05 Aralık 2016

Ergenekon davası niye Kıbrıs’a uzanmadı

Haber İçi Üst

Ergenekon davası, Türkiye’de bir tarihi hesaplaşmanın davasıdır. Bu davaya siyasi kimliğinize göre farklı farklı bakabilirsiniz. Ancak işin özü, ERGENEKON davasıyla, Türkiye’de bir tarihi dönem kapanmakta ve yeni bir dönem başlamaktadır.
Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı’nda, kendisine bağlı askeri ve siyasi kadro ile başarıya ulaşırken, Osmanlı İmparatorluğu koşullarından çıkmak için yapılan köklü dönüşümleri, ordu üzerindeki mutlak kontrolü ile yapmıştı.
Türkiye’de, cumhuriyetten hemen sonra, kapitalizmin devlet eliyle desteklenmesi ve özellikle KİT’lerle tüm ekonominin, bürokrat ve ordu kontrolünde olması anlaşılabilir bir idare tarzıydı.
Dikkat edilirse, Fransız İhtilali’nden sonra, ulus devletlerin ortaya çıkışıyla birlikte, her ülkede kapitalist gelişme “DEVLET DESTEĞİ’yle sağlanmıştı.
Rusya’da da BOLŞEVİK Devrimi’nden hemen sonra, Komünist Parti’nin kontrolünde, DEVLET İŞLETMELERİ yoluyla, sosyalist toplum inşasına çalışıldı.
İster kapitalist yol, isterse sosyalist yol olsun, ülke içerisindeki sınıf ve katmanlar güçsüz ve toplumsal dönüşümü yönlendiremediği için, gerek sosyalist ülkelerde, gerekse, Türkiye’de bürokratik diktatörlükler, bulundukları ülkeleri yönetmeye başladılar.
Soğuk Savaş yılları, Amerika ve Rusya arasındaki çelişkileri derinleştirirken, Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle birlikte, tüm dünyada globalizm rüzgarları esmeye başlar.
Bu rüzgarlar, özelleştirmeler yoluyla, tüm üretim kaynakları üzerindeki hakimiyeti, yeni gelişen burjuva sınıfına verir.
Devlet içerisindeki, askeri ve bürokratik hakimiyet, yeni burjuvaziye karşı hem siyasi, hem de askeri olarak direnmeye başlar… Bunları anlamadan Türkiye’deki iç çatışmaları ve Ergenekon davasını anlayamayız.
Kıbrıs’a gelince:
Kıbrıs, soğuk savaş döneminde, Amerika’nın kontrolünde kalsın diye birçok provakasyona uğrar.
1960 Cumhuriyeti ile birlikte, ada’ya gönderilen Askeri Birliklerin komutanı Turgut Sunalp, Denktaş’la birlikte, Ergenekon’un Kıbrıs Şubesini Kurarlar.
Ergenekon’un Kıbrıs Şubesi, Kıbrıs’taki kontr-gerilla çalışmalarını örgütlemenin yanı sıra, adaya gelen istikbal vaat eden genç subayları da, teşkilata alır.
Ergenekon’un Kıbrıs şubesinde staj yapan bu askerler, Türkiye’ye döndüklerinde, örgütsel faaliyetlerine devam eder ve birçoğu Genel Kurmay başkanlığına kadar yükselir.
Rauf Denktaş’ın her sıkıştığında, Türkiyeli askeri yetkililere başvurması ve yardım alması tesadüf değil, bu karanlık ilişkilerin yarattığı bir sonuçtu.
Özellikle Annan Planı’nın tartışıldığı dönemlerde, şimdi Ergenekon davasında ceza almış olan isimlerin, DENKTAŞ’ın hemen yanında yer alması TESADÜF DEĞİLDİ.
Annan Planı’nın tartışıldığı sürede ve sonrasında, Rauf Denktaş’ın Türkiye’ye giderek, Tayyip Erdoğan aleyhine kampanyalar yürüttüğü herkesin aklındadır.
Erdoğan, Türkiye içinde, iktidarı ele geçirebilmek için, bürokrasi ve askere karşı dişe diş bir mücadele verilmesi gerektiğini, çok iyi bilmekteydi. Türkiye’deki son yıllardaki iç çatışmalar ve alt-üst oluşlar, ordu ve bürokratik mekanizma ile yeni gelişen Anadolu sermayesinin hakimiyet mücadelesinden başka bir şey değildi.
Türkiye’deki Ergenekon Davası sürecinde, Kuzey Kıbrıs’taki Ergenekon uzantılarının da tutuklanacağı beklenirken, Tayyip geri çekilerek, ordu içerisindeki kendisine karşı olan güçlerin bölünmesini sağlamıştır.
Tayyip, Kuzey Kıbrıs’taki Ergenekon yapılaşmasıyla ilgili bilgileri elinde tutmasına rağmen, bu kadroları dava yoluyla değil, SİYASAL ETKİSİZLEŞTİRME yoluyla kontrol altına almaya çalıştı.
Denktaş döneminden sonra, Serdar Denktaş ve Derviş Eroğlu’n un dışındaki siyasi güçler, yeni duruma uyum sağlamaya çalışırlarken, yeni durumdan SİYASAL RANT elde edebilmek için Tayyip’e yakınlaşmaya çalışıyorlar.
Tayyip, Kuzey Kıbrıs içerisindeki siyasi güçleri deşifre etmenin, kendi iç politikaları yanında, dış politikada da zorluklar yaratacağını düşünerek, Kıbrıs ve Ergenekon ilişkileri üzerine gidemedi.
Bizim aydınlara gelince, azgın denizde, pusulasız kalan kaptanların ruh hali, ne yazık ki aydınlarımızı sarmış durumda.
Kuzey Kıbrıs’ta, Tayyip’in dayatmalarına karşı doğru bir siyaset yaratmak yerine, Türkiye’deki Ergenekon’cuların söylemiyle Tayyip Erdoğan’a karşı mücadele etmek, Kıbrıslılara ne kazandırabilir.
Çözümsüzlüğe destek veren, karanlık güç Ergenekon kanadıyla Tayyip’e karşı mücadele etmek, kendi ölüm fermanımızı imzalamaktan başka bir şey değildir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam