05 Aralık 2016

Erdoğan’a muhalefet dışında da muhalefet var

Haber İçi Üst

İstanbul’da başlayıp bir anda yayılan olaylar AKP ve muhalefet arasındaki cepheleşmenin sonucuyla sınırlı değil.

Bunun ötesinde bir hesaplaşmanın da su üstüne çıkmasına fırsat verdi.
Bu daha önceden planlanmış bir şey gibi gözükmemekle birlikte sonrasında olanlar tek parti iktidarı olduğu iddia edilen AKP içindeki “cemaatler koalisyonunun” arasındaki cepheleşmenin hazırlığının yapıldığını gösteriyor.
Dikkat ederseniz verilen demeçlerle ortaya çıkan görüntü Erdoğan’ı “bir bölen”, Gül’ü de “bir birleştiren” hüviyetine iyice soktu.
Erdoğan beklendiği üzere hırçınlaştıkça, Gül de inadına sağduyu çağrısının tonlamasını artırdı.
Abdullah Gül’ü dinledikçe Türkiye ne zaman sosyal demokrat bir Cumhurbaşkanı seçti diye insanın düşünesi geliyor.
Şu anda yazılanların ötesinde bundan sonra olabilecekleri biraz da hayal gücümüzü zorlayarak sıralayalım.
Farklı bir yazı olsun. Komploysa komplo deyin ama bir yere de not edin.
Bu itiş kakış bir süre daha devam eder.
Ne kadar ve ne şekilde devam edeceği büyük ölçüde Erdoğan’ın Cezayir dönüşü vereceği demeç ve tavrına bağlı olacak.
Bıraktığı yerden devam ederse önce Türkiye’ye, sonra da kendi siyasi geleceğine zarar vermeye devam eder.
En önemlisi kendisine muhalefetin dışında, hemen yanı başında, karşı olanların da ekmeğine yağ sürmüş olur.
Bu konuyu arkamıza alıp yaz tatili ve Ramazana girdiğimizi varsayarsak, bir süre sonra Türkiye yerel seçim sathına girer.
Muhalefet yerel seçimleri Erdoğan’a güven oylaması şekline çevirmeye çalışır, çünkü sunacakları başka da bir şey yok muhalefet partilerinin.
Yerel seçimlerden birinci parti çıkar ama bir önceki seçimlere göre özellikle büyük şehirlerde hatırı sayılır oy kaybeder AKP.
Erdoğan’ın diline doladığı % 50’den uzaklaşır.
Oy kaybının en büyük sebebi de yaşadığımız bu olaylar karşısındaki Erdoğan’ın takındığı tavır olarak yine diline doladığı o sandıktan çıkar.
Muhalefet seçim sonrasında da Erdoğan’ın bir bölen olduğu üzerine iyice odaklanır.
Yerel seçimlerden sonra gündem AKP içindeki bugünkü hesaplaşmanın esas sebebi olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine gelir.
Gül’ün başkanlığına muhalefetin daha sıcak bakacağı ortaya anketler sonucunda atılır. Bir takım AKP’ye yakın kamuoyu oluşturucuları da bu yönde beyanat vermeye başlar.
Türkiye’yi germeyelim, bölmeyelim çağrıları yapılır.
Abdullah Gül ile devam mı, değil mi gerilimi AKP’nin içine de yansır.
Türkiye “Erdoğancı” ve partiler üstü Erdoğan karşıtı bir cepheleşmeye gider.
Bu süre içerisinde Kürt sorunu, Apo ve yeni Anayasa ile ilgili bir adım atılmaz, seçim beklenir.
Erdoğan her şeye rağmen aday olacağını açıklar.
Bunun öncesinde ya da sonrasında benim aklıma iki olasılık geliyor.
Birincisi, Erdoğan’ın sağlığı ile ilgili raporlar bir gazetede yayımlanır (mesela Taraf Gazetesi) ve sağlığının çok da iyi olmadığı spekülasyonu yaratılır.
İkinci olasılık da Erdoğan’ın karşısına onu yıprattıktan sonra ortak ve sürpriz bir aday çıkar.
Benim aklıma gelen tek isim var. Hikmet Çetin.
Hikmet Çetin Liceli ve Kürt kökenli.
Hem iç hem de dış kamuoyuna bundan daha büyük bir reklam ve mesaj olur mu Türkiye için?
Hikmet Çetin Kürt kökenli olmasının ötesinde eğitimi ve devlet tecrübesiyle bu göreve en hazır kişilerin de başında gelir.
Eski bir CHP’li olan Hikmet Çetin’e bence MHP ve BDP de sıcak bakar.
MHP “ben kafatasçı değilim Türkiye’nin bütünlüğünü sağlayacak bir Kürt kökenli bile olsa ben destek veririm” diyebilme fırsatını da doğurduğu için buna sıcak bakar.
Son Amerika gezisinden eli boş dönen Erdoğan’ın süresini doldurduğunu düşünen ABD ve Batı dünyası da Afganistan’da NATO’daki görevinden dolayı Hikmet Çetin’e olumlu bakar.
Erdoğan ile Gül arasındaki itiş kakışın sonucunda AKP bu seçimlere daha da güç kaybederek girer.
Seçim sonucu ne olur o kadarını kestirmek zor. Bunun için seçimi beklemek lazım.
Böyle bir tablonun ortaya çıkması için geçen hafta yaşanan türden olayların yaşanmış olması gerekirdi sonucundan hareketle bunları yazıyorum.
Muhalefetin dışında içte ve dışta birileri Erdoğan’la ileriye gitmeme düşüncesindeyse onun halihazırdaki muhalefetin mağlup etmesi mümkün olmayacağı aşikâr. “Kemal” ve “Devlet’le” bu iş olmaz.
Muhalefetin yapamayacağını başka yol ve yöntemlerle yapılmaya başlanmış oldu geçen hafta yaşanan olaylarla.
Yaşanan olaylar Türkiye’ye varlığından haberi olmadığı partiler üstü bir “refleksinin” olduğunu gösterdi.
Türkiye’nin bundan sonra yeni Anayasa ve Kürt açılımı sürecinde de ihtiyacı olacak olan partiler üstü bir “adale” kazandı Türkiye.
Lideri olmayan bir “refleks.”
Bundan sonra siyasette lideri olmayan bu refleksi düşünerek de hareket etmek esas olacak.
Yaşananlar ezberi bozdu çünkü.
Erdoğan ve yakın çevresinin şaşkınlıkla “ortada muhatap yok yahu” demesinin sebebi de bu.
Ortada lider ve siyasi bir kurum olsa “mücadele” etmekteki “tecrübe” yüksek ve kazanmak kolay.
Türkiye’nin ileriki nesillere taşıyacağı bir refleksi ezber bozarak bu yeni nesil kazandırdı.
Her şey bir yana her neye hizmet edecekse bence yaşananlardan sonra en büyük kazanım da bu oldu.
Helal olsun bu gençlere.
Demek ki bunlar yalnızca “Playstation” oynamıyorlar, gözlerinin ucuyla da olan biteni izliyorlarmış.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam