06 Aralık 2016

Eroğlu 2’nci turu “çok” ciddiye aldı

Haber İçi Üst

UBP’de sorulan soru hep aynı:
– 400 kişi istihdam edildi (ki 360 gerçek rakam sanırım), 3 vekil partiye alındı, 6 belediye meclis üyesi son anda delege listesine dahil edildi, altı kişide başkan seçilmeden “başkan kontenjanı” ile PM’ye dahil ettirilip oy kullandırıldı. Nasıl olur da, Kaşif, ilk turda 14 oy, şimdi yedi oy geride kaldı?”
Herkes gibi, ben de bun soruyu soruyorum.
Gerçek olan bir şey var.
Küçük için bu kurultaydan “bir oy farkla bile” galip çıkmak büyük bir başarıdır.
1427 delegenin hepsinin üzerinde Derviş Eroğlu’nun hakkı vardır.
Bir şekilde teması vardır.
UBP’de delegenin yaş ortalaması, 50- 60 arasındadır, kanımca.
Hepsi de, bir şekilde Eroğlu’ndan bir talepte bulunmuş, bir şekilde temas etmişlerdir.
Eroğlu, yıllarca delege gücünü elinde tutarak UBP’yi yönetmiştir.
Kendisini kırması mümkün olmayan delegelerle, çok kritik eşikler atlattı…
Enver Emin…
9’lar…
Ertuğrul Hasipoğlu…
Tahsin Ertuğruloğlu…
Ve bir önceki kurultayda Ahmet Kaşif ve Hasan Taçoy’u “delege gücü” ile alt etmeyi başarmıştır.
O delege…
Kıl payı farkla bu kez İrsen Küçük’ü tercih etti.
Büyük bir iddia ile söylüyorum…
Eğer, Derviş Eroğlu, 2’nci turu ciddiye aldığı kadar, birinci turu da ciddiye alaydı…
Belki de şu anda, Başbakan Ahmet Kaşif olacaktı.
Delegeye güvendi…
“Nasıl olsa bu delege benim işaret ettiğime bakar, nankör değil” dedi…
Yanıldı.
Delegede dönüşümü “kıl payı” da olsa, İrsen Küçük başardı…
Şimdi, UBP’yi tamamen yönetebilmesi için, İrsen Küçük’ün delegedeki dönüşümü devam ettirmesi gerekiyor.
Ama isimleri değişerek…
Ama konumları değişerek…

***

Salakça bir tartışma
Mümkün olduğunca Kıbrıs sorunu ile ilgili fazla fikir yürütmem…
Bu konuyu bu gazetede benden çok daha iyi bilen ve takip eden isimler var.
Başaran Düzgün, muhabirlik yıllarından başlayarak, her aşamada Kıbrıs sorununu, gerek Lefkoşa’da, gerekse dünyanın farklı merkezlerinde takip eden bir gazeteci.
Keza Mete Tümerkan’ın sürekli bu konuda yeni kaynaklara ulaşma hırsı, beni hep kıskandırır…
Ama bir şeyi biliyorum.
O da, Kıbrıs sorunu çözülecekse, bunu toplum liderleri yapacak.
Toplumun liderleri ise bellidir.
Halk tarafından en üst noktaya getirilen kişiler…
KKTC’de Dr. Derviş Eroğlu…
Güney Kıbrıs’ta Nikos Anastasiades…
Toplum liderleri, aynı zamanda en üst düzey görüşmecidirler de…
Bu sadece bir gelenek değil, aynı zamanda, en üst düzeyde soruna müdahil olma anlamı da taşır…
Kıbrıs sorununda görüşmeciliği “toplum liderleri” seviyesinden aşağıya düşürmek, “salakça” bir yaklaşım olur.
Bu nedenle, “Derviş Eroğlu görüşmecilikten alınacak” safsatasını da salakça buluyorum.
Derviş Bey’in görüşmecilik süresinde ortaya koyduğu performanstan memnun muyum?
Hayır…
Ha alınamaz mı?
Alınır…
Ama usulü bellidir.
Toplum liderini halk seçer…
Halk getirir…
Halk götürür…
Özü budur.
Aksi sadece politik bir tartışmanın parçasıdır.
Eroğlu görüşmeyecek de kim görüşecek?
Hadi ismi unutalım…
Cumhurbaşkanı görüşmeyecek de kim görüşecek?
Dolayısı ile, UBP kurultay sürecinde gündeme gelen “Cumhurbaşkanı görüşmecilikten alınsın” söylemlerini politik arenada, tartışılmaması gereken bir konunun siyasete malzeme edilmesi olarak algılıyorum.
Ötesi, salakça bir tartışmadan ibarettir…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam