04 Aralık 2016

Etkin kaynak dağılımı, adil gelir dağılımı ve sürdürülebilirlik

Haber İçi Üst

Ekonomik krizin getirdiği yıkım ve acıların yanında “iyi” olan bir yönü de vardır. İşler yolunda giderken sorgulanmayan veya o kadar da önemli olduğu düşünülmeyen konular kriz ortamında dikkatli ve kritik bir şekilde gözden geçirilir. Örneğin kriz etkin kaynak dağılımı-adil gelir dağılımı-sürdürülebilirlik çemberi içindeki dengenin toplumun değer ve inançlarını yansıtıp yansıtmadığını gözden geçirme fırsatı verir.
* * *
Etkin kaynak dağılımı ülkedeki üretim faktörlerinin en verimli şekilde kullanılıp kullanılmadığıyla ilgilidir. Bunun ne şekilde yapıldığından çok ortaya çıkan önemlidir. Diyelim ki fiyatların değişmediği bir durumda aynı kaynakları değişik bir şekilde kullanarak yüzde dört daha büyük bir üretim yaptık. Bu demektir ki kaynaklarımızı yüzde dört daha verimli kullanmayı başardık. Gayrisafi yurtiçi hasıla veya kişi başına düşen gelirin ne kadar büyüdüğüne bakarak kaynak dağılımını daha iyi yapıp yapamadığımızı anlarız. Ne şekilde yapıldığı gibi örneğin yüzde dört daha fazla üretime kimin ne kadar katkı koyduğu ve bu yüzde dört fazladan ne kadar pay aldığı da işe etkinlik açısından bakıldığında önemli değildir.
* * *
Gelir dağılımı da aynı şekilde kaynakların etkin dağıtılıp dağıtılmadığından bağımsız olarak, yapılan toplam üretimden kimin ne kadar pay aldığıyla alakalıdır. Gelir dağılımının nasıl olduğuna farklı şekillerde bakmak mümkündür. Örneğin üretim faktörlerinin sahipleri arasındaki dağılıma, yani emekçilerin, sermaye sahiplerinin ve toprak sahiplerinin üretimden aldıkları paylara bakıp gelir dağılımı nasıl olmuş diye bakabiliriz. Bölgeler arasındaki dağılıma da bakabiliriz. En düşük, düşük, orta, yüksek, en yüksek gelir dilimlerindekilerin paylarının zaman içinde nasıl değiştiğine bakabiliriz ki, bu sonuncusu en yaygın olarak yapılandır.
* * *
Geçen Cumartesi günkü yazım 1979 ve 2007 yılları arasında Amerika’da ortalama kişi başına düşen gelir yılda %2 kadar artarken, gelir dağılımının özellikle süper zengin ve zenginler lehine değiştiği ve bunun toplumun büyük bir kesiminde yarattığı rahatsızlıkla ilgiliydi.
* * *
Amerika’da pek konuşulmayan fakat kaynakların etkin kullanımı ve gelir dağılımı kadar önemli olan diğer bir konu ise sürdürülebilirliktir. Diyelim ki kaynakları en fazla üretimi yapacak şekilde kullandık ve yaratılan geliri de adil bir şekilde dağıttık. Fakat bunu yaparken de doğal kaynaklarımızı ve çevreyi geri dönüşü olmayacak bir şekilde tükettik. Öyleyse ciddi bir problemimiz var; çünkü öncelikle bu ekonomik büyüme sürdürülebilir değildir. Daha da önemlisi, doğal kaynaklar ve çevrenin sadece bugünkü değil gelecekteki kuşaklara da ait olduğunu düşünürsek, bu büyümeyi gelecekteki kuşakların gelirini bugünkü kuşaklara aktararak yapmışız demektir.
* * *
Benim merak ettiğim Kıbrıs’ta, özellikle 2004 sonrasında artan üretimin adil bir şekilde dağıtılıp dağıtılmadığı ve daha da önemlisi bunun sürdürülebilir olup olmadığıdır. Benim gözlemlediğim kadarıyla, Amerika’dakinin aksine, ekonomik krizden geçtiğimiz bu dönemde Kıbrıs’ta etkin kaynak dağılımı-adil gelir dağılımı-sürdürülebilirlik çemberi içindeki dengenin toplumun değer ve inançlarını yansıtıp yansıtmadığı gözden geçirilmiyor.
* * *
Bu yazı daha önce, 7 Kasım 2011 tarihinde de yayımlanmıştı.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam