04 Aralık 2016

Gözümüz Türkiye’de

Haber İçi Üst

Nefesimizi tuttuk ve Türkiye’de yaşanan halk ayaklanmasının nasıl biteceğini bekliyoruz. İçeride yaşadığımız siyasi dalgalanmanın üzerine bir de  Anavatan’da yaşananlar hepimizi tedirgin etti. Türkiye hapşırsa, biz grip oluruz; o yüzden Türkiye’de yaşananları yakınen takip ediyoruz.
    Elbette, krizin yarattığı tedirginlik, istikrarsızlık ve belirsizlik kötü ama Allah’tan toplumda biriken bu gaz kısmen ekonomin görece sağlam olduğu bir dönemde ortaya çıktı, yoksa zayıf bir ekonomik iklimde ortaya çıkmış olsaydı, şimdi halimiz dumandı. Anayasa kitapçığının fırlatılmasıyla neler olduğunu unutmadık.
    Farklı tedirginlikler ve taleplerle bu kriz birikerek eninde sonunda bir yerden patlayacaktı. Gezi parkı vesile oldu ve biraz da kaşımalarla gaz açığa çıktı. Şimdi Türkiye’de iki katmanlı bir iç barış süreci olmalı; bir taraftan Türk-Kürt barış süreci, öte yandan da hayat tarzları-yaşam biçimleri farklı olanlar arasında bir orta yol bulma çabası olmalı.
      Bu gerginliğin dibinde toplumun önemli bir kesiminin “özgürlükler, yaşam biçimi, korku imparatorluğu, mahalle baskısı vs.’ye “ yönelik hassasiyetler var. Başbakan Erdoğan çok büyük bir mucize gerçekleştirdi ve 10 yılda Türkiye ekonomisini bataklıktan çıkardı, hem bölgede hem de dünyada önemli bir aktör haline getirdi.
    Ama kabul edelim ki; halkın önemli bir kısmı başbakan Erdoğan’ı yaşam biçimine, özgürlüklerine karşı tehdit olarak görüyor ve korkuyor. Toplumun önemli bir kısmı, bahsettiğim hassasiyetlerle bir bakıma Başbakan Erdoğan’a “one minute” dedi aslında.
      Başbakan Erdoğan’ın toplumdaki bu hassasiyetlere kulak vermesi lazım, yoksa inatlaşma olursa, Türkiye’ye yazık olur; 10 yılda elde edilen kazanımlar güme gidebilir. Türkiye coğrafyasının böyle bir riski var.
    Bu kriz Başkan Erdoğan’ın hem içte, hem de dışta karizmasını çizdirdi. Herhalde, başta Esad olmak üzere birçok lider ve ülke bu kargaşadan dolayı mutlu olmuştur. Anastasiadis’in bile biraz rahatladığını düşünüyorum!  
      Bu kriz Türkiye’de demokrasi ve ekonomi-politiği dinamikleri açısından bir test olacak. Bu kriz, Türkiye’nin Müslüman demokrat bir ülke olarak artık geri dönülmez bir noktada olup-olmadığını gösterecek. Bu kriz, ortak akılla ve sağduyuyla yönetilebilirse demokrasiyi ve siyaseti evrimleştirir, aksi sıkıntı yaratabilir.
    Krizin para ve sermaye piyasalarına etkisi, şimdilik krizin geçici olacağı beklentisi ile çok fazla olmadı. Kur, faiz ve borsanın verdiği tepkiler şimdilik krizin geçici olacağını söylüyor. Ama bir süre daha devam ederse, bu geçici etki, hem mali, hem de reel piyasalara çok kalıcı hasarlara neden olabilir.
    Bu bakımdan 10 günü aşan kriz, bu hafta bıçak sırtı bir döneme girdi; kriz uzarsa, tansiyon düşmezse, büyüme, talep, işsizlik vs. olarak her geçen gün etkisini negatif olarak artırmaya başlar ve bu sarmalda hepimizin başını belaya sokar.
    Dış dünyada Türkiye ile ilgili ekonomik ve siyasi açıdan algılama ve beklentileri olumsuz etkilediği kesin ama herkes bu dalgalanmanın geçeceğini düşünüyor. Umarım öyle olur, yoksa bu dalgalanma devam ederse hepimizi yutar.
    Kıbrıs sorununda da çok önemli bir kavşağa geldik, bizim bu kavşakta  bölgesinde ve dünyada güçlü ve etkili bir Türkiye’ye ihtiyacımız var. İnşallah, Başbakan Erdoğan empati yaparak, bu krizden mesajlar, dersler alarak bir an önce süreci normalleştirmeyi başarır.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam