08 Aralık 2016

GDO’lu pirinçler

Haber İçi Üst

Duymuşsunuzdur… Bir ay kadar önce Mersin Limanı’nda yirmi ton pirince genetiği değiştirildiği iddiası ile el konulmuş, ithalatı yapanlara soruşturma açılmıştı.
Türkiye’nin ilgili bakanlığı bu konuda ki iddiaların yanlış olduğu düşüncesindeyken, İstanbul Teknik Üniversitesi, söz konusu pirinç kütlesinden elli adet numune almış ve incelemeye tabi tutmuştu. Türkiye’nin en itibarlı üniversitelerinden biri olan İTÜ’de yapılan bu inceleme sonunda alınan numunelerin tümünde genetiği değiştirilmiş pirinç olduğu tespit ve rapor edildi.
İşte ne olduysa bundan sonra oldu. Önce Tarım Bakanlığı tahlilin yanlış yapıldığını ilan etti. Ardından İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğü’nden herkesi şoke eden açıklama geldi. “Daha önce açıklanan rapor yanlıştır, tahliller usulüne göre yapılmamıştır. Bu raporu hazırlayanlara görevden el çektirilmiştir. Haklarında soruşturma başlatılmıştır.”
İş bu kadarla kalsa neyse. Sonrasında kamuoyunda ciddi bir bölünme yaşandı. Türkiye’nin saygın bilim insanlarından bazıları, bu raporun altına imza atan kişilerin, işlerinin ehli olan bilim insanları olduklarını verdikleri rapordan şüphe edilemeyeceğini öne sürerken, bir kısmı da ülkede olayı çözebilecek akreditasyona sahip laboratuvar olmadığını öne sürmüştür.
Şimdi siz “Sana ne Türkiye’ye giren pirinçten? Seni niye gerdi bu iş?” diye sorabilirsiniz. Yirmi tonu bulunan sabıkalı pirincin Mersin Limanı’nda yakalandığını sizlere tekrar hatırlatarak, Mersin-10 TURKEY adresli ülkemin bundan nasibini almadığını düşünmemenin gaflet ve delalet olacağına inanarak geriliyorum.
Açıkçası kanserin bu kadar çok göze battığı ülkemizde GDO’su değiştirilmiş pirinç bulunması ihtimalinin hiç de az olmadığını varsayarak ürküyor ve kafama takıyorum. Bu konuda bizim ilgili bakanlığımızın da bir an önce açıklama yapması gerektiğini düşünüyorum. Bunu yürekten istiyor ve talep ediyorum. En azından bir yetkili çıkıp “ülkemize Mersin Limanı’nda bulunan söz konusu pirinçten girdi olup olmadığını” açıklamalıdır. Bu iş ola değil sorumluluk duygusu içinde yapılmalıdır. Bunun yapılmaması veya doğru yapılmaması o yetkili kişi veya kişileri, iki cihanda asla muteber kılmayacaktır.

Anlayamadıklarım
Bazı arkadaşları anlayamıyorum. “Cumhuriyetçi Türk Partisi artık seksenli doksanlı yılların partisi değil, her şeyi ile çok değişti” diyorlar ya, gerçekten anlayamıyorum. Yahu memleket o yılların memleket kaldı da CTP mi değişti bir tek. Bende bunu anlamayanları anlamıyorum.

Bu dönem yapılması gereken işler var daha…
“Erken seçim sesleri geliyor bir yerlerden” diyor bazıları… Aslında bu dönemin daha hükmünü tamamlamadığına inananlardanım. Bu nedenle erken seçime hiç sıcak bakmam. Yapılması gereken o kadar önemli ve çok iş var ki… Bunları tamamlamadan giderlerse sanırım vebali dönem yöneticilerinin ve vekillerinin boyunlarında kalır.
Mesela yeni seçim yasası. Çarşaf listeye geçilmezse öyle bir boykot yaşanacak ki ülkede ,seçime katılma oranı yerlerde sürünecek. Bunu göze alıp iktidarı muhalefeti erken seçim kararı alır mı bilemem.
Bir sürü temel yasa var bekleyen. Örneğin ben içinde olduğumdan bilirim Anayasa Mahkemesi’nden dönen “Sağlık Çalışanları Yasası” hala bekliyor.
Toplumumuz da bu ara en çok tartışılan konu olan “mazbata” konusunda da gerekli yasal düzenlemeyi yapmakta halen bu dönemin boynunda asılıdır.
Hade geçtim bunlardan. En azından yangın helikopterini almadan dönemlerini kapatıp seçim yapmazlar her halde.
Sanırım bu durumu sayın Başbakan’da benimsemiş ki “2014’te zaten seçim var. Bu sürece hazırlanmak gerek, erken seçim yok” demiştir.
Muhalefetinde bir erken seçime tam anlamıyla hazır olmadığını düşünürsek, herkesin yapılması gereken işlere yoğunlaşmasında fayda var demektir.

Bir Karikatür

Objektifimden Bafra

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil