04 Aralık 2016

GG mi, bye bye mı?

Haber İçi Üst

Rahmetli babaannem ve de dolayısyla babam ve de dolayısıyla yandan kaynak bendeniz tam bir hisar altı Çağlayan çocuğuyuz. Çocukluğumuzun büyük bir kısmı Çağlayan’daki Gençlik Gücü (GG) kulüp binasında geçti. Dile kolay peder bey 20 yıla yakın yöneticilik yaptı kulüpte. Bölgedeki anason kokulu çörekler ve yaseminlerin mis kokuları halen burnumuzda tüter. Zaman zaman kulüp binasına gidip maskot olduğum fotoğraflara da bakarak nostalji yaşarım. Çoktandır gidemedim. Belki de o fotoğrafın yerinde yeller esiyordur. Her bayram sabahı büyüklerin elleri öpülür oradan da Saffet Anibal’ın bulunduğu caddede kurulan bayram yerinde ‘bul karayı al parayı’ oynardık. Oradan da direkt kulüp binası arkasındaki kalede penaltı yarışına. Kazanan arkadaşımızın Bixi marka kolası bizdendi. Yeteneksiz ben, hep ısmarlayan tarafta olurdum bayramlık paramla. Siz bakmayın son yıllarda GG’nin asansör takım olduğuna. Kıbrıs Türk futbol tarihinin en köklü camialardan biri. Kolay değil, “yasemin kokulu Lefkoşa efendilerinin takımı” der bazıları. Bazıları ise “sessiz çoğunluğun takımı” der. Doğru söze ne denir! Yıllar geçti bisikletçi ve yoğurtçuların kurduğu takım, İnönü Meydanı arkasındaki dar sokaktaki bisiklet tamirhanesine sığmadı ve bugünkü binasını inşa etti. Rahmetli Salim Mullahasan, Fikret Kürşad, Hüda Reis ve diğer yeni nesil başkanlar da hep “biz bilinci” içerisinde kulübü yönettiler. Eski başkan Mazhar Abi “kimisi çıtayı yükseltti, kimisi düşürdü ama herkes elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştı” dedi bir sohbet esnasında. Haklı da! GG’yi yıllardır takip ediyoruz. Genel kurulunda hır gür çıkaran birini hatırlıyor musunuz? Asla yok. Tarih boyunca performansı ile takıma katkı koyan futbolcuların örgüt kültürü, birçok kulüp futbolcusundan farklı. İnanmayan eski kaptan Özer Abi ile tanışıp bir sade kahvesini içsin. GG bir başka deyişle ‘efendilerin takımı’, kuruluşundan bu yana Fair-Play’e hep örnek olmuş bir spor kültürü ile yoğrulmuş bir camia. En son örneği de bu yılki takımı. Yenice Başkan ve yönetimle müthiş bir ‘zihinsel süreç ve dürtüleme modeli’ ile bu süreçte hep aktif oldular. Bire bir rakiplerini yendiler ama arkasından Yenicami mağlubiyetiyle seri puan kaybetme durumları. Neyse, bugün düşme maçları var! Sevgili pederim sürekli “Her Lefkoşalı ailede mutlaka bir GG’li vardır” der. “Var ama hani be baba?” derim ben de hep. Bu suskun çoğuluk ne zaman bir araya gelir onu da Allah bilir. Son sözüm mü? Ak mı, kara mı belli olacak. Lapta’ya mı, yoksa GG’ye mi “bye bye” diyeceğiz  belli olacak. Sonuç n’olursa olsun biz yine de; “İnadına Oyna GG” diyeceğiz sevgili kulübümüze üç kuruşluk yardımı çok gören birçoğumuz gibi. Hayırlısı…
 

Dikilitaş Hukuku ve Hasta Adam

Sporumuzu gerek bizler, gerekse Avrupalı(!) dostlar olmak üz’re, yıllar boyunca hem önden, hem de arkadan olmak üz’re de kızarmış iki tost ekmeği arasındaki kaşar peyniri gibi erittik, eski kaşar tadındaki ada sporumuzu. Kuzeyde kendi ciğerimizle ve de kendi yağımızla küçük küçük çiftlikler oluşturduk! Sporda da; Böl, Parçala, Yönet ve Ye Modeli’ni sıraya koyduk. Her’bir federasyonu kendi içerisindeki Yengeç Sepeti Sendromu dahilinde hükümetlere bağımlı kıldık. Ne Sponsorluk Tüzüğü işledi, ne de ölümün goca körü Yap, İşlet Devret Modeli veya diğer modeller. Hani şu seçim döneminde siyasi arkadaşlar sporumuz için “Monako veya Tayvan Modeli” dediler ya, o da çok komikti vesselam. Neyse konuyu uzatmadan Osmanlı’ya bi’dalalım bakalım! Rus Çarı 1. Nikola, 9 Ocak 1853’de bir konserden çıkarken sohbet etmekte olduğu İngiltere’nin Rus elçisi Hamilton Seymour’a Osmanlı İmparatorluğu için “Hasta Adam” yakıştırmasını yapmıştı. Maalesef Kıbrıs Türk sporu için de özellikle sporcularımız tarafından aynı yakıştırma yapılıyor. Yakında bi’spor şurası organize ediliyor. Bol pilavuna ve börekli ikramlar eşliğinde kırık testi üzerinden ha’bire havanda su döveceğiz yine/yeni/yeniden. Kıbrıs Türk sporu başka bir deyişle ‘hasta adam’ ölmek üz’re a dostlar. Aha gene karamsar bi’yazı oldu ama n’apayım! Bu bağlamda problem, problemin nedenleri ve çözüm yolları belli. Problem sürecinde sürekli irdelenen“Dikilitaş hukuku mu, yoksa evrensel hukuk mu?” tartışması ve açılımı da hukukçulara bırakıyorum. Sonuç mu? İnsan Hakları Evrensel Beyannemesi nezdinde uluslar üstü spor mahkemelerinde dava dosyalanmazsa sporumuzdan bi’cacık olmayacak. Şura mı? Dostlar alışverişte görsün ve de kolay gelsin gençler…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam