10 Aralık 2016

Faiz ve zorunlu karşılık oranlarında yeni değişimler

Haber İçi Üst

Türkiye Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, şubat ayı ile ilgili yeni faiz kararlarını geçtiğimiz pazartesi günü açıkladı. Banka, gecelik borçlanma faiz oranını %4.75’ten, %4.50’ye, gecelik borç verme faiz oranını da %8.75’den %8.50’ye indirdi. Politika Faizi ise %5.50’de kaldı. Bu faiz oranları, MB’nin bankalardan para alırken ve bankalara para verirken uyguladığı oranlardır.

Öte yandan Merkez Bankası, TL zorunlu karşılık oranları faizlerini vadesiz ve 1-3 aya kadar vadeli mevduatlar için %11.25’ten %11.5’e, 6 aylık vadeler için %8’den %8.5’e, 1 yıla kadar vadeli mevduatlar için de %6.25’ten %6.5’e yükseltti. Yabancı para döviz hesapları zorunlu karşılıkları da 1 yıla kadarki vadelerde %12’den %12.5’e yükseltildi.

Türkiye Merkez Bankası tarafından yapılan bu düzenlemelerin, ne maksatla yapıldığı ve piyasalarda ne tür etkiler yapacağına değinerek yazıma devam etmek istiyorum.

TC Merkez Bankası, TL’nin aşırı değerlenmesini önlemek için kısa vadeli faiz oranlarını kademeli olarak indiriyor. Borç alma faizleri düşürülürken, dış sermaye akımlarının ülkeye girişi azaltılmaya çalışılıyor. Türkiye’de faizler dünya piyasalarına göre yüksek olduğu için ülkeye sıcak para girişleri devam ediyor. TL’nin bu sermaye girişleri desteği ile değerlenmeye devam etmesi halinde, faizlerde yeni indirimlere gidilmesi her zaman gündemde olabiliyor.

Faiz oranlarındaki düşüşün, kredi genişlemelerinde artış yapmaması için de zorunlu karşılık oranlarında artışa gidildi. Merkez Bankası, zorunlu karşılık oranlarını artırarak, bankaların kredi faizlerini ucuzlatıp, kredi hacimlerini genişletmelerini önlemek istiyor. Çünkü kredi hacimleri artarsa hem tüketim ve ithalat artacak bu da cari açığı artıracak hem de piyasalar canlanıp büyüyecek, bu da enflasyonu artıracaktır. Cari açığın ve enflasyonun artmasını Merkez Bankası istemiyor. Kredi büyümesinin %15’in üzerinde kalmasını doğru bulmuyor. Merkez Bankası, faiz indirerek kredi faizlerini aşağı yönde etkilese de, zorunlu karşılıkları artırarak kredi faizlerinde dengeyi kurmaktadır.

Diğer taraftan da, TC Merkez Bankası’nın bu hamlelerini eleştiren, ekonomide daralma yarattığını savunan çevreler ise, ekonominin büyümesi gerektiğini söylüyor. İstihdamı, ihracatı artırmak, işsizliği önlemek için, üretimin gelişmesi, piyasanın canlanması gerektiğini ifade ediyorlar. Üreticiler, yatırımcılar ve tüketiciler, kendi ihtiyaçları için, daha çok ve daha ucuz kredi kullanmak istiyor.

Ancak, zorunlu karşılık artışlarıyla, bankalardan TL ve döviz çekiliyor. Türk Lirası zorunlu karşılık artışlarıyla piyasadan 1.4 milyar TL, yabancı para karşılık oranlarındaki artışla da piyasadan yaklaşık 940 milyon USD likidite çekilecek. Bu durum, bankaların kredi faizlerinin ucuzlamasını engelliyor ve krediye gidecek kaynaklarını azaltıyor.

Türkiye Merkez Bankası’nın faizleri indirmesi, tasarrufu özendiren mevduat faizlerini de düşürüyor. Parasını bankalarda tutanların, mevduatları da büyümüyor. Böylece ekonominin ihtiyacı olan tasarruflarda da artış yaşanmıyor. Merkez Bankası icraatları ile ilgili 2 farklı ekonomik vizyon arasındaki karşılıklı didişmenin önümüzdeki günlerde de devam etmesi bekleniyor.

Merkez Bankası, şu anda iç talebin yeterli olduğuna inanıyor. Talebin daha fazla artmasını istemiyor. Kontrollü bir ekonomik büyümeyle, cari açığı küçültmek istiyor. Faizleri aşağıya çekerek, aşırı döviz girişlerinin hızını kesiyor ve TL’nin aşırı değerlenmesine izin vermiyor. Zorunlu karşılık oranlarını artırarak, bankaların kullandıkları kredilerin artıp, genişlemesini engelleyerek, tüketim, yatırım ve ithalat artışını kontrol altında tutmak

Türkiye’deki faiz oranlarındaki bu düzenlemelerden sonra KKTC’de de mevduat faizlerinde yaşanmakta olan düşüşlerin, az da olsa devam edeceğini düşünüyorum. Kredi faizlerinin ise, bankacılık sektörümüzün ölçek, sermaye yapısı ve kendine has bazı özelliklerinden dolayı Türkiye seviyesine inmesi yakın zamanda beklenmemektedir. Bunun yanında KKTC Merkez Bankası da, elindeki reeskont faizleri ve yasal karşılık oranları v.b gibi araçları kullanarak, kredi faizlerini aşağıya çekmek için hamleler yapabilme kapasitesine sahiptir. Döviz kurlarında ise, dünyada ve Türkiye’de siyasi ve ekonomik konjonktürde olağanüstü gelişmeler olmadığı taktirde bu yılın, dalgalı değil, dengeli geçeceğini düşünüyorum.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil