En Üst

15 Aralık 2017

Haber Üst 1
Haber Üst

Gelinen bu noktada önerim

Gelinen bu noktada önerim
Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

GELİNEN BU NOKTADA ÖNERİM; CUMHURBAŞKANIMIZ SAYIN MUSTAFA AKINCI’NIN ÖNDERLİĞİNDE, DÜNYADA ve K.K.T.C.’de KENDİ ALANINDA UZMANLAŞMIŞ KIBRISLI TÜRKLER OLARAK, PARTİLER ÜSTÜ BİR KURULTAYDA BULUŞALIM…

 

Merhaba…

Aylardan temmuz, yıl 2017; İsviçre’de Crans Montana’da yıllardır olduğu gibi Kıbrıs görüşmeleri yine sonuçsuz kaldı…

Tam da bu noktada kıymetli kardeşim Hüseyin Ekmekçi’ye, Sayın Mete Tümerkan’a ve görüşmeleri olağanüstü bir çaba ile bize aktaran gazetecilerimize içtenlikle teşekkür ederim… Muhteşem bir emekle, olanaksızlıklar içinde bizi bilgilendirdiler…

Bir kez daha “Masa çöktü” diye görüşmeler tarihe geçti…

 

Hakan Çakmak kardeşim güle güle…

Şaşırdık mı? Hayır, ben şaşırmadım.

Böyle bir sonucu bekliyor muydum? Evet olasılıklarım arasında vardı…

Ama en azından bir ortak metinde anlaşılır umudumu hep korudum..

Ortak metin olmayınca şaşırdım mı? Hayır ona da şaşırmadım, sadece ülkemin geleceği adına üzüldüm. Ama umudumu asla kaybetmedim…

Peki neye yaradı bu görüşme? Her iki taraf da bu aşamadaki kırmızı çizgilerini net olarak masaya koydu. “Bu aşamadaki”…

Şimdi ben detaylara girmeyeyim, ilgilenenler biliyordur zaten…

Merak etmeyin yakında yine başlar görüşmeler…

Masa yine kurulur…

Cumhurbaşkanımız Sayın Mustafa Akıncı’ya ve ekibine geleceğimiz adına güvenim sonsuz.

*

Gözüken o ki, tabii ki bence efendilerin şimdiki başroldeki planı; doğalgazı sorunsuz bir şekilde Avrupa’ya taşımak, niyet ve istek bu yönde gözüküyor…

Efendiler doğal olarak yaklaşık yetmiş yıllık, yani 2080, 2090’lı yıllara kadar olan çıkarları için böyle istiyorlar… Bizlere biçtikleri gömlek bu…

Ya bundan önceki çıkarları için adaya yıllardır ektikleri negatif tohumlar ne olacak?

O tohumlar artık ağaç oldu, nefret meyveleri vermekte!

Anlayacağınız şimdi işlerine gelmese de, ektiklerini biçiyorlar… Gerçekler içinde artık kaçacak delik de kalmadı,  kabak gibi ortada durmakta…

Kanıtı mı? Neden sadece Rum tarafını Avrupa Birliği’ne aldılar?

“Gidin Türk komşularınızla anlaşın, yoksa sizi Avrupa Birliği’ne almayız.” niçin demediler?

Türkiye’mizin önünü özellikle Avrupa’da kesmek, adayı istedikleri gibi yönlendirmek, doğal kaynakları ve toplumları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaktı planları.

Yani böldüler, parçaladılar, istedikleri gibi yönetmek istediler. Şu ana kadar da plan aşağı yukarı sorunsuz ilerledi…

Şimdi size soru… Siz Rum’ların yerinde olsanız ne yapardınız?

Biraz empati yapalım…

Kabaca şöyle, dünya devlet olarak sizi tanıyor…

Avrupa Birliği üyesi olarak her türlü haktan yararlanıyorsunuz…

Size diyorlar ki “Bir komşun var, at şu imzayı, var olan haklarını ikinizle aranızda bölüştürelim.”… İmzayı  atıp, elinizdeki hakları bölüşür müsünüz?

Yoksa o imzayı atmamak için her türlü yola başvurur musunuz?

 

Hakan Çakmak kardeşimle çok kıymetli bir an…

*

Rum’lar geçmişte ne yazık ki; hem kendi içlerinde, hem de biz Türk’lere karşı efendilerinin dolduruşuna gelip öyle hatalar yaptılar ki!…

Biz de hatalar yaptık, ama Rum’lar kadar değil…

Şimdi çıkıp “Sıfır asker, sıfır garanti.” dedikleri zaman, gerçekten büyük  komedi oluyor… Siz bir noktada birleşin, bırakın zamanla buna halklar karar versin değil mi?

Ama siyasetçilerinin gelecekteki çıkarları için, bu aşamada bu kadar…

İşin acı tarafı, gözüken o ki, siyasetçilerinin umurlarında bile değiliz…

Malum seçim var, tabir yerinde ise söz konusu olan ekmek parası…

Rum halkı mı? Tabii çoğunluğundan bahsediyorum, yoksa aşırı uçtaki azınlık bütün toplumlarda var… Rum Halkı “Annan Planı” için yapılan referandumda sınıfta kalarak piyon olmayı seçti, başrolü K.K.T.C.’ye biz Türk’lere bıraktılar. Seçimde kandırılmaya çalışılacaklar ve tabii ki beklenen son, piyonlar feda edilerek yine kandırılacaklar… Yeni dünya düzenine uymak istiyorlarsa onların da baskılara rağmen uyanmaları lazım…

 

Doğduğumuz topraklar ıçin Tiyatro AŞHK olarak mumlar yakmaya devam edeceğiz…

*

Özetlersek, şimdilik en en başrolde olan doğalgazın Avrupa’ya sorunsuz taşınması için; doğalgaz denizden çıkarılıp da taşıma durumuna gelinceye kadar efendiler adada barış olmasını istiyorlar… Bu yüzden çok ısrarlılar… Ama Rum tarafı sondajı denize vurmaya başlayınca ne olacak? Hadi bakalım ayıklayın pirincin taşını!

Bunun için de doğal olarak her türlü siyaset oyunu masaya gelecek…

O zaman da gereğini yapmaları, biz Türk’leri yok saymaktan vazgeçmeleri gerekmiyor mu? Bu da uzun vadede işlerine gelmiyor… Neden mi?

Soru: Doğalgaz birleşmiş bir Kıbrıs adasının kontrolü altında olmuş olsa idi, ne olurdu? Cevabını size bırakıyorum…

Soru: Adada ve çevresinde başka hangi doğal kaynaklar var? Benden sorması, cevabı araştırıp bulun… Unutmayın ki artık teknolojinin geldiği son noktada, uydulardan yeraltındaki, yerüstündeki her türlü doğal kaynaklar rahatlıkla tespit ediliyor… Anlayacağınız durum yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal…

Zor süreçler bizleri bekliyor…

Kanatsız Güvercinler adlı oyunumuzla buyrun hep beraber Girne Amfi Tiyatro’da 18 temmuz akşamı saat 21.00’de karanlığa karşı buyrun hep beraber mumlarımızı yakalım…

 

*

Ben Cumhurbaşkanımız Sayın Mustafa Akıncı’ya ve ekibine çok güvenenlerdenim…

Bütün bu ve daha bizim de bilmediğimiz birçok gerçeği bilerek hareket edeceklerinden zerre kadar şüphem yok…

Bırakalım artık birbirimize köstek olmayı… Herkes kendi kendiyle aynada yüzleşsin…

Evinin penceresinden yaşadığı sokağa, köye, ülkeye, bastığı toprağa bir baksın…

Çocuklarınızı, torunlarınızı düşünün…

Büyük fotoğrafı görelim artık, detaylarda boğulup birbirimizi kırmayalım…

Zaman “BİR” olma zamanıdır…

Bireysel egolarımızı değil de ülke çıkarları için beraber hareket edersek barış o zaman olur…

Hep söyledim, K.K.T.C. ne kadar çok güçlü olursa, barış da o kadar bize yaklaşır…

1974 öncesi ruhu hatırlamalıyız… İçimizde var olan bu ruhu umutsuzluğa kapılmadan bulup tekrar aktif hale getirmeliyiz… Bırakın ne olacaksa olsun…

Ambargolara, bizi yok saymalarına karşın yılmadan, usanmadan çok ama çok çalışmalıyız… Biliyorum çok zor, ama doğrusu bu… Dünyanın dört bir tarafında yaşayan ve çok üst seviyelerde o kadar çok Kıbrıslı Türk var ki…

Gelinen bu noktada önerim; Cumhurbaşkanımız Sayın Mustafa Akıncı’nın önderliğinde, dünyada ve K.K.T.C.’de kendi alanında uzmanlaşmış Kıbrıslı Türkler olarak, partiler üstü bir çağrı ile büyük bir kurultayda buluşalım…

Her bir değerimiz, var olan koşulları gözeterek; kendi uzmanlık alanında K.K.T.C.’nin dünyada “yok sayılmasına rağmen” neler yapılabileceğini ve nasıl yapılması gerektiği konusunda düşüncelerini gerekçeleri ile paylaşsın… Bu tarihi kurultay bir kitapçık haline getirilsin…

Adeta bir seferberlik ruhu ile, öneriler devletimiz tarafından, iktidarda hangi parti olursa olsun, bizlerin de karşılıksız katkısı ile öncelik durumuna göre hayata geçirilsin…

Görüşmeler yine başlar, yine biter. Tekrar başlar, anlaşma olur, olmaz…

Biz artık yolumuzu çizip kendi inandığımız yolda yürümeye başlamalıyız…

Çünkü hala emekliyoruz…

Çocuk resmi olarak1983’te doğdu dostlar, 34 yaşında hala emekliyor…

Acı gerçek bu…

Kanatsız Güvercinler adlı oyunumuza, Girne Amfi Tiyatro’ya saat 21.00’de bekliyoruz…

 

*

16 temmuzda doğduğum topraklara “her şeye rağmen” tiyatronun büyüsünde ayna tutmak inancı ile Tiyatro AŞHK’tan ekip arkadaşlarımla beraber Güvercin yüreğimle ayak basacağım… Girne Belediyemizin düzenlediği 7. Kültür ve Sanat Günleri’nde; “Aydınlık bir gelecek için sanat.” sloganında, onurla ve heyecanla “Kanatsız Güvercinler” adlı oyunumuzla karanlığa karşı yine mumlarımızı umutla yakacağız…

Ama, günlerdir içim buruk… Bir garibim…

Sanat ailemizden bir kıymetlimizi 22 haziranda gerçeğe uğurladık…

Düşleriyle, sevgisiyle, umutlarıyla, barışa olan özlemi ile, çocuk gülüşü ile veda etti bize… Beni arayan, “Abi memlekete geliyorsun, ne gün buluşuyoruz? Röportajı nerede yapalım?” diyen, dertleştiğim, düşlerimi paylaştığım, hasretle sarıldığım o “insan” yok artık… Doğduğum topraklara olan karşılıksız sevdamı körükleyen bir elin parmağı kadar insan var… Biri de o idi… Bizi bıraktı bu yalan dolanlarla, gerçeğe gitti…

Yüreğimin içi Hakan Çakmak kardeşim gideli alev alev yanmaya devam ediyor…

Kabullenmek zor…

İlk kez Hakan Çakmak kardeşimin olmadığı bir Kıbrıs’a ayak basacağım…

İnanın, onu gerçeğe uğurladığımız günden bu güne, ancak şimdi duygularımı sizlerle paylaşma gücünü kendimde bulabiliyorum… Yazık, gerçekten çok yazık…

Kıbrıs’a ve dünyaya ancak sanatın egemen olması ile barışın gelebileceğine, halkların kardeşliğine inanan muhteşem bir devrimciyi gerçeğe uğurladık…

Tabii ki her ölüm erken ölümdür…

Bizler Hakan Çakmak kardeşimin zamansız vedası ile aslında sanat benliğimizi de kaybettik… Bu gerçek zamanla daha da ortaya çıkacak, bıraktığı derin boşluk daha da hissedilecek…

Kendi insanı için deli divane olurdu, sırdaştı, dosttu, yoldaştı, insandı…

Herkesle paylaşmayı severdi… Gitti…

*

Bizim de beraber bir projemiz vardı… Süprizdi… Tohumlarını BRT Müdürümüz Sayın Meryem Özkurt ile atmıştık… Umarım anısı için hayata geçiririz…

Sen de biliyorsun ki Hakan kardeşim; ben ve benim gibi birçok yürek nefes aldığı sürece sen de bizimle yaşamaya devam edeceksin…

Kıymetli ailene ve tüm sevenlerine tekrar başsağlığı ve sabır diliyorum…

Dediğim gibi, bu dünya yalan dolan; inanıyorum ki sen gittiğin yerde ırk, din, dil ve “BARIŞ” sorunu olmadan özgürce bize yardımcı olmaya, pozitif enerjinle ışık tutmaya devam edeceksin… 49 yıllık kocaman hayatına binlerce yıl sığdırarak bizlere tuttuğun aynalar, anlar için sana ne kadar teşekkür etsek azdır…

*

18 temmuz akşamı Girne Amfi Tiyatro’da Halil Öztürk Kemaloğulları yeğenim, Tomris İncer ustam ve sen; Hakan Çakmak kardeşim için de Kanatsız Güvercinler’imize kalıcı barış adına, “her şeye rağmen” kanat takıp umutla uçuracağız ada semalarına. Yıldızların altında, dalga seslerinin arasında, kim bilir kaç kez geldiğin Girne Amfi Tiyatro’da eminim sen de her zamanki gibi bizi yine yalnız bırakmayacaksın…

*

Biz kuşak olarak gerçekten beraber yürüdük bu yollarda…

Şu anda BRT Genel Müdürü Sayın Meryem Özkurt, kıymetli dost Resmiye Canaltay ve kardeşim Hakan Çakmak İstanbul’la kadar gelip benimle röportajlar yapan ender Kıbrıslı Türk’lerdendirler… Unutmak mümkün mü?…

*

Paylaştığımız ve benimle hep yaşayacak olan değerli anlar içimdeki çeyiz sandığında, yüreğimde saklı… Mevlana’nın dediği gibi, benim için de zaman dolup “Düğün günü.” geldiğinde; tüm sevdiklerim gibi sana da sıkı sıkı sarılacağım…

Güle güle dostum… Saygıyla…

Haber İçi Alt 1
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis kritik, bahis