09 Aralık 2016

“Eröz şimdi darbeci diye hapistedir diğeri ilerler”

“Eröz şimdi darbeci diye hapistedir diğeri ilerler”
Haber İçi Üst

ERÖZ BANA “KILICIM EMRİNİZDEDİR” DEDİ, O BUGÜN HAPİSTE… Şimdi herkes lafazanlık yapar. Kolaydır çünkü. Mehmet Eröz, Hayri Kıvrıkoğlu ile o olay yaşandıktan sonra geldi ve beni törene davet etti.  Beni davet ettiği o törende Sayın Eröz bana selam durdu ve “kılıcım emrinizdedir” dedi. Ben hayretler içinde kaldım. Sonra ben espri yaptım, “ben kılıç mılınç istemem sen hapı yuttun” dedim. “Biz anayasal süreçlere bağlıyız” dedi. İşin tuhafına bakın Eröz şimdi darbeci diye hapistedir, diğeri ilerler…

 EROĞLU AKP’YE KARŞI KAHRAMAN EDALARI İÇENDE!… Bugün bakıyorum da ben Sayın Eroğlu, AKP’ye ve Erdoğan’a karşı kahraman edaları içerisinde hareket ediyor. Başka bütün kesimleri ise farklı olarak suçlamaya kalkıyor. Ben buna güler geçerim

Ferdi Sabit Soyer ile yaptığımız röportajın son bölümünde CTP’nin iktidardan gidişi ve UBP’nin gelişi sürecinde yaşanan gelişmeleri okuyacaksınız. Soyer Başbakan iken dönemin Kolordu Komutanı Hayri Kıvrıkoğlu ile arasında yaşanan “Türklük” tartışmasına ilişkin sorularımızı da yanıtladı. Ferdi Sabit Soyer, kendisine “kılıcım emrinizdedir. Biz anayasal süreçlere bağlıyız” diyen dönemin GKK Komutanı Mehmet Eröz’ün bugün “darbeci” suçlaması ile tutuklu bulunmasına ve dönemim Kolordu Komutanı’nın ilerlemeye devam etmesine anlam veremediğini söyledi.
“Onlara göre AKP gidecek MHP ve CHP kazanacak”
Mete Tümerkan: UBP ve DP o dönemde Meclis boykotuna gitmişti. O günlerde siz bunu nasıl değerlendirmiştiniz?
Ferdi Sabit Soyer
: Biraz önce Serdar Bey’in ÖRP kurulması hikayesi ile ilgili açıklamalar yaptım. Çok ilginçti bu süreçten sonra UBP ve DP birlikte Meclis’i boykot edince ikisi beraber AKP düşmanlığı yaptı. Bizi AKP’nin kuklası diye takdim ettiler. Türkiye’deki  2007 seçimlerinde Sarayönü’nde UBP ve DP’liler sahne kurdular, ses sistemleri getirdiler. Onlara göre AKP gidecek MHP ve CHP kazanacak ve tören yapacaklardı. Bunu ben keyifle izliyordum. Çok üzülmüştüm ama keyifle izliyordum bu aymazlığı sonuçta AKP seçimi kazandı.
“Cemil Bey misafiriniz var sizi fazla tutmayalım”
Mete Tümerkan: AKP seçimi kazanınca ne oldu peki?
Ferdi Sabit Soyer: 
AKP seçimi kazanınca bu ahbapların hepsi AKP’ye doğru yelken açtı. Cemil bey 2008’de buraya geldiğinde, kendisine aynen şunu söyledim, “Cemil bey misafiriniz var sizi fazla tutmayalım zaten sen de Ahmet arkadaşıma dedin ki siz giderseniz başak hükümet kurulur Allah sana ve Türkiye’ye bundan sonraki süreçlerde kolaylık versin.” Çünkü ben Eroğlu’nun kendisi ile görüşeceğini öğrenmiştim. Çiçek, bizden sonra onlarla görüştü.  2009 bütçesinin görüşüldüğü 2008 Aralık ayındaki meclis görüşmelerinde Sayın Eroğlu şunu söyledi, “bu hükümet beceriksizdir. Ferdi Sabit Soyer’in kompleksi vardır Türkiye’den para istemez. Ben parayı alırım, biz Türkiye’nin ne istediğini biliyoruz ve bunları yapacağız ve Anavatandan alacağımız para ile bu problemleri aşacağız.” Ondan sonra AKP ile en iyi ilişki ve vaatleri verdi. Nitekim protokolü de imzaladı. Hatta 2009 seçim bildirgesine şunu yazdırdı; “TC Merkez bankasından alacağımız kaynaklarla toplumun ve devletin finans ihtiyacını karşılayacağız.” Bunu dahi yazdırdılar. Halbuki TC Merkez Bankası kendi hükümetine bile kredi vermez.
“Türkiye ile sağlıklı ilişkiler içerisinde olmamız şarttır”
Mete Tümerkan: Sonuçta Eroğlu o seçimi kazandı ama…
Ferdi Sabit Soyer:
Evet, bu propaganda ile gittiler ve kazandılar. Şimdi bugün bakıyorum da ben Sayın Eroğlu AKP’ye ve Erdoğan’a karşı kahraman edaları içerisinde hareket ediyor. Başka bütün kesimleri ise farklı olarak suçlamaya kalkıyor. Ben buna güler geçerim. Kıbrıs konusunda kendi samimiyetsiz görüşlerinin ve çözüm odaklı olmayan görüşlerinin dayanak noktalarına bağlı hareket ettiğini hiç unutmam. Bütün bu hikayelerin arkasında bir tek nokta olması gerekmektedir. Bizim Türkiye ile sağlıklı ilişkiler içerisinde olmamız şarttır. Ama biat kültürü, ya da düşmanlık kültürü olamaz. UBP içindeki kavgaya bakıyorum, taraflardan biri diyor ki “Anavatan’ın bütün ihtiyaçlarını aynı şekilde biz de karşılarız, neden bizi istemezler.” Bu yüzden Sayın Eroğlu bir geleneğin temsilcisidir. O, protokolü savunmaz ve “bunu Türkiye ister” der. Bir takım kendisini destekleyen basını da arakasına alarak haklı bazı sorunların istismarını yapar.
“Senden bunu bekliyorum Derviş Bey”
Ben Sayın Eroğlu’na soruyorum madem sen bu işe karşısın, neden Türkiye Odalar Borsalar Birliği’nin Ankara’da imzaladığı protokolle “bu memlekette Hala Sultan’ın çizgisinde gençler yetiştirecek ve onun çizgisini devam ettirecek nesiller yetiştireceğiz” deyip Hala Sultan’ı bugüne kadar koruyan Kıbrıs Türk halkının bütün inanç sistemini aşağılayan bu yaklaşıma Cumhurbaşkanı olarak karşı çıkman? Senden bunu bekliyorum Derviş Bey.  Hala Sultanı yaşatan bu sizin beğenmediğiniz Kıbrıs Türk halkıdır. Eğer Kıbrıs Türk halkı bu topraklarda var olmasaydı, Hala Sultan Osmanlı’nın terk ettiği başka coğrafyalarda olduğu gibi insansız bir Osmanlı eseri olacaktı. Milliyetçiliğini ve dini inancını beğenmediğiniz bu halk var olmasaydı bu topraklarda Türkçe dahi konuşulmayacaktı. Onun için buna Derviş Bey’in ben cevap vermesini beklerim.
Mete Tümerkan: Sizin buradaki Kolordu komutanı ile aranızda bir tartışma yaşanmıştı. Size “Sen Türk müsün?” diye sormuştu. Neydi bu mesele?
Ferdi Sabit Soyer:
Ben çocukken 1963’te boğazım iltihaplandı. Bizim Kaymaklı’daki evimizin yanında Türk Alayı’nın bir subayı kalırdı. Pederle ve onun çocukları ile iyi bir ilişkimiz vardı. Benim boğazımın iltihaplandığını görünce bir gün adam geldi ve dedi ki “bizim Kumsal’da doktor var çocuğu götürelim.” Beni babamla beraber alıp o katliamın olduğu ve bugün barbarlık müzesi olan eve götürdü. Adam orada beni tedavi etti. Bu olay 1 Aralık 1963’te oldu. Arkasından bu katliam oldu. Bende manevi olarak bu insana ve ailesine karşı müthiş bir vicdani yıkıntı var.
“Sizin kurultayda Türk bayrağı niye yok?”
Ben Başbakan iken bu adamın buraya geldiğini öğrendim. Sayın Denktaş, buna bir yemek vermek istemiş, Sayın Talat da bana telefon açıyor diyor ki “benim işim var dolayısı ile oraya sen git.” Ben de diyorum ki “bizim kurultay var ve kurultaydan sonra giderim.” Kurultay bitiyor, geç vakit ben oraya gidiyorum. Sayın Denktaş, Kolordu Komutanı orada, Yılmaz Bora Bey, Sayın Ahmet Ötüken ve hanımı oradalar. Ben oturuyorum ve bu anımı da adama anlatıyorum ve çok seviniyor ve olayı hatırlıyor. Tam bu konuşma olurken Kolordu Komutanı bana diyor ki “Sizin kurultayda Türk bayrağınız yoktu. Atatürk’ün posteri yoktu ve İstiklal marşı da okumadınız.” Ama bunları çok öfkeli bir halde söyledi. Belli ki benden önce bu konular orada konuşulmuş. Kendisine diyorum ki “Sayın Komutan bizim hiçbir partimizin geçmişten gelen süreçte kurultayları İstiklal marşı ile açılmadı. Türk bayrağı vardı” dedim.
“Türklüğümden şüphe eden önce kendi Türklüğünü ispat etsin”
Bana “bugün Çanakkale şehitleri günüdür ve o şehitlerin ansına da saygı duruşu yapmadınız” diyor. Dedim “ne münasebet. Biz toplumsal mücadelede ve demokrasi mücadelesinde şehit olan bütün şehitler için saygı duruşunda bulunuyoruz.” Bunun üzerine bana diyor ki “siz Türk değilsiniz.” Ben de kendisine diyorum ki, “kusura bakma ama yarası olan bu konularda gocunur.” Benim, Türklüğümden şüphe eden önce kendi Türklüğünü ispat etsin. “Bizim öyle bir derdimiz yoktur” diyor. Bana orada “PKK gibi hareket edersiniz siz” dedi. Ben de kendisine çok sert sözler söyledim orada.  Sayın Denktaş elime sarıldı hemen sakinleştirmeye çalıştırdı beni. Ben de Sayın Denktaş’a “hem yıkarsınız hem de yatıştırmaya çalışırsınız” dedim. O yine devam edince bu kez ben patladım tekrar. Dedim ki “siz iki yıl buraya gelirsiniz, iki yıldan sonra çekip gidersiniz ama bunun içinde yarattığınız siyasi kavgaların belasını biz çekeriz. Senelerdir kimimizi Türk düşmanı ilan ettiniz bu memlekette, kimler geldi kimler gitti sen da gidecen. O yüzden ben senin bu söylediklerini kaale bile almıyorum.”
“Ben de senin elini sıkmam dedim”
Bu arada kaçarken herkesle el sıkıştım, Denktaş Bey elimi tuttu “gel bu davayı tatlıya bağlayalım” dedi. O an Kolordu Komutanı “ben böyle adamın elini sıkmam” dedi. “Ben de senin elini sıkmam” dedim ve “yüzüne bakmam” dedim gittim. Bu arada hiç basın mensubu yoktu. Bu hemen Ta ki Doğan’a çıktı. Oradan da bu hadise basına yayıldı. Ondan sonra benim en fazla ilgimi çeken nokta şu oldu, dönemin GKK komutanı Mehmet Eröz bana geldi ve dedi ki “biz bir tören düzenlemek istiyoruz ve bu düzenleyeceğimiz törende plaketi siz verin.” Ben dedim ki “bakın senin komutanınla ben böyle bir hadise yaşadım eğer bu törende benim elimi sıkmazsanız beni kimse tutamaz”.
“Eröz şimdi darbeci diye hapistedir diğeri ilerler”
Basına Bakanlar Kurulu toplantısı öncesi açıklama yaptım. “Ben seçilmiş bir insanım, ister elimi sıksın, ister sıkmasın bu memleketin Başbakanıyım ve halk iradesine herkes saygı duymak zorundadır” dedim. Ama çok ilginçtir Sayın Akıncı’ya, Ali Nihat Özeyranlı bunu yaptığında biz memleketi kaldırıp oturttuyduk. “Özeyranlı kışlana dön” diye yürüdüydük. Hiç kimse yanımızda olmadı. O kahraman olanların hiçbiri benim bu beyanatıma rağmen, hiç biri yanımızda olmadı. Şimdi herkes lafazanlık yapar. Kolaydır çünkü. Bana Mehmet Eröz “hayır asla” dedi. O törende Sayın Eröz selam durdu “kılıcım emrinizdedir” dedi. Ben hayretler içinde kaldım. Sonra ben espri yaptım, “ben kılıç mılınç istemem sen hapı yuttun” dedim. “Biz anayasal süreçlere bağlıyız” dedi. İşin tuhafına bakın Eröz şimdi darbeci diye hapistedir diğeri ilerler.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil