03 Aralık 2016

Fedakarlığa ihtiyacımız var, coşkuya değil…

Haber İçi Üst

Maaşların yüzde 60’ının “kendi kaynaklarımızdan” ödenebileceği açıklamasının ardından, memur sendikaları bir açıklama yaparak, “Koşullu tam maaş yerine, biz yüzde 60’a razıyız” türünden açıklamalar yaptılar.
Bence bu çıkışlar, bilindik tepkisel, romantik açıklamalar. O sendikalar ki, hiç kusura bakmasınlar, bugüne kadar paranın nereden geldiğine bakmaksızın her hükümet döneminde “zam” diye sokağa dökülenlerdir. Hatta geçmişte “Ne Seni, Ne Paranı” pankartları taşıdıktan sonra, nereden geldiği çok da açık olan parayı almaya devam edenlerdir.
Bu tür çıkışların, retçi tavırların, kafa tutmaların mantıklı sonuçlar yaratması mümkün değil. Bugün Kıbrıs Türkü cari açıklarını kapatmak için Türkiye’den hibe ve borç alıyor. Dünyanın herhangi bir ülkesinin yaptığı gibi. Kalkınmak için, altyapınızı geliştirmek için kaynağa ihtiyacınız var. Aksi takdirde, içine kapalı, o alay ettiğimiz “mandıra”da yaşamaya mahkum olursunuz.
Ha şurada anlaşılabilir; cari bütçenin kendi kaynaklarımızdan karşılanmasını sağlayalım. Tamam, hepimiz aynı fikirdeyiz. Maaş için kapıları aşındırmayalım. Doğrusu da bu. Ama nasıl? İşte bu konuda oturup bazı tavizler için karar vermek zorundayız.
Mesela, vergi gelirlerinin sadece % 48’i toplanmakta. Bunu dünya standartlarına yüzde 80’lere çıkarabilecek ne yapabiliriz. Şu an için Türkiye’nin cari bütçeye katkısı 400 milyon lira. Oysa yıllık 700 milyonluk bir vergi kaybından söz ediliyor. Tablo çok açık ve net. Bu 700 milyonun bütçeye katılmasını nasıl sağlarız? Vergi sistemini tam adaletli bir hale nasıl getirebiliriz. Zeren Mungan’ın dediği gibi otomasyona mı gideriz, denetimleri mi arttırırız, partizanlığı mı kaldırırız, ben sendikaların bu noktada eylem içinde olmasını beklerdim.
İşte önümüzde seçim. Bir ay sonra yeni bir hükümet kurulacak. Sivil toplum, sendikalarla birlikte bir duyarlılık yaratıp, yeni hükümetin bu konuda adım atmasını sağlamalıdır. Aslında başarılı bir sivil toplum örgütü, bunu yapabilen olmalıdır. Yoksa hem parayı alıp, hem de ahkam kesmekle o dediğiniz hedefe varmanız mümkün değildir.
Bir hepimiz, hep birlikte, eskilerin deyimiyle ayaklarımızı toplamak için bir kararlılık ortaya koymak zorundayız. İşe gitmeden aldığımız maaşlardan, gerekli gereksiz ek mesailerden, istihap haddini aşmış devlete çocuklarımızı sokuşturmaya çalışmaktan, maliye kapılarında vergi indirimi dilenmekten, sübvanselerden, teşviklerden vazgeçmediğimiz sürece, ne kadar bağırırsak bağıralım, bir sonuç elde edemeyeceğiz. Nitekim, Sibel Siber hükümetinin tavrı da bu yönde oldu. Sonuçta gayet ılıman açıklamalar yaptılar. Eğer cari bütçe açık veriyorsa, bunun sorumlusu Ankara değil, biziz.
Son olarak inandığım bir şeyi daha söyleyeyim, bu gürültüsü çok, içi boş çıkışlar artık günümüzde kitleleri etkilemekten çok uzak. Çünkü artık memur devleti olmaktan çıkmış durumdayız. Bağıran kamu sendikaları, oysa bugün artık çalışanların yığınsal olarak yer aldığı özel sektörde, sendikalaşma bile yok. Kısaca hepsi beyhude…

 

YERİN KULAĞI VAR

YAZILANLAR GÜZEL AMA: CTP’nin 28 Temmuz seçimlerine yönelik bildirgesi, onlara göre “Akıl Defteri” dün basına tanıtıldı. 22 sayfalık Akıl Defteri’nin içerisinde, devletin çalışma mekanizması dahil, tüm sektörlere yönelik çözüm önerileri ve okuyanı etkileyebilen güzel sözler var. Ancak bizce önemli olan, bu yazılanların ne kadarının gerçekleştirilebileceğidir… Çünkü bu tür güzel sözler ilk kez söylenmiyor. Bekleyip göreceğiz…

SLOGAN TUTTU: 28 Temmuz seçimlerinde adaylarını ilk açıklayan parti olan CTP, şimdi de seçim bildirgesini ilk açıklayan parti unvanını aldı. Seçimlerde “1 Parti Var” sloganını kullanan CTP’nin, ne kadar isabetli bir karar verdiği anlaşılıyor. Baksanıza, diğer partiler bırakın seçim bildirgesini hazırlamayı, hala daha parti içi çekişmelerle gün geçiriyorlar…

İNADINA YAPIYOR SANKİ: Maliye eski Bakanı Ersin Tatar bakanlıktan gitti gitmesine ama yine de adını gündemde tutmayı başarıyor. Daha iki gün önce maaşların geç ödenmesi nedeniyle kredi kartını ödeyememekten şikayet eden Ersin Bey, dün de bir TV programında, bakanlara verilen 50 bin liralık izaz ikramın yeterli olmadığından şikayetçi oldu. Özellikle bazı bakanlıklara giden gelenin çok olduğunu vurgulayan eski maliye bakanı, kahve, çay, yemek gibi ikramların 50 bin TL’lik bütçe ile karşılanmasının çok zor olduğunu vurguladı. Resmen şaka gibi değil mi?..

YİNE KONUŞACAK: Olay adam Ejder Aslanbaba, bugün yeniden kameraların önüne çıkmaya hazırlanıyor. Tabii son anda vazgeçmezse(!)… Bazıları bu işin peşini bırakıp unutturmaya çalışsa da, Ejder’in böyle bir niyeti yok gibi. Özellikle, bazı bayanların isminin de geçtiği ve yakası açılmadık konuların konuşulduğu iddia edilen ses kayıtları, birilerini oldukça rahatsız edeceğe benzer. Sizin anlayacağınız, Aslanbaba giderken, birilerini de peşinden sürükleyeceğe benzer…

KIVIRMAYA BAŞLADILAR BİLE: Seçim kararından önce mangalda kül bırakmayanlar, yavaş yavaş kıvırtmaya başladılar. Özellikle TC ile yapılan ve 2013-2015 yıllarını kapsayan ekonomik iş birliği protokolünü, Kıbrıs Türkü’nün ölüm fermanı olarak değerlendirenler, “revize edeceğiz, bize uygun hale getireceğiz” demeye başladılar. Kimse çıkıp da daha düne kadar efelendikleri protokolü “iptal edeceğiz” deme cesaretini gösteremedi. Hele maaşların ödenmesi konusunda yaşananları gördükten sonra çıkıp, “protokole desteğimiz tamdır” derlerse hiç şaşırmayacağım…

NE SÖYLEYECEKLER ACABA: 28 Temmuz’da yapılacak milletvekilliği erken genel seçimi çerçevesinde seçim propagandası dün resmen başladı. Yıllardır bu devleti yöneten tüm partilerin ne yaptıkları ortada. Şimdi toplumun önüne çıkıp da ne söyleyecekler çok merak ediyorum. Öyle bir sistem yarattık ki yıllardır, “kötünün iyisini” seçmeyi görev bildik. Belki bu kez olur diye bekledik ama görüyoruz ki, gelenler hep gidenleri arattı…

OLMADI SAVAŞ BOZAT: Çok iyi niyetli, diyaloğa açık birisi olabilirsiniz. Aday olup olmamak da sizin tercihiniz olabilir, herkes de kararınıza saygı göstermelidir. Ancak daha on gün önce, Lefkoşa Türk Belediyesi’ndeki üyelerle ters düştüğünüzü açıklayıp, tekrardan aday olmanıza anlam veremiyorum. Unutmayın ki, iki “ters” bir düz etmez…

SİNEKLER ÖZGÜR: Uzun süreli grevlerin ardından seçime giden LTB’de yeni başkan Fellahoğlu’nun sıkıntılarını biliyoruz. Lefkoşa’nın biriken sorunlarının tümünün erken bir zamanda çözülemeyeceğini de anlıyoruz. Ancak Lefkoşa halkı, yazın gelmesiyle birlikte sivrisinek ve diğer haşerelere karşı resmen teslim olmuş durumda. Evlerimizde yaktığımız ilaçlara bile kafa tutarak özgürce uçan sivriler yüzünden gecelerimiz kabusa döndü. Sıkıntıları biliyoruz ama Lefkoşa’yı ilaçlamak bu kadar mı zor sayın başkan?..

ZİRVEDEKİLER
Yücel Dolmacı: Sanayi Holding’de genel müdürlük yaptığı dönemde birlikte çalıştığım, çok iyi bir ekonomist ve yöneticidir Sayın Dolmacı. Dün gazetemiz Havadis’te Sayın Ünal Akifler’in de beğenerek köşesinde yer verdiği yazısını, seçimler öncesinde herkesin okuması gerekir diye düşünüyorum. Gözden kaçıranlar, Havadis’in internet sayfasından bulup mutlaka okumalılar. Yakın geçmişin tüm unsurlarıyla kısa bir özeti ve sorgulaması ancak bu kadar güzel yapılabilirdi…

DİPTEKİLER
Lafazanlar: Ne çok da severiz lafazanlık etmeyi. Yazın gelmesiyle birlikte başlayan yangınlar yine ciğerlerimizi yakıyor. Trafik kazaları bir yandan, yangınlar diğer yandan, hayatımızı zindan ediyor. Bugüne kadar gelmiş geçmiş tüm hükümetlerin, her iki konuda da yaptıkları açıklamalar ne yazık ki lafazanlıktan öteye geçmedi. TOMA için kaynak bulan hükümetin, yangın helikopterini gündemine almaması konuya nasıl baktıklarının bir göstergesidir. Yeni gelecek hükümetin, “yangın helikopteri” ve “kazalara kalıcı çözüm” öncelikli hedefi olmalı. Ancak lafla değil, somut projelerle…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam