28.11.2011 - 00:04
Okunma (1879)
Yorum (1)
Paylaş

Bileşik faiz yasalaşacak

Ekonomi uzmanları, Merkez Bankası tarafından hazırlanan “Faiz Yasa Tasarısı” için olumlu görüş vermedi. Uzmanlara göre ilgili tasarısının ana sorununu teşkil eden “faize faiz”  uygulamasını yasal zemine oturtacak

Bileşik faiz yasalaşacak

 

TÜKETİCİ İÇİN CEHENNEM… KKTC Merkez Bankası tarafından hazırlanan yeni faiz oranlarını ve uygulamalarını içeren yasaya uzmanlar onay vermedi. İlgili yasayı inceleyen Prof. Dr. Aynur Yongalık ve Doç. Dr. Sema Taşpınar Ayvaz, hazırlanan önerinin KKTC’yi bankalar açısından “faiz cenneti” borçlular açısından da “faiz cehennemi” yapacağını açıkladı

 

FAİZ DEĞİL KREDİ YASASI… Uzmanlar Merkez Bankası tarafından hazırlanan tasarıya onay vermedi. Ekonomi uzmanları yasa için, “Genel olarak incelendiğinde bu yasa taslağının Faiz Yasası’ndan ziyade ‘Banka Kredileri Yasası’ şeklinde olduğu gözlemlenmektedir” tanımlamasında bulundu

 

BİLEŞİK FAİZ YASALAŞACAK… Uzmanlara göre, yılda dört kez uygulanan ve borcun artmasında ana etken olan bileşik faiz, bu tasarı ile tamamen yasallaşacak. Uzmanlar, “Hazırlanan yasa tasarısının 6’ncı maddesindeki düzenleme de bu uygulamayı yasal hale getiren bir madde görüntüsündedir. Dolayısı ile şu an yaşanan sorunlara çözüm getirici bir yasa olmadığı söylenebilecektir” dedi

 

 

 

KKTC Merkez Bankası tarafından hazırlanan yeni faiz oranlarını ve uygulamalarını içeren yasaya uzmanlar onay vermedi.

İlgili yasayı inceleyen Prof. Dr. Aynur Yongalık ve Doç. Dr. Sema Taşpınar Ayvaz, hazırlanan önerinin KKTC’yi bankalar açısından “faiz cenneti” borçlular açısından da “faiz cehennemi” yapacağını açıkladı.

Tasarıyı inceleyen ve konuyla ilgili görüşlerini rapor halinde Maliye Bakanlığı’na sunan Prof Dr. Yongalık ve Doç. Dr. Ayvaz, yasa tasarısının genel anlamda “faiz” konusunu düzenlemeyeceği vurgusunda bulundu.

Anayasa’ya aykırı

Hazırlanan tasarı içerisinde ciddi çelişkiler ve eksiklikler olduğunu ifade eden uzmanlar, özellikle tasarının 4’üncü maddesinde Merkez Bankası’na verilen yetkinin Anayasa’nın yürürlükteki kararlarına ters olabileceği görüşünde.

Yapılan hazırlığı, “Faiz Yasası” değil, “Banka Kredi Yasası” olarak niteleyen uzmanlar, koyula ilgili şu görüşlere yer verdi:

“Kredi faizi, mevduat faizi, diğer borç ilişkilerinde uygulanacak faiz ayrımı ile akti faiz- yasal faiz, anapara faizi- temerrüt faizi ayrımı yapılarak açık bir düzenlemeye gidilmesi çok daha uygun olacaktır. Yetkinin bu yasayı yürütmekle görevli tutulacak olan Bakanlar Kurulu’na verilmesi ve sadece kredi ve mevduat faizleri açısından gerektiğinde Merkez Bankası’na devrinin kabulü de üzerinde durulması gereken, düşünülebilecek alternatiflerdir. Temerrüt faiz oranlarının banka ve kredi sağlayıcılarının taraf olmadığı borç ilişkilerinde uygulanacak yasal faiz oranlarının yabancı para borçlarında uygulanacak faiz oranları gibi konuların ayrıca düzenlenmesi ihtiyacı hissedilmektedir. Bu şekliyle ve genel olarak incelediğinde bu yasa taslağının Faiz Yasası’ndan ziyade ‘Banka Kredileri Yasası’ şeklinde olduğu gözlemlenmektedir.”

Mevcut durum yasalaştırılıyor

“Bileşik faiz” olarak bilinen ve alınan borca her dört ayda bir uygulanan faiz kapitalizesini içeren uygulamanın “Yasallaştırılmaya çalışıldığını ifade eden uzmanlar, tasarının mevcudun yasallaşmasına” katkı sağlayacağını belirtti.

İlgili saptama, uzman raporunda şu şekilde yer aldı:

“Faize faiz yürütülmesi, konusunda ise, KKTC’de Anayasa Mahkemesi’nin 4/2006 sayılı kararından anlaşıldığı kadarı ile faize faiz yürütülmesi uygulaması zaten senede dört defa mart, haziran, eylül ve aralık olmak üzere yapıla gelmektedir. Hazırlanan yasa tasarısının 6’ncı maddesindeki düzenleme de bu uygulamayı yasal hale getiren bir madde görüntüsündedir. Dolayısı ile şu an yaşanan sorunlara çözüm getirici bir yasa olmadığı söylenebilecektir.”

Bankalar için cennet, kredi alanlar için cehennem…

Uzmanların görüşleri arasında en çarpıcı olanı ise, Merkez Bankası’nın hazırladığı tasarıyı, “bankaların lehine” görmesi. Uzmanlar bu görüşlerini, “KKTC, tasarı yasalaşırsa tüketici konumundaki borçlular için faiz cehennemi, bankalar açısından ise faiz cenneti olacak” diye açıkladı.

Uzmanların bu konudaki görüşleri şöyle:

“Bileşik faiz (mürekkep faiz) uygulamasının kural olarak yasaklanması ve ancak bankalar açısından istisnai durumlarda ve kredi sözleşmelerinin karşı tarafın tacir olduğu durumlarla sınırlı olarak tanınmasının çağdaş hukuk anlayışına daha uygun olacağına dikkat çekmek isteriz.

Aksine bir yaklaşım ile KKTC’nin tüketici konumundaki borçlular açısından bir faiz cehennemi, bankalar açısından ise faiz cenneti olarak görülmesi ve algılanması gibi bir durumla karşı karşıya kalınabilecektir.”

Geçici kısma da itiraz var

Uzmanlar, hazırlanan yasa tasarısının geçici kısımlarına da itiraz etti. Geçici kısma yapılan itirazlar da şöyle:

-         KKTC’de Türkiye’de olduğu gibi ilamsız icra yolu bulunmadığı için geçici 2’nci maddede yer alan “kanuni takip veya icra takibi” ifadesinin anlamı yoktur. Burada kanun koyucu borçluyu alacaklının dava açmasından önceki bir tarihten itibaren korumak istiyorsa bunu “ihtar”a kadar geri çekebilir. Bu ise, ilansız icranın bulunmadığı KKTC açısından daha uygun olur. Öte yandan yasanın değişik yerlerinde geçen “kanuni takip” ibaresi KKTC hukuku tarafından “dava” olarak ifade edilmelidir.

-         Geçici ikinci maddenin birinci fıkrasında yalnızca dava veya icra takibine konu olan borçlarla ilgili düzenleme vardır. Teorik olarak bu ikisi dışında kalan, yani kesinleşmemiş borcu olup daha icra takibine konu olmayan borçlarda bulunabilir. Bu kişiden yasadan yararlanmak isteyebilir.

-         Geçici ikinci maddenin birinci fıkra (a) bendindeki  “hükümsüz borç” “hükmü verilmiş borç akitleri” yerine hukuken daha uygun olan “derdest davalar” “Kesinleşmemiş hüküm”lerden söz edilmelidir.

-         Geçici ikinci maddenin birinci fıkra (a) bendinde “ancak, 30.11.2011 tarihi itibariyle mahkemede davaları devam eden hükümsüz borç hamilleri, mahkemeden hüküm kabul etmeleri halinde, bu fıkrada belirtilen uygulamalardan yararlanırlar” ifadesinden derdest davaları bakımından borçların hangi koşulla yasadan yararlanacağı anlaşılmaktadır. Mahkemenin ayrıca bir karar vermesi mi aranmaktadır. Eğer böyle ise yasanın uygulama alanı daralabilir, ayrıca kanun koyucu burada mahkemenin takdirine bırakılacak bir husus düzenlememektedir. Çünkü dava, derdest olmakla birlikte yasa ile önceki dönemde yapılmış sözleşmelere ilişkin uyuşmazlıkların çözümü amaçlanmaktadır. Bu açıdan dava tarihi değil, uyuşmazlığa konu olan sözleşmenin akdi tarihi önem taşımaktadır.

-         Geçici 7’nci madde ile geçici madde 2, (b) bendi tekrar niteliğindedir ve (b) bendindeki ifade daha isabetlidir. Bu açıdan yasadan önce yapılan ödemelerin geri istenmeyeceği açıkça hükme bağlanmalıdır.

-         Yasada 2000 yılı öncesinde oluşan borç miktarlarından söz edilmekle birlikte yasanın hangi tarihine kadar geçmişe dönük uygulanacağı açık değildir.

-         Ödeme planı şartlarının bütün borçlar için aynı mı olacağı; yoksa banka ve kredi sağlayıcı kurumlara belirli bir serbesti mi sağlandığı açık değildir. Örneğin geçici 3’üncü maddede söz edilen ödeme planı şartlarının yerine getirilmemesinde ödemenin bir kez dahi aksatılması borçluya tanınan hakları tümüyle ortadan kaldıracak mıdır? Zira 6 yıla yayılan ödeme planının herhangi bir şekilde aksaması söz konusu olabilir.

M.ZEKI
20.12.2011 - 04:55
Misafir

Turkiyenin Kibrisdan sorumlu bakani,mali disiplinden soz eddi.Ancak,bu disipline uymayan bankalari korudugu belli.Insafli biri olsaydi Atalay bey,bankalarin yapmaya devam eddigi vurguna YETER demeli ve yargilayin bu bankacilari demeliydi.Bunlar sermayenin adamlari.Hazirlanacak yasanin,icine eddi Besir Atalay..Bizim bakanimiz ne kadar ACIZ...


(Güvenlik İçin Max:750 Karakter)
Kalan Karakter Sayısı