06 Aralık 2016

Eroğlu’ndan altın vuruş…

Haber İçi Üst

Bizler “Yeter artık, bitirin şu saçmalığı” dedikçe, kurultay kazanı daha beter fokurduyor. Üstelik partiyi aşıp, devlet yönetimine de zarar veriyor…

Dün de yazmıştım. Ne Cumhurbaşkanı-Başbakan arasında, ne de Türkiye-KKTC arasında bu ayrışmalar ilk değil. Çok çeşitli örnekler yaşadık. Yaşadık ama ders aldık mı? Sanki şartmış, başka yolu yokmuş gibi her dönem benzerlerini yaşayıp duruyoruz. Neden biliyor musunuz, birileri kazanmanın yolunu, birileriyle kavgada görüyor da ondan…

Son haftaya girerken, işlerin kızışacağını biliyorduk. Hele de Türkiye’den iki bakan gelip de konuşunca, Eroğlu’nun susmasını bekleyemezdik. Gerçi her zaman olduğu gibi, bu kez de açık açık konuşmadı, “Müdahale var” demedi ama, “Sizin gördüğünüzü ben de görüyorum” diyerek, imasını ortaya koydu. “Türkiye’nin müdahalesine karşı direnen adam” rolü, onun bilindik tutumuydu zaten. Hatta bu yolla geçmişte seçim de kazandı, kurultay da…

Dünkü basın toplantısı, onun kurultay öncesi altın vuruşuydu. Yani son söyleyecekleri… Benim bu basın toplantısından anladığım da, bir gazetecinin “Kurultay sonucunu nasıl görüyorsunuz” sorusuna verdiği yanıtta gizliydi. “Bu şartlarda” sözünü iki kez tekrarlayıp, öyle bir tonla söyledi ki, sanki de kaybetmenin kılıfıydı…

Bu işin Eroğlu boyutu. Kendi açısından eteğindekileri döktü…

Aslında beklenen Kaşif’in çıkıp konuşmasıydı. Müdahaleden vesayetten şikayet eden taraf olarak, kendini savunmayı, başkasına bırakmamalıydı. İrsen Küçük’ten farklı ne yapacağına delegeyi ikna etmeliydi. Ama ikinci planda kalıp, işin mahalle kavgası boyutuna katılmayı tercih etti. Bugün İrsen Küçük’ün de basın toplantısı var. O da Eroğlu’na yanıt vereceğim diye çıkıp aynı “pilav” seviyesinde konuşacaksa, boş iş. Bence Eroğlu’nun 2009’da imzaladığı protokolle geçen 3 yılı ve bundan sonrasını anlatmalı…

Olayı delege seviyesinde, arabesk bir “Yazıklar olsun” ayarında tutmak devlet adamlığı değil. Koltuğu koruma adına sürdürülen saldırganlık ya da “düşmanlık” söylemleri, o koltukta oturma süresini uzatmaz, aksine kısaltır…

Seviyesi belden aşağı düşen bu kavgayı ellerini ovuşturarak seyretmek, ya da bundan nemalanmaya çalışmak da adamlık değil. Unutulmasın ki, her ne kadar delege de seçecek olsa, seçilecek olan şimdilik 1 yıl daha bu ülkenin Başbakanı olacak…

                                                    *****

Hesap sorulmazsa, savunur tabii…

Cemal Bulutoğluları harcamalarını savunmuş. Savunur tabii. Eğer denetim yapılmazsa, hesap da sorulmazsa, çıkar o da harcadığını cesaretle savunur. İster beğenin ister beğenmeyin…

“Belediyenin tek işi çöp toplamak değil” diyor da, Lefkoşa’nın en temel beledi hizmetlerinin bine yakın çalışanla yerine getirilmediğini göremiyor. Başkent denen yerin, Türkiye’nin en geri kalmış kasabasından daha harap halde olduğu umurunda değil. Hal böyleyken, memleketin dört bir tarafında spor kulüplerine binlerce lira dağıtmayı kendine hak görebiliyor. Bünyesinde peyzaj mimarları varken, sadece bu iş için tek bir şirkete 6 ayda dünyanın parasını ödeyebiliyor. Bu arada, Belediye Meclis üyelerinin içinde yeterli sayıda insanı da tatmin ediyor ki, sesleri çıkmasın.

Hizmet bekleyen halkın kuruş kuruş ödediklerini yağmalamış, yağmalatmış…

Günlerdir aklı mantığı zorlayan listeleri görüyorsunuz gazetemiz Havadis’te. Neresinden tutarsanız elinizde kalıyor. Hemen hiçbir ödeme, kendi kaleminin altında yapılmamış. Bu bile Sayıştay’ın soruşturma açması için yeterliydi. Ama ne yazık ki, tek bir tanesinden bile hesap sorulmadı. Sorulacak gibi de görünmüyor. Lefkoşa’yı ve Lefkoşa halkını düşürdüğü acınası duruma onu da düşürmek gerekirdi, ama o da yapılmadı. Şimdi çıkmış, büyük bir pişkinlikle “Partim ısrar ederse, aday olurum” diyebiliyor.

Niye sinirleniyorsunuz ki, adam köpeksiz köy bulmuş, değneksiz geziyor…

 

YERİN KULAĞI VAR
EROĞLU KONUŞUYOR, KAŞİF SUSUYOR:      
                                                                                                      Kurultay için artık son viraja girildi. Taraflar da son kozlarını oynuyorlar. Kurultayda taraf olan Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın, birbirlerine yönelik açıklamaları artık üstü kapalı yerine açık açık yapılıyor. Küçük’ün rakibi Ahmet Kaşif susurken, onun adına Eroğlu taraf oluyor. Eroğlu’nun, dünkü basın toplantısı da zaten, tamamen kurultaya yönelikti. Birara düşünmeden edemedim, başkan adayları Küçük ile Kaşif mi, yoksa Küçük ile Eroğlu mu diye…  
AYIP ETTİLER:                                                                                                                                                 Cumhurbaşkanı Eroğlu’nu sever veya sevmezsiniz, ben de bu sayfadan çok eleştirdim Sayın Cumhurbaşkanını. Ancak Türkiye’den gelen iki bakanın Eroğlu’nu ziyaret etmemelerinin izahı yok. Geldiğiniz ülkenin en üst makamında oturan kişiyi, nezaketen bile olsa ziyaret etmek gerekirdi. KKTC’nin bir bireyi olarak bence hem Sayın Atalay, hem de Sayın Yıldırım belki Eroğlu’na değil ama, KKTC halkına karşı bir ayıp ettiler… 
HATIRLATALIM DEDİK:                                                                                                                               Cumhurbaşkanı Eroğlu dünkü basın toplantısında,  İrsen Küçük’ü eleştirirken, “Bana vefasız diyecek adamın önce vefalı olması gerek. UBP Kurultay salonuna UBP’nin doğal lideri olan şahsımın bir posterini bile astırtmayan bir kişinin vefadan bahsetmesi söz konusu olamaz” dedi. İyi de sayın başkan, sizin yarıştığınız kurultaylarda da geçmiş liderlerin posterlerinin asıldığını pek hatırlamıyoruz. Bu durumda siz de vefasız olmuyor musunuz..?

SUS CEMAL BAŞKAN:                                                                                                                                        Bulutoğluları günlerdir Havadis Gazetesi’nde yayımlanan ve belediye bütçesinden marketlere, otobüs şirketlerine, kişilere ve diğer belediyelere harcandığı görülen paraların yaşlılara ve yoksullara hizmet vermek için yapılan harcamalar olduğunu söylemiş. O listedeki gazeteciler ve hatta mankenler de mi aldıkları bu paralarla yaşlılara hizmet ediyorlardı. Bulutoğluları ayrıca UBP’den belediye başkanlığına aday olması için ısrar gelmesi durumunda yeniden belediye başkanlığına aday olabileceğini de söyledi. Yok kalsın, biz almayalım Sayın Bulutoğluları…
  LEFKOŞALI’NIN KADERİ:                                                                                                                                           

  Geçen gün Hüseyin Ekmekçi de yazmıştı, “Lefkoşa’da Oğulların Savaşı” diye. Lefkoşa için adaylara bakıyorum da Arabacıoğlu, Hüdaoğlu, Fellahoğlu diye gidiyor. UBP de bir oğul bulursa, her halukarda Bulutoğluları’ndan sonra bir başka “oğul” Lefkoşa’yı yönetecek. Oğuldan oğula fark var diyorsunuz değil mi, umudumuz o zaten…  
OLMADI SAYIN ARABACIOĞLU:                                                                                                                      Demokrat Parti LTB Başkan adayı Dr. Mustafa Arabacıoğlu, seçilmesi halinde belediye başkanı maaşını almayacağını söyledi. Bu açıklama Arabacıoğlu’na yakışmadı. Buram buram popülizm kokuyor. Cemal başkan da DP’den aday çıktığında aynı sözleri söylemişti hatırlarsanız. Halbuki o maaşı, aslanlar gibi almalısınız. Çünkü alacağınız maaş iane değil, vereceğiniz hizmetlerin karşılığıdır…
FINACIAL TIMES’DAN İLGİNÇ ÖNGÖRÜ:                                                                                                         Haberi görmüşsünüzdür. Rumların şu an yaşamakta olduğuı krizin, Kıbrıs konusunda anlaşma için fırsat olabileceğini yazdı İngiltere’nin en saygın gazetelerinden Financial Times. Bunu çok dillendiren oldu da, AB liderlerinin mali yardımı, anlaşma konusunda adım atılmasına bağlayacakları öngörüsü ilginçti. Eğer doğruysa, Kıbrıs konusu bir kez daha, dünya gündeminin ön sıralarına girecek demektir. Acaba Hristofyas bu koşulu reddettiği için mi imzalar atılamadı..?

ZİRVEDEKİLER
Gürdal Hüdaoğlu:
TDP LTB Başkan adayı Hüdaoğlu, Atalay’ın açıklamasını değerlendirirken, “Burada gerçekten bir devlet var mıdır? Varsa; biz bu devlete sonuna kadar inanalım mı? Buraya burun kıvırarak bakan ve “Kuzey Kıbrıs Türkiye’nin alt yönetimidir” diyen dünyaya inat, “Bağımsız KKTC” şiarına tutkuyla sarılalım mı?” yorumunu yaptı… Hüdaoğlu doğru söylüyor. Bence bu sözlerin gitmesi gereken adres, “KKTC” dediklerinde ağzı dolan, milliyetçi edebiyatlarla seçim kazanan ama, KKTC’yi bir adım ileri götürmeyenlerdir… 

DİPTEKİLER
Fuat Namsoy: “Lefkoşa halkı belediye meclis üyelerine 2014 Haziran ayına kadar görev vermiştir. İstifa etmeyen belediye meclis üyelerimiz yeni seçilecek belediye başkanı ve meclis üyeleri ile birlikte Lefkoşa halkına en iyi hizmeti vermek için çalışacaktır. UBP en doğal haklarını kullanarak istifa etmeyen sekiz belediye meclis üyesinin yanında olduğunu kamuoyunun bilgilerine sunar…”. verdiğiniz bilgi için teşekkür ederiz Sayın Namsoy ama bu liste için halkın aklındaki imajı değiştirmeye yetmiyor.

Ülkemizin yaz aylarında yetişen başlıca ürünlerinden olan çilek, gözünü para hırsı bürümüş bazı üreticiler tarafından şubat ayında hormonla yetiştirilerek göz göre göre vatandaşın sağlığı ile oynanıyor

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam