08 Aralık 2016

Güney Kıbrıs-İsrail-Türkiye-KKTC

Haber İçi Üst

Yazdığım son makalede henüz daha Güney Kıbrıs, Troyka ile nihai anlaşmayı imzalamamıştı. Bahse konu makalede, 100 bin Euro’nun altındaki mevduatlardan vergi alınmayacağını ancak 100 bin Euro’nun üstündeki tutarlardan reddedilen ilk protokole göre daha yüksek oranlarda kesinti olacağını öngörmüştüm. Nitekim tahminlerim büyük ölçüde gerçekleşti ve Rum kesimi, borç krizinden kurtulmak için kaynak aktarılan 5. ülke oldu.

IMF, AB ve Avrupa Merkez Bankası’ndan oluşan Troyka ile Güney Kıbrıs, 10 milyar Euro’luk acil durum kredisi kullanmak amacıyla kurtarma paketi üzerinde anlaştı. 100 bin Euro’nun üzerindeki mevduatlardan kesinti miktarı netleşmezken, bu oranının % 40’lara çıkabileceği belirtiliyor. 100 bin Euro’nun üzerindeki mevduatların 38 milyar Euro olduğu ve yarısının Ruslara ait olduğu tahmin ediliyor. Euro Grup, yeni kurtarma paketiyle, Güney Kıbrıs bankacılık sektörünün, AB ortalamasına ancak 2018 yılında gelebileceğini açıkladı.

Yeni paketle, Laiki Bank kapatılarak, 100 bin Euro’dan küçük hesaplar Kıbrıs Bankası’na aktarılacak ve dokunulmayacak. Burada oluşacak zararlar, 100 bin Euro’nun üstündeki mevduat, tahvil ve hisse senedi sahiplerinden kapatılacak. Bundan ötürü, yapılandırılacak Kıbrıs Bankası ve kapatılan Laiki Bank’ın ekonomiye sağladığı kredi imkanları ortadan kalkacak ve reel sektör ile halka sağlanan can suyunda büyük kesinti olacak, böylece ekonomideki küçülme de hızlanacaktır.

AB yetkililerine göre,10 milyar Euro’luk kredinin, 3 aylık dönemler halinde kullandırılması bekleniyor. Gelecek olan 10 milyar Euro’luk bu kaynak, Kıbrıs Bankası ve Laiki Bank’ın yapılandırılması maksadıyla kullandırılamayacaktır.

Güney Kıbrıs’taki finans uzmanları, müşterilerinin hemen hemen hepsinin paralarının Güney Kıbrıs’tan çıkarılması direktifini verdiklerini söylüyorlar. Ülkeye güven kalmayınca yabancı sermaye mutlaka kaçıyor. Yüksek oranlarda sermayenin ülke dışına çıkması işsizliği artırıyor ve gayrimenkul fiyatlarının düşmesine yol açıyor. Yabancı sermaye çıkışını önlemek için hükümet çeşitli tedbirler almıştır. Limanlarda ve havaalanlarında, fazla miktarda nakit çıkarılmaması için bagaj kontrollerinin yapıldığı bilgileri gelmeye başladı bile. Bankalardan yapılacak çekilişler en fazla 300 Euro olacak. Ancak ne kadar önlem alınırsa alınsın en az 15 milyar Euro’nun ülke dışına çıkması bekleniyor. Yürürlüğe konulan sermaye kontrollerinin bir ay boyunca süreceği açıklandı.

  Bankaların 12 gün sonra açılması beklendiği gibi panik yaratmadı. Hatta Euro, dolar karşısında az da olsa değer kazandı.

İsrail’in, Mavi Marmara gemi baskını dolayısıyla Türkiye’den özür dileyerek tazminat ödeyecek olması ve Filistin’e uyguladığı ambargoyu yumuşatacağı yönündeki açıklamalarından sonra, Wall Street Journal Gazetesi de, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin, 2 ülke arasında doğal gaz boru hattı inşa etme planlarını gündeme getirdiğini yazdı. Bu planlar, İsrail’in Güney Kıbrıs’ta LPG terminali kurma planlarını erteletti. Çünkü Türkiye-İsrail boru hattı, Kıbrıs’ta kurulacak tesisten % 80 daha ucuza mal olacak. Bu planlar hayata geçtiği takdirde, Güney Kıbrıs, hem İsrail kartını kaybedebilir hem de doğal gazdaki beklentilerinde hayal kırıklığı yaşayabilir.

Güney Kıbrıs, yukarıda anlattığım tabloda da görüleceği üzere, önümüzdeki 5-6 yıl içerisinde, etkileri devam edecek bir ekonomik kriz ile mücadeleye devam edecektir. Özelleştirmeler, vergi artışları, maaş ve emeklilik kesintileri halkın gelir düzeyini düşürecek, refahında gerilemelere yol açacak, işsizliği artıracaktır. Kemer sıkma ve mali disiplin ekonomideki resesyonu artıracaktır. Güneyde çalışan insanlarımız da işlerini kaybedebilecektir. Öte yandan ise, gelecek ek vergilerle Güney pahalı hale gelecek ve Kuzeyden alışveriş cazip olabilecektir. Pahalı olan bir ülke yerine, turistler, charter seferlerle Kuzey’e gelişlerini artırabilecektir.

Yazıma son verirken önemli bir konuya da değinmek istiyorum. Güney Kıbrıs için bütün bu olumsuz gelişmeler yaşanırken, Kıbrıs müzakere sürecinin başlaması çok yakın bir olasılık olarak görülmüyor. Rum liderliğinin bu dönemde Kuzey Kıbrıs ile diyalog ve çözüm için müzakere arayışında olması pek beklenmiyor. Çözüm için, konsantrasyon sağlayacak, moral, motivasyon ve ruh halleri maalesef şu anda bulunmuyor. TC Dışişleri Bakanı, enerji konularında, Rum tarafının tek başına hareket etmesinin haksızlık olduğunu, Kuzey Kıbrıs’ın yok sayılmasının BM parametrelerine de ters düştüğünü ve çözüm sürecini baltaladığını vurguladı. 2013’te federal veya 2 devletli çözümü konuşalım ve sorunu bitirelim diyen Davutoğlu, “Ya çözüm ya Taksim” olacak diyerek de konuya tarihsel yeni bir boyut getirdi. Bu açıklamalar, uluslararası arenada ve Güney’de büyük yankı uyandırdı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın ve KKTC liderliğinin çözüm için derhal müzakerelerin başlaması çağrısının, Güney Kıbrıs’ta, bu ortamda olumlu bir cevap bulması, yakın gelecekte uzak bir ihtimal olarak görülüyor. Görüşme masasına oturma, Yunanistan, AB, ABD, BM gibi aktörlerin telkin ve ikna yöntemleri ile ivme kazanabilir diye düşünüyorum.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil