10 Aralık 2016

Güney’deki kriz sonrası birleşme nasıl olacak? (1)

Haber İçi Üst

    Güney’deki krizin ne kadar büyük olduğu ve gittikçe derinleşeceğini, Rumları akrep gibi sokacağı konusunu geçen temmuz ayından beri çok yazdık. Yakın zamanda müzakereler başlayacak. Bizatihi kriz, zaten müzakerelerin erken başlamasına neden olacak.
     AB ve İngiltere-ABD tarafı, muhtemelen Güney’deki krizin reçetesini, Kıbrıs çözüm paketinin içinde kurgulamaya çalışacak. Tabii, bir senaryoda çözüm olmaksızın tarafların “win win” yapacağı bir model olabilir. Ama muhtemelen evvela, her şey çözüm paketi içinde düşünülecek.
   Güney’in bu krizden kurtulması ve krizin AB’ye maliyetinin daha ucuza çıkması için eş zamanlı 3 açılımın gerçekleşmesi lazım. Bu benim tezim tabii. Nedir bunlar? Şunlardır; “Güney ekonomisinin hızla Türkiye ekonomisi ile entegrasyona girmesi gerekir, çözümle birlikte adada ortaya çıkacak ekonomik potansiyellere-sinerjilere ihtiyaç vardır ve gazın Türkiye üzerinden taşınmasına ihtiyaç vardır ”.
Gelelim esas konumuza…
  Bizim açımızdan Güney’deki krizle ilgili geçmiş ve gelecekle ilgili 2 önemli konu var. Nedir bunlar?
1- Çözüm olsaydı, acaba Güney bu krize girer miydi? Eğer cevap evet ise, şiddeti nasıl olurdu ve bizi nasıl etkilerdi?   
2- Peki, Güney’de bu kadar büyük bir kriz varken, bundan sonra ekonomik açıdan nasıl bir birleşme olacak? Tabii, bazılarına göre bu aşamada birleşmemiz de doğru olur mu?

     Evvela geçmişle ilgili tahmin yapalım, 1. soruya cevap verelim. Bence, verilere, krizin sistematiğine ve AB’deki duruma baktığımızda, muhtemelen kriz yine olurdu. Çünkü, ortada “zayıf bankacılık kuralları ve şirketler mevzuatları ile ilgili vergiden kaçınmaya, kayıt dışı paraları aklamaya dayalı bir mali sektör ve buna bağlı bir ekonomi, çark vardı ”.
     Bu çark, AB ve Yunanistan krizi ile yine çökerdi, hatta o vakitler birleşme olmuş olsaydı, (kimselerin fark etmediği) bu çürük bina bizimde üstümüze düşecekti. Hatta, bana göre bu çöküş, Türklerle-Rumlar arasında siyasi, ekonomik ve toplumsal bir kavgaya-çekişmeye bile dönüşebilirdi. Federal yapı da sallanırdı.
   Şimdilerde, ekonomik olarak entegre olmadığımız için bize olumsuz etkisi sınırlı kaldı ama birleşik olmuş olsaydık; kesinlikle bu kriz, bizi de içine çekecekti. Olanı-biteni ekonomideki dinamiklerin çalışması ve ekonomik entegrasyon etkileri bakımından yorumlamaya çalıştığımda ortaya ürkütücü bir tablo çıkıyor.
    Ortak bütçe alabora olacaktı (ki bize kaynak aktarma vardı),bankacılık sektörü üzerinden bize de bulaşma olacaktı, Annan Planı’ndaki modele dayalı mülkiyet rejimi ve gayrı menkul sektörü çökecekti. Entegre olan mal, hizmet, sermaye, kişi-emek sektör piyasaları sıkıntıya girecekti. Kuzey’de de ekonomik beklentiler ve algılamalar olumsuza dönecekti.
    Bence, Allah bizi korudu. Öyle görünüyor ki, İlahi Güç, bize bu sıkıntının ortadan kalkmasından sonra birleşme imkanını sundu. Şimdi, çözüm olacağına daha çok inandım. Allah, bizi iki nedenden dolayı korudu.
      Bir, bu kriz bizi de çok kötü içine çekecekti. İki,50 yıllık çözüm niyeti bertaraf olabilirdi. Çünkü, henüz yeni birleşen taraflar bu krizle çok ciddi çatışmaya girebilirdi. Elbette, benimkisi sadece geçmişle ilgili bir tahmin.
     Bir sonraki makalede daha gelecekle ilgili 2. sorunun cevabını arayacağız.  Yani, “Güney’de bu kadar büyük bir kriz varken, bundan sonra ekonomik açıdan nasıl bir birleşme olacak? Veya bazılarına göre bu aşamada birleşmemiz doğru olur mu?
      Bana göre, bu adada bugünlerde ortaya çıkan birleşme fırsatı kadar büyük bir şans ortaya çıkmadı. O yüzden bu fırsatı iyi değerlendirmek gerek ama ekonomik olarak kurgulamayı doğru yapmak lazım. Çünkü, 2004 zemini ve koşulları değişti. İşte biz işin bu tarafını konuşacağız.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil