11 Aralık 2016

Güney’de mal satan satana

Güney’de mal satan satana
Haber İçi Üst

 

Silikiotis: Tapu resmi kayıtlarına göre, 139 işlem yapılan 1994-2003 döneminde 1 milyon 265 bin 755 metrekare; 146 işlem yapılan 1 Ocak 2004’ten 31 Aralık 2007’ye 1 milyon 337 bin 902 metrekare ve 61 işlem yapılan 1 Ocak 2008’den 2011’e kadar ise 370 bin 631 metrekare Türk malı satıldı

 

Hristofyas hükümetinin İçişleri Bakanı Neoklis Silikiotis, Güney Kıbrıs’ta kalan Türk mallarının 2 milyon 974 bin 288 dönümünün 1994-2011 yılları arasında satıldığını açıkladı.
Silikiotis, tapu kayıtlarına göre, 139 işlem yapılan 1994-2003 döneminde 1 milyon 265 bin 755 metrekare; 146 işlem yapılan 1 Ocak 2004’ten 31 Aralık 2007’ye 1 milyon 337 bin 902 metrekare ve 61 işlem yapılan 1 Ocak 2008’den 2011’e kadar ise sadece 370 bin 631 metrekare Türk malının satıldığını bildirdi.
Silikiotis bu verileri Anastasiadis hükümetinin Güney’de kalan Kıbrıs Türk malı istimlâk ve satış işlemlerini araştırmak üzere komisyon kurmasını Fileleftheros’a değerlendirirken açıkladı ve komisyonun araştırmaları kapsamına 90’lı yılları da almasını istedi.

Hristofyas döneminde sınır kondu
Önceki hükümetler döneminde Kıbrıs Türk malı alım-satımlarının çok daha fazla olduğunu Hristofyas hükümetinin bu durumu düzene koyup sınırlandırdığını söyleyen Silikiotis bu çerçevede bazı Tapu memurlarının usulsüzlük yapmış olabileceğini, bunun genelleştirilmemesi gerektiğini anlattı.
Güney’de kalan Türk malları konusunun yönetilmesinde uyguladıkları ana ilkenin, Güney’deki Türk mallarının veya KKTC’deki Rum mallarının mülkiyetinin satılmaması veya değişmemesi ilkesi olduğuna işaret eden Silikiotis “bakan olduğum dönemlerde de sonrasında da birçok kez, bu tür alım-satım işlemlerinin bizi taksime daha da yakınlaştırabileceğini söyledim. Önceki 5 yılda durum doğru prosedüre sokuldu” dedi, özetle şunları söyledi:
“Eylül 2004’te, Tasos Papadopulos hükümeti zamanında Bakanlar Kurulu’nda, bu meselenin nasıl yönetileceğine dair bir prosedür kararlaştırıldı. Mesele, AB’ne üyelik nedeniyle ortaya çıktı çünkü bu meseleleri Avrupa Mahkemesi’ne yapılacak başvurularla karşı karşıya kalmayacak şekilde göğüslememiz gerekti.
O karar, bir Kıbrıslı Türkün 1974 öncesinde yurtdışında yaşaması veya özgür bölgelerde ikamet etmesi halinde malını yönetebilmesini öngörüyordu. Malın değerinin ve yüzölçümünün büyük olmaması ve işlemin iyi niyetle yapılması da öngörülüyordu.
2006’da, bakanlık görevini devraldıktan bir ay sonra Bakanlar Kurulu’na, Vasiliğin yetkilerini kısıtlayan bir öneri verdim. Belirli bir miktardan fazlasına Bakanlar Kurulu’nun karar vermesini kararlaştırdık. Bir Kıbrıs Türk malının alım-satımının onaylanması için bu malın tamamen veya kısmen göçmen yerleşimiyle alakalı olması gerekiyordu.
Yapılan birçok alım-satım işlemi onaylanmadı. Birisi Kıbrıslı Türk’ten mal satın alabilir ancak Tapu’ya sunmamış ve işlem Vasilik tarafından onaylanmamışsa satış işlemi meşru olmaz. Bizim hükümetimiz bir adım daha ileri gitti ve Vasiliğin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde kabul edilmemesiyle karşı karşıya kaldığımızdan, ilgili yasayı takviye ettik. 2010’da aldığımız kararlarla mal satışıyla ilgili tedbirler yumuşatıldı, Hukuk Dairesi’nin de ilgili tavsiyesiyle artık ‘büyük yüzölçümü’, ‘iyi niyet’ atıfları yapılmıyor.”

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil