11 Aralık 2016

Facebook’ta fena kapıştılar!

Facebook’ta fena kapıştılar!
Haber İçi Üst

İşte Öntaç Düzgün'ün yazısı:

Göğsündeki mikrofon bile hırsızlıktır Serhat’ım.
Adam sabahları, günlük yayınlanan gazeteleri televizyon ekranından okuyarak program yapıyor. Ama sadece gazeteleri okumakla kalmıyor, ilgi alanına giren haberleri çekiştiriyor, büzüyor hatta envai çeşit yorumlar katarak ve muziplikler yaparak dinleyenlerin haberi kendisi gibi anlamalarını sağlamaya çalışıyor. Londra’da bu işi yapanlara “anchorman” deniyor. Türkçe’de “Reha Muhtar usulü” habercilik olarak da biliniyor. Ama ona Reha Muhtar yakıştırması yapmak haksızlık olabilir. O’na “anchorman” demek daha yakışık alır. Ne de olmasa O’nun bir Londra geçmişi vardır. İyi bir İngiliz hayranıdır. Yıllarını oralara vermiştir. Gerçi İngilizler patronunu hırsızlıktan kodese tıkarak ruhunda derin bir hayal kırıklığı yarattılar ama olsun. İngilizler yine de İngiliz’dir ve O’na İngilizlerin yüzü suyu hürmetine “anchorman” demek daha doğru olur.

Anchorman Serhat İncirli’nin takıntılı olduğu bazı konular vardır. Taktığı konular, daha çok patronu Asil Nadir’in karşılaştığı ya da karşılaşacağı ve onu üzen olaylar ve kişilerledir. Asil Nadir’i üzen, dalgasına taş atan her kim varsa o düşmandır. Patronuna tapınma derecesinde olan hayranlığı onun için her türlü düşüncenin üstündedir. O nedenledir ki şirket yöneticileri “avcı balığı” olarak olayların üzerine önce onu sürmektedirler. “Yakala” dendiği zaman artık her yol mübahtır. Hellim zeytin meselelerinden başlayıp Harley Davitson’a kadar gidebilecek geniş manipülasyon meziyetleri vardır.

Her sabah o gün kimi avlayacaksa hazırlığını yapar. Kimi zaman konu patronun sevmediği politikacının “ilkel bıyıkları” olur, kimi zaman ise en ahlaki pozlarla “memleketi yediler yuttular, ihaleler, hellim zeytin” gibi laflarla hedef aldığı şahıslar olur. Bu işleri yaparken kimi zaman kendini “ben siyaset gazeteciliği yaparım” diyerek savunur, ama sıkıya düştüğü zaman da “ben bu işi para için yaparım. Paramı da almazsam yapmam” diyerek bütün değerlerini bir kenara koyabileceğini de söylemekten çekinmez.

Her sabah bize ahlak ve erdem dersleri veren bu adamın da her ölümlü gibi bazı zafiyetleri vardır. Bir defa vaaz vermek için her sabah karşımıza geçtiğinde, oturduğu koltuk hırsızlıktır. Önündeki masa da öyle, göğsündeki mikrofon hatta anchorman’lık kostümleri yani giydiği takım elbise bile hırsızlıktır. Hırsızlığı yapan Londra’da maalesef siyahi arkadaşları ile en azılıların hapisanesinde ömür törpülemektedir ama bizim Serhat her sabah sıkılmadan bize dürüstlük vaazları vermektedir. Sahi Asil Nadir’in Geçitkale Havaalanı’na 28 milyon Euro’luk yatırım yapmazsa maliye tarafından el konulması gereken 1 milyon Euro’luk banka teminat mektubuna ne oldu? Hade Serhat’ım Cumartesi Pazar bu konuyu bir düşün. Pazartesi sabah seni izleyeceğim. Belki da bu denemen hayalini kurduğun Londra’ya geri dönüşü hızlandırır. Buralarda çok yoruldun."

İŞTE SERHAT İNCİRLİ'NİN YORUMU

Öntaç abi…
Yazdıkların doğru değil… Sırtımdaki ceketi tam dört yıldır giyerim, en az 8 seneliktir, Londra'da babaloodan aldıydım… En son takım elbisemi Başaran ve Hüseyin aldı üç sene önce… Küçük gelirler, şişmanladım sığmıyor ve ne yazık ki sen dükkanı kapatalı üstüme gömlek da bulamıyorum…"
Bazen giydiğim siyah gömleği senden aldıydım. Bir da beyaz gömlek var, onu da Rum tarafından gene Başaran hediye ettiydi… ÜStüme bulamıyorum doğru dürüst… Ve çok rahat söylerim; anama sövmediğin sürece; seni, başaran'ı ve Niyazi abiyi hep sevdim, saydım, öyle da devam edecek… Ben işimi yapıyorum…"

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil