02 Aralık 2016

GERÇEKLERLE YÜZLEŞME ZAMANI…

Haber İçi Üst

Uzun Kurban Bayramı ve Cumhuriyet Bayramı’nın ardından artık yeniden sorunlarımızla yüzleşmeye başlıyoruz. Yaklaşık bir haftadır tüm sıkıntıları bir tarafa bırakarak, her şeye rağmen tatilin keyfini çıkarmaya çalıştık. Sanki tatil hiç bitmeyecek gibi, yedik içtik keyfimize baktık. Ne çöp ne de kurultay gündemimiz olmadı. Ama işte bitti gitti, gerçeklerle yüzleşme zamanı geldi…
Bayramın unutturduğu birçok dosyanın toplum adına yeniden açılması ve sorumlularının ortaya çıkarılması hepimizin görevi olmalıdır…
Bugün mahkeme, UBP kurultay sonucuna tüzüğün ihlal edildiği gerekçesiyle Ahmet Kaşif ve destekçilerinin şikayetini görüşmeye başlayacak. Kimse bugün mahkemeden bir karar üretmesini beklemesin. Kurultay kavgası bu hafta da gündemdeki yerini korumayı sürdürecek. Yine gazete manşetleri Küçük- Kaşif iddialarını yazacak…
Havadis Gazetesi’nin canlı tanıkla ortaya çıkardığı ve Cumhurbaşkanı Eroğlu’na verildiği iddia edilen “bavulla para” haberinin, yeniden gündeme geleceği ve geçmişle ilgili hesaplaşmaların yapılacağını düşünüyorum. Yıllar önce seçimlerde kullanılmak üzere zamanın Başbakanı, bugünün Cumhurbaşkanı Eroğlu ile ilgili bu ciddi iddialar ve yine kısa bir süre önce CTP milletvekili Sonay Adem’in ortaya çıkardığı ve yine Eroğlu’na ait banka hesaplarının, bu son iddia ile birlikte yeniden gündeme gelmesi ve temiz toplum, temiz siyaset adına tartışılması gerekmektedir…    
Başkent Lefkoşa ve onun olmayan belediyesi önümüzdeki günlerin en temel sorunu olarak yine karşımızdadır. Toplum sağlığı açısından da artık dayanılmaz boyutlara ulaşan bu soruna kesin ve kalıcı bir çözüm üretmenin zamanı geldi de geçiyor bile. 
Bayram tatilinde gündemden düştü ama okullardaki öğretmensizlik durumları da devam ediyor. Şike iddialı öğretmen sınavları, bunun yerine sözde çözüm olarak getirilen geçici öğretmenler konusu hala orada.
Ya o sahte imza konusu? Temiz toplum isteyen de biziz, gündemden düşüren de…
Siyasiler, sadece eleştirmek yerine kalıcı çözüm üretmeli, tüm bu sorunların uzamasını, kendi hanelerinde kar olarak görmekten vazgeçmelidirler.
Yine Lefkoşa’ya dönelim. Bu kriz, sadece Lefkoşa’nın çöplüğe gömülmesi sorunu değil, ülkenin yaşadığı genel kaosun bir parçasıdır.  İktidar ve muhalefetin bu kaosa müdahale etmesi ve soruna köklü bir çözüm bulmak için ortak hareket etmeleri kaçınılmazdır. Özellikle muhalefet, yaşanan bu krizi kendi siyasi gelecekleri için fırsat saymaktan vazgeçmeli ve Lefkoşa’yı kurtarmak adına elini taşın altına koymaktan çekinmemelidir…
Bayram tatilini sokakta geçiren Lefkoşa Kaymakamı Kemal Deniz Dana bakın belediyede gelinen son noktayla ilgili neler söylüyor, “Geçici çözümlerle Lefkoşa yaşanır hale getirilemez, şu anda Lefkoşa’da çalışan temiz bir park yok, sokak lambaları, trafik ışıkları yanmıyor ve çöpler yine birikecek.”
Lefkoşa dönüşü olmayan bir yola girmiştir. Her geçen gün, çözümden bizi daha da uzaklaştırmakta ve telafisi mümkün olmayan duruma sokmaktadır…
Hükümet de, artık sorunu ötelemekten vazgeçmeli, Lefkoşa’nın kurtulması için ne gerekiyorsa bir an önce yapmalıdır. Yasaysa yasa, tüzükse tüzük, ama bir an önce gerekeni yapmak zorundadır… Ne Lefkoşa’nın ne de Lefkoşalının bekleyecek, dayanacak sabrı kalmamıştır…   
Cemal Başkan’a da bir çift sözümüz var. Artık çok net olarak görüldü ki, günlük çözümlerle bu işin olmayacağı belli. Sorunlar kartopu gibi büyüyor, içinden çıkılmaz bir hal alıyor. İnsan olarak iyi niyetli veya yardımsever birisi olabilirsiniz. Ancak bu sorunların sizinle aşılacağına inanmıyorum. Bu nedenle çok sevdiğiniz bu Lefkoşa sevginizi ispat etmenin zamanı geldi. Daha fazla zarar vermeden istifa ediniz ve çözümün önünü açınız…
Ve son bir söz de vatandaşa… Sorunlara tepkiniz, size verdiği zarara bağlı olmamalıdır. Size zararı yok diye, insanları kasıp kavuran sorunlara duyarsız kalmamalısınız. Sadece kendi uğradığımız haksızlıklarda değil, başkalarının haklarını korumada ve onlara karşı sorumluluklarımızı yerine getirmede de aynı kararlılığı ve duyarlılığı göstermeliyiz. Unutmayın ki yaşam hakkınız mücadeleniz kadardır…

YERİN KULAĞI VAR
UBP’DE İÇ HESAPLAŞMA: Ahmet Kaşif, “İrsen Küçük’ü parti genel başkanı olarak kabul etmeyeceklerini, bundan doğacak sıkıntıların sorumlusunun asla kendileri olmayacağını” vurgulamış. UBP’de artık kılıçlar çekildi. Mahkemenin kararı ne olursa olsun iç hesaplaşma kaçınılmaz oldu. Baksanıza Sayın Kaşif daha şimdiden “doğacak sıkıntılardan” bahsetmeye başladı bile…
ANLAYANLAR ANLAMAYANLARA ANLATSIN: UBP Kurultayı’nın ardından özellikle Kaşif grubunun açıklamaları akıl karıştırıyor. Kaşif, “yaşanacakların sorumlusu biz olmayacağız” derken, grubun güçlü ismi Türkay Tokel ise, “Bu başkanla bu gemi devam edemez, deriz ve yapacağımızı kendimiz yaparız. Önümüzde bütçe görüşmeleri var her gün bir güven oylamasıdır” diyerek bir nevi tehdit ortaya koyuyor. Ama kimse henüz dilinin altındaki baklayı çıkarmak istemiyor anlaşılan…

TÜZÜK DEYİP GEÇMEYİN: UBP Kurultayı’nda yaşanan tüzük kavgası tüm siyasi partilerimize ders olmalı. Tüzüğü sadece “yasak savma” olarak gören ve UBP’de olduğu gibi, sadece “işi düştüğünde” hatırlayanlar kendi tüzüklerini iyice bir okumalıdır. Çünkü ne zaman ve kimin ihtiyacı olacağı hiç belli olmaz…
BÜTÇEDE HASAPLAŞMA: Kasım ayı hükümet için oldukça zor geçeceğe benziyor. Henüz bitmeyen kurultay kavgasının üstüne kasım ayında başlayacak bütçe görüşmeleri işin tuzu biberi olacak. Özellikle Kaşif ve yandaşlarının, bütçe görüşmelerini Küçük’e karşı bir hesaplaşmaya döndürme ihtimali, hükümetin korkulu rüyası oluyor…
KANIMIZDA VAR: Ülkede yaşan onca kaos, onca kavga yetmezmiş gibi, şimdi de günlerdir gazete sayfalarında restorancılar savaşını okuyoruz. İki grup her gün gazetelere verdiği ilanlarla birbirlerine yönelik suçlamalarda bulunuyorlar. Mevcut sorunlarını karşılıklı oturup konuşmak varken, paralı ilanlarla bu kavgayı toplum önünde tartışmalarını anlamak mümkün değil… 
AYDA ORTALAMA 164 VATANDAŞ: İçişleri Bakanlığı, TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı’nın sorusuna verdiği yanıtta son 8 ayda çeşitli sebeplerden dolayı toplam 1312 kişiyi vatandaş yapıldığını açıkladı. Yani her ay ortalama 164 kişi çeşitli nedenlerle vatandaş yapılmış. Dünyanın tanımadığı bir ülkenin vatandaşı olmak için, insanların bu kadar çok hevesli olmasını anlamak mümkün değil…
BÖYLE BİR TEZAT: Zaman zaman Türkiye basını bizim hakkımızda ne yazmış diye bakarım. Dün yine baktım. Tüm gazetelerde Kıbrıs başlıklı yüzlerce haber vardı. Hepsi de bayram süresince Kıbrıs’ın kuzeyinde sahneye çıkan ünlülerle ilgiliydi. Biz dibe vuruşu yaşarken, Türkiye’de sade vatandaş bizleri vur patlasın çal oynasın eğlenen insanlar olarak görüyor. Bu durumu nasıl yorumlamak gerektiğine bile karar veremedim…
YARI YARIYA AZALDI: Lokmacı barikatından gruplar halinde Kuzey’e her gün yüzlerce turist geçerdi. Son dönemde bu sayı oldukça artmıştı. Gerçi esnafa bir faydası yoktu, sadece tarihi eserleri gezerler, kendilerine dağıtılan kumanyaları Büyük Han’ın bir köşesinde toplanıp yerlerdi. Ancak son birkaç haftadır turlar yarı yarıya indi. Sebebini anlatmaya gerek yok herhalde. Rum rehberler getirdikleri turistleri çöplük içinde gezdirmek istemiyor. Ha, bunu turistlere nasıl anlattıklarını ise düşünmek bile istemiyorum…

ZİRVEDEKİLER
Surlariçi Sakinleri: Hani dün yazmıştım, kapımızın önünü de mi temizleyemiyoruz diye. Dün Surlariçi bölgesinden geldi haber. Çöplerin kaldırıldığı ilk gün, eskiden Gölek dediğimiz bölgenin sakinleri çöp kamyonunun arkasından, ellerinde deterjan kutuları ile sokağa çıkmışlar, çöplerden arda kalanları toplamışlar ve sokaklarını deterjanlarla bir güzel yıkamışlar. İşte budur dedim…
Petrol Dolum Tesisine Hayır İnisiyatifi: Kalecik’te yapılması planlanan tesis konusunu yargıya taşıyan inisiyatife naçizane tavsiyemiz, hukuksal hazırlığı çok ciddi yapmaları, davanın reddedilmesine neden olabilecek açık nokta bırakmamaları. 
DİPTEKİLER
Koltuklara Yapışanlar: Boysan Boyra’nın önerisini dün BES de tekrar etti. Madem belediye başkanı her şeye rağmen istifa etmiyor, o halde belediye meclis üyeleri topluca istifa etmeli. Başka yolu kalmadı artık. Öyle oturdukları yerden açıklama yapmalarının çözüme yönelik hiçbir anlamı yok. İstifa etmedikleri her gün, suça biraz daha ortak oluyorlar… 
Güven: 29 Ekim mesajlarında tüm siyasilerin ortak bir vurgusu vardı “Güven”. Güvenden kasıt ne? Birincisi, halkın kendi seçtiği yönetimin adaletinden kuşku duymaması, ikincisi ise sorunlarını çözecek, sistemi işletecek bir yönetimin her halukarda orada bulunduğu. Bunun sadece devlet yönetimi olması gerekmez, bir dernek yönetiminden, işyerine kadar her alanda yönetimden bahsediyorum. KKTC’de bunların her ikisi de kuşkulu olduğuna göre, yaşadığımız kaos az bile…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam