08 Aralık 2016

Güney Kıbrıs’taki krizin neden ve sonuçları (2)

Haber İçi Üst

İngiltere’de Cambridge Üniversitesi’nde doktora çalışmaları yapmakta olan Ekonomist Anıl Arı ile yaptığım görüşme ile ilgili yazımın ikinci bölümünü bugün sizinle paylaşacağım.

Güney Kıbrıs’ta mevduatların tıraşlanması noktasına nasıl gelindiğini Cumartesi günkü yazımda aktarmıştım. Şimdi tıraşlanma aşamasında yapılan büyük bir hata var. Bugün oradan başlamak istiyorum.
Rum Lider Anastasiadis, bankacılık sektörüne çok büyük zarar vermemek için 100,000 Euro’nun üzerindeki mevduatlardan (ki bunlar genellikle yabancı, zengin Rus müşterilerin mevduatları idi) yapılacak olan tıraşı %10’un üzerine çıkmadan yapmak istedi. Diğer Avrupa ülkelerine nazaran faiz % 5 daha fazla olduğu için, parasını uzun süredir Güney Kıbrıs’ta tutan yabancılar için % 10 tıraşa rağmen kar durumunda kalmaları söz konusu olacaktı.
Anastasiadis bunu yapabilmek için, 100,000 Euro’nun altındaki mevduatlardan da % 7 civarında kesintiye gitme formülünü gündeme getirdi. Böylece büyük parası olanların mağduriyeti önlenecekti.  İşte bu büyük bir hata idi. Bu noktada sözü Anıl Arı’ya bırakalım
“Bunun büyük bir hata olmasının üç sebebi var
a) 100,000 Euro altındaki hesapların AB içerisinde mevduat güvencesi var. Bunlardan tıraş yapılması Avrupa bazında emsal teşkil edecekti. Bu da ‘bailout’ (Yardım) almaya yaklaşan herhangi bir ülkede ‘bank-run’a yani mevduat sahiplerinin panikleyerek bankalardan paralarını çekmek istemelerine sebep olabilirdi. Şu ana kadar İtalya, İspanya gibi yerlerde bir şey olmadı ama, Güney’de böyle bir adımın atılması bu ülkelerin durumları kötüleşirse gelecekte bir ‘bank run’ olma ihtimalini arttıracaktı.

b) Sosyal adalet bakımından da önerilen çok kötü bir plan oldu, fakir emeklilerden bile kesintiyi öngören bu planın, Rum Meclisi’nden geçmeyeceği belliydi… Fakat daha iyi bir alternatifleri olmadığı için dönüp dolaşıp yine Troyka’ya döndüler ve bu rezaleti çıkardıktan sonra daha az sempatiyle karşılandıkları bir ortamda, daha da kötü bir planı kabul etmek zorunda kaldılar.  Daha kötü bir plan kabul etmek zorunda kalmalarının bir sebebi de bir hafta boyunca bu çalkantıların olmasına rağmen Güney Avrupa ülkelerinin pek etkilenmemesi. Yani kısaca ‘Kıbrıs’ Eurozone’dan atılsa da piyasaların pek etkilenmeyeceği ortaya çıktı. Bu da Rum Yöneticilerin ellerini zayıflattı. Yeni planda küçük hesaplardan para kesilmedi ama Laiki Bank batırıldı ve Bank of Cyprus’taki 100,000 Euro üstü mevduatların % 40 civarı tıraşlanması kararı çıktı. Bunun yanında Troyka’nın baskısıyla Laiki Bank’ın ECB’ye (Avrupa Merkez Bankası’na) olan 9 milyar borcu da Bank of Cyprus’a aktarıldı (10 milyar Euro ‘bailout’ aldılar, 9 milyar borcu batırdıkları banka için kullanmak zorunda kaldılar, aldıkları bütün para geri gidiyor kısacası…) Bu borcun altındaki Bank of Cyprus’un da 6 ay içinde batma ihtimali yüksektir, ki bu banka Rum ekonomisinin en büyük bankası konumundadır.

c) Düşük mevduatlardan vergi kesme fikri ve iki hafta kadar süren belirsizlik Rum tarafında ‘bank run’ı (Mevduat sahiplerinin bankadan paralarını çekmek için saldırmaları) direk başlattı. 100,000 Euro’nun üstü mevduatlardan direk bir defada kesip olayı kapatmak yerine herkesi öyle bir paniklettiler ki fırsat bulan herkes parasını bankadan çekip yastık altına koyacak duruma geldi. Bunu engellemek için de ‘capital controls’ koymak zorunda kaldılar, bu da ekonomiyi paralize etti. Kredi kartları çalışamaz, şirketler elektronik transfer yapamaz duruma geldi.

Bunlar olup bitti. Ve sonuçta Rum Yönetimi kurtarma paketini alabilmek için 100 binin üzerindeki paralardan % 40’lara varan kesintiye gitme kararı aldı. Peki Rum tarafında şimdiki durum nasıl? İşte Ekonomist Arı’nın cevabı:
‘Capital controls’u kısa süre içinde kaldıracaklarını söylemelerine rağmen hükümetin bunu yapması biraz zor görünüyor. Bu da şirketlerin çalışmalarını aksatarak ekonomiye zarar verecek.
Daha da önemlisi, efektif olarak artık Güney Kıbrıs Euro’da değil. Güney Kıbrıs’ta elinizde bulunan Euro’yu yurt dışına serbest bir şekilde çıkaramadığınız için değeri diğer Euro’lardan düşük. Bu para yurt dışına herhangi bir şekilde çıktığında değeri normal Euro’nun değerine yükseleceği için, insanları parayı kaçırmaya teşvik ediyor. Bu nedenle hükümet havaalanı ve sınırda kontrollere başlamak zorunda kaldı ama bu yeterli değil. Mesela benim taşınabilir bir malım varsa yurt dışına bunu ihraç edip parayı yurt dışındaki bir bankaya yatırmam teşvik edilmiş durumda. Her şey artık yurt dışında daha değerli ve para bir şekilde az az da olsa dışarı çıkacak.
Eurozone’da oldukları için Merkez Bankaları’nın para basıp piyasaya likidite enjekte etmesi mümkün değil. Bunu yapmak ECB’nin yetkisi altında, ama son 2 haftada gördüğümüz gibi ECB Kıbrıs’ı pek umursamıyor. Bu yüzden Güney Kıbrıs’ta likidite darlığı olabilir, bu da ekonomiyi daha da kötü etkiler.
Bu olayların bu kadar büyümesiyle finans sektörü ölmüş durumda. Artık kimse parasını Rum bankalarına yatırmaz. Almanlar, Güney Kıbrıs’ın büyüme modelini değiştirmekte başarılı oldular. Ama hesaba katmadıkları, ya da katmak istemedikleri, bunun Güney Kıbrıs’a şu an vereceği zarar. Daha önce de söylediğim gibi ekonominin %50’sine denk gelen bir sektör, bu yıl aniden yok oldu. GSMH’de sadece bu yılkı düşüşün %20 olması bekleniyor. Bu durumda tabii ‘bailout’ borçlarını ödeme planları da tutmayacak, yeni bir ‘bailout’a ihtiyaçları olacak. Artık Kıbrıs’ın aldığı ‘bailoutlarda’ mevduatlardan kesinti yapılması ve bankaların batması emsali oluştuğu için, borç ödeme planlarında her geriye düştüklerinde yine bir ‘bank run’ riski ortaya çıkacak. ‘Capital controls’u kaldırsalar bile, yakın gelecekte tekrar koymak zorunda kalacaklarını tahmin ediyorum.

Ve son olarak “Güney Kıbrıs’ı gelecekte neler bekliyor” diye sordum Anıl Arı’ya, işte cevabı:
Güney Kıbrıs’ın tekrar bu borcu ödemesi zor gibi, mevduatlardan daha fazla kesintilere gidebilirler. Güney Kıbrıs’ı çok zor günler bekliyor. Yeni ‘bailout’ almak zorunda kalacaklar gibi. Borçları ödemediklerinde Euro Zone’dan çıkmak zorunda bırakılabilirler. Almanya’nın tavrı değişmezse hiç şansları yok.
Hükümet tahvillerinin çoğu İngiliz kanunlarına tabii olduğu için kesinti yapmaları yasal olarak pek kolay değil, bu nedenle Arjantin gibi yıllarca uluslararası mahkemelerde dava açılmasına sebep olabilirler.

Güney Kıbrıs’ın kaybettiği finansal sektörün yerine geçmesi için acil yeni bir döviz getiren sektöre ihtiyacı var. Tek kurtuluş şansı bu. Peki bu hangi sektör olabilir?
Tarım ekonominin sadece %2’sine denk geliyor, endüstri ise % 6-7 civarı. Bu iki sektörde patlama olsa da yeterince büyüyüp finansın boşluğunu kapatmaları yıllar alır.
Turizm ekonominin %20’sine denk olarak tek şansları gibi duruyor. Peki şartlar turizmin gelişmesi için uygun mu? Son 2 haftada olan olaylarda Güney Kıbrıs’ın tehlikeli, kriz yaşayan bir yer olduğu izlenimi verildi. Bu yüzden birçok turist rezervasyonlarını iptal etti. Bu arada ‘Capital controls’ olan bir yerin turizm patlaması yapması zor! Turizm’in gelişip finansal sektörden doğacak açığı kapaması için ekonominin rekabet gücünü geri kazanması lazım. Euro Zone içinde kaldığı sürece de devalüasyon yaparak bu rekabet gücünü geri kazanması gibi bir şansı yok. Rumlar Euro’dan çıkmadıkları sürece turizmin pek gelişmeyeceğini ve dolayısıyla ekonomilerinin kısa dönemde düzlüğe çıkamayacağını tahmin ediyorum. Bu da yukarda anlattığım senaryoyla birlikte bir kaç yıl içinde Euro’dan çıkma ihtimalini artırıyor.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil