seks hayatı nasıl başlarsa öyle devam eder. İlk tecrübe çok önemlidir. İlk cinsel deneyiminde orgazm yaşarsan bu hayatının ilerleyen dönemine olumlu yansır. Ancak erken boşalma ile başlayan bir ilişkinin daha sonraki cinsel hayatta da erken boşalmayla devam etme riski yüksektir.

HAVADİS: Bu sorunu yaşayan kişi ne yapmalıdır?

UÇANER: Kişi bazen cinsel hastalıklardan kaynaklanan sıkıntılar yaşayabilir. Ciddi bir prostat veya idrar yolu enfeksiyonu geçirenlerde de geçici bir erken boşalma görülebilir. Ereksiyonu etkileyen nedenlerden birisi de tansiyon, kolesterol ve sakinleştirici haplardır. Bu ilaçları kullananlarda da sıkıntı yaşanabilir.

HAVADİS: Mecburen bu ilaçları kullanmak zorunda olanlara öneriniz nedir?

UÇANER: Eğer bu ilaçları kullandıktan sonra cinsel sorun yaşanmaya başlanırsa doktoruyla görüşüp bu ilaçlarını değiştirebilir. Çünkü bu ilaçların bazıları etkiyi yapar, bazıları ise yapmaz.

“Kişinin kafası rahat olursa erken boşalma tedavi edilebilir”

HAVADİS: Erken boşalma sorunu olanlara ne önerirsiniz, tedavisi var mı?

UÇANER: Tedavisi vardır fakat bazı durumlarda hiçbir cevap alamayabiliriz. Önemli olan hastanın bunu kafasına takmaması. Hasta bunu sorun haline getirirse hiçbir yere varamayız. Tedavinin sonuç vermesi için kişinin kafasının rahat olması lazım, sertleşmede tedaviden yarar görse bile, erken boşalmada yarar göremez yoksa.

HAVADİS: Hangi yaş arası erkeklerde daha çok erken boşalma sorunu yaşanıyor?

UÇANER: 20’li yaşlarda erken boşalma sorunundan dolayı bizlere gelen çok. 10 hastadan 2-3 kişi erken boşalma sorunundan dolayı başvuruyor. Bunlar çok iyi tedavi olur çünkü sorun sadece psikolojiktir. Gençlerde kötü tecrübe, başarısızlık böyle sonuçlar doğurabilmektedir. Organik sorun yoktur. O yüzden bizim önerimiz en küçük bir sıkıntıda beklemeden doktora başvurulmasıdır.

Henüz Yorum Yok.
İlk Yorum Yapan Siz Olmak İstermisiniz.


(Güvenlik İçin Max:750 Karakter)
Kalan Karakter Sayısı