05 Aralık 2016

Farklı bir bakış gerekli

Haber İçi Üst

 

Ekim ayında başlaması öngörülen Kıbrıs müzakerelerinin öncesinde Türk tarafı hazırlıklarını yapıyor.
Müzakerelerin başlayıp başlayamayacağı Rum Lider Anastasiadis’in tutumuna bağlı. Ama buna rağmen, Türk tarafı müzakerelerin kaldığı yerden başlayacağı varsayımı ile hazırlıklarını sürdürüyor.
Bu çerçevede hem Ankara’da, hem de Lefkoşa’da “Müzakerelerde nerede kalmıştık ve neler konuşulup tartışılmıştı” başlıklı toplantılarda sürecin nasıl sonuç alınabilecek bir noktaya taşınabileceği eksersizleri gerçekleştiriliyor.
2’nci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat döneminden başlamak üzere ortaya çıkan tüm yakınlaşma kağıtlarının üzerinden geçiliyor.
O kağıtlara bakılarak nasıl o noktaya gelindiği konusunda bir hafıza tazelemesi yapılıyor.
Yakınlaşma sağlanamayan konular da masaya yatırılıyor.
Hedef müzakerelere tam anlamıyla hazır olmak ve süreci kaldığı yerden daha ileriye götürmek.

Özetle Kıbrıs sorununu tarihe gömmek.
Ama Rum tarafının müzakerelere kalındığı yerden devam edeceğine ilişkin taahhüt vermemekte direnmesi ve ortaya koyduğu tutum, bu çalışmaları yapanların umutlarını kırıyor.
Süreç başlamadan süreci tıkıyor.

Ve Türk tarafınca yapılan değerlendirmelerde, “Rum liderliği tutumunda ısrar ederse ilerleme olamaz” deniliyor. 
Bu arada Rum tarafının ısrarla Maraş konusunu gündeme getirmek istiyor olması da gündemde.
Türk tarafı, Rum Lider Anastasiadis’in müzakerelerin başlamasını geciktirmek amacıyla Maraş konusunu gündeme getirme gayreti içinde olduğunu düşünüyor.
Kısacası Türk tarafı Maraş’ı bütünlüklü çözümün bir parçası olarak görmeye devam ediyor.
Resmi politikada bu konuda bir değişiklik yok.

Ancak ilginçtir Kıbrıs meselesinin çözümüne bu aşamada katkısı olmayan Rumların Maraş önerisi bizde iç politikada farklılık yaratma gailesi ile kullanılmak isteniyor.
Maraş meselesinin Kuzey Kıbrıs’ta bir iç mesele haline getirilmek istenmesi konusu Türkiye’den de yakından izleniyor ve bunun böyle olmasından rahatsızlık duyuluyor.
Son dönemde Kıbrıs müzakereleri açısından meseleye bakıldığında Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın söylemlerde benzeştikleri konusunda genelde herkes hem fikir.
İki liderin de müzakereleri götürme, masadan kaçan taraf olmama ve federal çözüm hedefiyle görüşme yapma anlamında ortaya koydukları söylemler örtüşüyor.
Her ne kadar niyet konusunda farklılıkları olduğu iddia edilse de Kıbrıs konusunda Eroğlu ve Talat’ın söylemleri aynı.
Bunun nedeni ise Kıbrıs konusunda Kıbrıs Türk tarafının artık ortak bir vizyonunun gelişmiş olması.
İki kesimlilik, siyasi eşitlik, kurucu devletlerin eşitliği, kurucu devletlerin birinin diğerine üstün olmaması, AB ile ilişki ve temsiliyet konularında Türk tarafında görüş birlikteliği var.

Bu konulardaki pozisyonlar yerleşmiş durumda ve bunlar öyle çok kolay bir şekilde değişmez.
Yani eskiden olduğu gibi büyük partiler arasında görüş ayrılıkları yok.
Ancak gelinen aşamada Kıbrıs konusu yine de iç konulara dönük olarak kullanılmak isteniyor.
Örneğin Eroğlu Kıbrıs konusunda bir konuda fren yaparsa, “Biz bunu görüşürüz” denilerek farklılaşma arayışı gündeme gelmiş durumunda.
Maraş meselesi de buna bir örnek.
Aslında bu konuda yapılması gereken şey toplumsal bir ortak uzlaşı noktası bulunması ve Maraş konusunda inisiyatif alarak Türk tarafının adım atmasıdır.
Önemli olan bunun başarılmasıdır. Çünkü Rum tarafı büyük bir yanlış yaptı.
Maraş konusunda tek taraflı bir öneri hazırlayıp bunu AB’ye de verdi.
Kıbrıs sorununda taraflardan diğerinin katkı ya da onayını almayan öneri asla hayat bulamaz.
Bugüne kadar bu böyle oldu.
Bu noktada Türk tarafı Rumlardan farklı bir yöntemle Maraş konusu da içinde olmak suretiyle, Güven Artırıcı bazı adımlar atabilir.
Farklı bir bakış ortaya koyarak, kalıpları kırmak suretiyle Kıbrıs konusunda taşlar yerinden oynatılabilir.
Kıbrıs konusundaki tıkanıklık ancak bu şekilde aşılabilir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam