05 Aralık 2016

Gaz: Birleşmenin maliyetini karşılayacak bir nimet mi? (2)

Haber İçi Üst

     Temel tezimiz şu; Rumların bu krizi hızlı ve az hasarlı atlatması için “Güney ekonomisiyle Türkiye ekonomisinin hızla entegrasyona girmesi gerekir, çözümle birlikte adada ortaya çıkacak ekonomik potansiyellere-sinerjilere ihtiyaç vardır ve gazın Türkiye üzerinden taşınması gerekir.”
     Özetle, 10 yıl sonra, Taşınmaz Mal Yasası’nın topuzu, Türkiye eksenli global ekonomi-politiği dinamikleri ve özellikle ekonomik koşullar Rumları çözüme zorluyor, o yüzden çözüm yakındır. İlk kez Rumlar masaya ekonomik ihtiyaçtan dolayı da gelecek ve bu çözüm için yeterli bir sebeptir.
      Peki ama Güney’de henüz yeni başlayan ekonomik kriz sonrası birleşme nasıl olacak? 
    Kriz, çözüm için fırsattır ama hem bizim açımızdan, hem de çözümün sağlıklı ve sürdürülebilir olması açısından çözüm ekonomik açıdan iyi dizayn olması lazım. Çünkü, 2004 koşulları değişti, ortada iki taraf açısından da yeni ekonomik veriler ve zemin var. Birleşme bu yeni koşullara göre dizayn edilmelidir.
     2004’te iki tarafın pozisyonu ve tasarlanan çözüm modeli farklıydı. O vakitler, “küçük ve ağır sorunları olan” Kuzey Kıbrıs ekonomisi, kendisinden görece “büyük ve sağlam olan” Güney ekonomisi ile entegre olacak(ayni zamanda Türkiye ve AB ile entegre), çözümle adanın bütününde ortaya çıkacak ekonomik potansiyeller ve gayrı menkul piyasasının sinerjileri ile topyekun bir yukarı sıçrama olacağı varsayılıyordu. Makul bir tasarımdı. Ortak bütçeden de, Kuzey’e belli bir yakınsamaya kadar “bütçesel aktarımlar” olacaktı. Vs.
    Kesinlikle, yeni bir ekonomik entegrasyon dizaynından önce iki tarafın ama özellikle Güney’in çok iyi bir resmini ortaya çıkarmak lazım. Çünkü, 10 yıl önce Güney’in bizi yukarı çekme pozisyonu artık ortada yok, aksine doğru dizayn edilmezse bizi aşağıya bile çekebilir.
          10 yıl sonra çözüm öncesi Güney’deki durum makro açıdan şöyle görünüyor;
1- 10 yıl öncesine göre neredeyse 2 kat artmış ağır bir kamu borç stokları (milli gelire göre %200’e tırmanıyor)  var.
2- 10 yıl öncesine göre 3-4 kat artmış bir bütçe açıkları var.
3- 10 yıl öncesine göre ekonominin üzerine çökmüş, enkaz haline gelmiş bir bankacılık sistemi var.
4- 10 yıl öncesine göre ağır hasar almış bir özel sektör ekonomisi var, çölleşme başladı.
5- 10 yıl öncesine göre çok artmış, artacak olan işsizlik, istihdam sorunu var.
6- 10 yıl öncesine göre çökmüş bir gayrimenkul piyasası var.  

     Makro açıdan bu ana başlıkları artırmak mümkün elbet ama önemli olan Güney’deki resmi gösterebilmek. Güney’deki enkazın, eski seviyesine gelmesi için 50 milyar USD’lik bir kredi-kaynak paketine ihtiyaç olduğu tahmin ediliyor.
     Bence, bizim yapmamız gereken görüşmelere başlamadan önce karşı tarafın ekonomik resmini uluslar arası bağımsız bir kurumdan tam olarak ortaya konulmasını talep etmektir. Nasıl onlar bizim nüfusumuzu tespit için buna benzer taleplerde bulundular,bizim de ekonomik tabloyu tam net olarak görebilmek için bunu talep etmemiz ve buna göre uluslar arası toplumdan destek talep etmemiz gerekir. Bu işin şakası yok.
    Artık herkes bilmeli ki, 10 yıl önceki tez çöktü. Artık ortada “ büyük ve sağlam “ bir ekonomi yok, yerine “büyük ve ağır hasarlı” bir ekonomi var. Eskiden mülkiyet sorunu ve Kuzey’in zayıflığı, Güney ekonomisinin kaldıracı ve çözüm sinerjisi ile tolere edilebilecek gibiydi. Şimdi, mülkiyet sorunu ve hasarlı Güney ekonomisi(çökmüş gayrimenkul piyasası ile) negatif etki yapabilir; o yüzden birleşmemizi isteyenler elini biraz daha fazla cebe atmak zorundadır.
     Yoksa, Yüce Allah, “gazı”, bize birleşmenin maliyetini karşılayacak bir nimet olarak mı sundu?

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam