11 Aralık 2016

Fransız’ı ciddiye almak…

Haber İçi Üst

KKTC’de bankalar krizi…

Binlerce kişi bankaların önünde…
Birden bir İngiliz geliyor ve gözünüzün içine bakarak, “Yunanistan bayrağı” açıyor…
Ne yaparsınız?
Paranız gitmiş, pulunuz gitmiş…
Ne önlem alındığını, ne tedbir alındığını bilmiyorsunuz…
Çaresizsiniz…
Paranızı kaybettiniz…
Biri gözünüzün içine Yunanistan bayrağı sokuyor.
“Paramı kaybettim ama benliğimi asla?” mı dersiniz ve tepki ve gösterirsiniz…
Yoksa, “Bırakın deliyi” mi dersiniz…
Bir Türk olarak düşünün önce…
Empati yapın yani…
Olay belli…
Parasını kaybettiğini düşünen bir Fransız, Rum’a tepki olsun diye, Türkiye bayrağını banka önünde, Rumların gözüne sokuyor.
Oradan da başka bir deli bayrağı alıyor ve yakıyor…
Burada olayı diplomatik bir kriz haline getirmek yanlış…
Elbette bayrağı yakana bir tepki göstermek gerekiyor…
Bayrağa yapılan her türlü hakarete bir tepki gerekiyor.
Burada, “mal bulmuş mağrubi” edası ile olayı kullanan siyasilerin bir de empati yapması gerekiyor.
Açıklamalara bakıyorum, sadece “bayrağın yakılmasına” tepki var…
Kimse demiyor ki, “Bu Fransız’ın yaptığı salaklık ne?”
Dengeyi kaybettiğimiz…
Akıl yoluyla olaylara yaklaşmadığımız her ortamda, adalet ortadan kaybolur.
Adaletin kaybolduğu ortamlarda ise…
Durum bellidir…

***

Popülizm son bulmalı
Kıbrıs Türkü kadar popülizmin batağına saplanmış kaç ülke var…
Ya da kaç ülke kaldı…
Popülizm ile yönetilen Fransa…
Portekiz…
İspanya…
İtalya…
Güney Kıbrıs…
Siyasetçinin iktidarda kalma adına…
Ya da “kör” milliyetçilik duyguları ile hareket ettiği ülkelerde daha iyisi beklenemez.
Ötesi de var…
Bu saydığım tamamı Akdeniz ülkesi, AB üyesi toprak parçalarındaki ortak bir nokta var…
O da popülizm…
İşte o bir ülkeyi yeyip bitiren yönetim şekli KKTC’de de var.
KKTC’nin yönetim şeklidir popülizm…
– Gör beni göreyim seni…
– Oy ver bana, iş vereyim sana…
– Sen beni iktidarda tut, ben de seni bolluk içinde tutayım…
– İşimi politikacı halletsin, adaletin önemi yok…
– Bir telefonda hallederim ben işlerimi, onun için iktidarda bunlar kalsın…
– İşe gireyim torpille, varsın hakkı olanlar dışarıda kalsın…
Örnekleri artırabilirim.
Ama gerek yok.
Bu duygularla devam eden seçmen-siyasetçi ilişkisi bu ülkeyi de yeyip bitiriyor…
Türkiye’nin parası ile ayakta kalan bir sistem bu…
Sosyal yapı çöküyor.
Sosyal devlet yok…
Devletin neresini tutsan elinde kalıyor…
Düşünün ki, şimdi sokakta olan devlet işçisi…
Yine işi kıdem tazminatına getireceğim ama…
Bugün devlette “işçi” çalıştırması kurumlar hangisi?
Hangileri geliyor aklınıza?
Çok değildir…
TÜK…
DÜÇ…
Vakıflar…
Kooperatif Merkez Bankası’na bağlı iştirakler…
Peki, kamuda “işçi” statüsü ile istihdam edilenler nerede?
Memur görevi yapıyorlar kamuda…
Dairelerde, masa başında birçoğu…
En kolay istihdam yolu “işçi” olduğu için, siyasiler bu alanı tepe tepe kullanmışlar…
Bu da popülizmin körelttiği alanlardan bir tanesi…
Şimdi geldi duvara tosladı.
Popülizmin batağına saplandı.
Yapmamız gereken geleceği planlamak…
Yönetim şeklini “popülizmden” alarak, “hakkaniyet ve adalet” çerçevesinde tesis etmek…
Yoksa bir parmağımızı ısıracağız…
20’si birden ağrıyacak…
Bugününü kurtaranlar bilmelidirler ki, kendi çocuklarının geleceğini karartıyorlar…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil