06 Aralık 2016

Faiz Affı Yasası’nda (Mazbata Yasası) yapılan son düzenlemeler

Haber İçi Üst

Kamuoyunda “Mazbata Yasası, Faiz Affı Yasası” olarak isimlendirilen “Borç İlişkilerinden Kaynaklanıp, Tahsili Geciken ve/veya Tahsil Edilemez Hale Gelen Borçların Ekonomik İyileştirme Kapsamında Yeniden Yapılandırılması Yasası” son düzenlenen haliyle geçtiğimiz hafta Meclisten geçti ve Cumhurbaşkanı’na gönderildi. Cumhurbaşkanı ya yasayı olduğu gibi onaylayacak ya da tekrardan görüşülmesi için Cumhuriyet Meclisi’ne geri gönderecek. Şu anda yasa üzerinde tartışmalar devam ediyor. Bankalar ve Barolar Birliği Yasa’daki bazı hususların sorunlar, aksaklıklar yaratacağı gerekçesiyle tepki koydular.

Barolar Birliği, yeni yasanın mahkeme hükümlerini koruyacak şekilde düzenlenmediğini, düzenlemelerle ilgili kendilerinden görüş alınmadığını ve Anayasa’daki Kuvvetler Ayrılığı İlkesi’nin ihlal edildiği gerekçesiyle bir dizi eylem başlattı. İstisnalar haricinde, tüm kazalarda davalara girmeyeceklerini, yasadaki aksaklıklar düzeltilmezse Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açacaklarını açıkladılar.

Hukuk ve bankacılık çevreleriyle yaptığım bilgi alışverişi neticesinde sizlerle yeni düzenlenmiş haliyle Cumhuriyet Meclisi’nden geçen bahse konu yasadaki değişiklik ve yeniliklerle ilgili bazı bilgiler paylaşmak istiyorum.

Yeni yasa ile eski yasa arasında çok büyük değişiklikler yok. Birkaç noktada farklılık gösterdiğini görmekteyiz. Bunlardan bir tanesi borçların miktarını oluşturan faiz katsayılarının aşağıya çekilmesidir. Örneğin 2001 yılındaki katsayı TL’de 5.51’den 4.5’e, dövizde 2.12’den 2’ye çekildi. 2001 yılından 2013 yılına kadarki tüm katsayılarda indirime gidildi. Somutlaştıracak olursak, 2001 yılında 100 TL borç varsa, 2013 yılında bu borç 450 TL’yi aşmayacak, 2001 yılında 100 USD borç varsa bu da 2013 yılında 200 USD’yi aşmayacak.

Diğer bir değişiklikte borç bakiyesinde oldu. Sorunlu borçlarda, borç bakiyesi, ilk donuğa düştüğü tarih olarak kabul edilecek. Bankacılık mevzuatına göre; anaparanın veya faizin ödenmesi gereken tarihlerden itibaren, tahsilinin 90 günden fazla gecikmiş olduğu tüm alacaklar donuk alacak olarak kabul edilmektedir. Geçmiş yasada borç bakiyesi, borcun yasal takibe düştüğü bakiye olarak tanımlanmıştı.

Bir diğer değişiklik konusu da şudur. Eski yasada, borcun % 60’ının ödenmemesi ve tekrardan donuk alacak durumuna düşmesi halinde, borç, yapılandırma öncesine dönmekteydi. Yeni yasada bu uygulamadan vazgeçilerek, bankaların mahkemeye başvurarak hüküm almasına imkan tanındı.

Yeni yasada yeni bir olgu olarak hakem heyeti de oluşturulmaktadır. Alacaklı ile borçlu arasındaki sorunlarda, uzlaşmak amacıyla başvurulduğu takdirde, hakem heyetinin kararları bağlayıcı olmaktadır. Bu durum da alacaklının daha önce aldığı mahkeme hükmünün, hakem heyetinin kararlarıyla geçersiz sayılabileceği yorumu yapılmaktadır. Hukuk otoriteleri, hakem heyeti oluşumunun, Anayasa’ya aykırı olduğunu düşünmektedirler.

Hukuksal olarak ortaya çıkabilecek diğer bir sorun da, yeni yasada, hakkında Mahkeme hükmü bulunan ve yapılandırma isteyen borçlunun bu talebinin banka veya kredi sağlayıcısı tarafından reddedilmesi halinde, borçlunun yargıya müracaat etme hakkı doğmasıdır. Alacaklının, borçlu hakkında elinde mahkeme kararı olmasına rağmen, borçlunun, alacaklı ile uzlaşmayıp, konuyu mahkemeye taşıyıp, alacaklıyı mahkeme kararı ile anlaşmaya zorlaması daha önce alacaklı tarafından alınan mahkeme kararını ortadan kaldırmaya yönelik bir duruma sebebiyet verebileceği şeklinde yorumlanmaktadır. Bu durum da hukuk otoritelerine göre Anayasa’ya aykırılık oluşturmaktadır.

Hukuk çevrelerinde, Anayasa’ya aykırı görülen konuların, başvurulması halinde, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edileceği kanaati oluşmuş durumdadır.

Mazbata sorunundan dolayı hapislikle karşı karşıya kalanlara uygulanan ve Mahkemede borçlarını yeniden yapılandırmalarına fırsat veren af süresi de 31 Mart’tan, 31 Temmuz’a kadar uzatıldı. Bütün bu imkanlara rağmen, borçlular mahkeme kararına göre borçlarını ödemezlerse hapislik dahil her türlü cezai müeyyideler uygulanabilecektir. Yani, mazbatadan dolayı hapse girme sorunu tamamen ortadan kalkmamıştır.

Mazbata sorunu, KKTC’de maalesef kanayan bir yaradır. Hem kamu düzeninin bozulması hem de sosyal yönden ortaya çıkardığı olumsuzluklar, toplum içinde büyük bir huzursuzluk yaratmaktadır.

Temennim, 31 Temmuz 2013’te sona erecek olan af süresinden sonra, mazbata sorunlu borçluların, borçlarını yeniden yapılandırarak bir daha hapse girme korkusu yaşamamalarıdır. Hukuk otoritelerine göre, Anayasa’ya aykırılık gösteren hususların, yargının da görüşleri doğrultusunda, ivedi bir şekilde revize edilerek düzenlenmeleri, yasanın uygulanması açısından büyük önem arz etmektedir.

Uygulamaya girecek olan yeni yasa, bankacılık sektörünü koruyan, mahkemelerin yetkilerini erozyona uğratmayan, borçluyu daha kötü duruma değil, borcunu ödemeye teşvik eden, mağduriyetleri azaltan, ihtiyaçları karşılayan, hukukla çelişmeyen bir yasa olmalıdır.

Öte yandan, başka bir önemli husus ta şudur. Hayatında bir sürü fedakarlık yapıp, sıkıntı çekip, borcunu zamanında, düzenli ödeyen vatandaşı da mağdur etmeyen, vicdanını sızlatmayan, onore eden, bir yasanın yürürlüğe girmesi çok daha adil olacaktır.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam