11 Aralık 2016

“Erdoğan Bu Gölü Atar!”

“Erdoğan Bu Gölü Atar!”
Haber İçi Üst

“Bir siyasetçi bunu niye der bilmiyorum”

Mete Tümerkan: Bu süreçle birlikte terör sıfırlanabilecek mi?
Aydın Bolat: Terörü sıfırlamak mümkün olmayabilir ama yönetilebilir bir noktaya gelmesi beklenebilir. Karşı tarafta da böyle bir irade var. Türkiye’nin genelinde toplumsal bir irade var. Başbakan bunu açıkladı açıklayalı oy oranı daha fazla artıyor. Hatta Sayın Bahçeli dedi ki “Yahu bunlar açılım dediler, %34 aldılar bu meselede daha ileri adımlar attılar % 47 aldılar, e şimdi diyorlar ki çözüm süreci herhalde % 70 alacaklar.” Bir siyasetçi bunu niye der bilmiyorum da, Türkiye’nin ihtiyacı buysa Erdoğan bu pası gole çevirir.

“Biz etle kemiğiz, tırnak kesilir”
Mete Tümerkan: Çözüm sürecine kamuoyu desteği konusunda anlaşılan bir sıkıntı yok…
Aydın Bolat: Bizim fark ettiğimiz bu sürece doğuda da, batıda da yoğun bir destek var. İnsanlar bundan bıkmış durumda. Barış sürecini destekliyorlar, ileride çok daha büyük çalışmalar olacaktır. BDP’liler de bu noktada biraz daha makul. Eş başkanı bile “Bayrak bizim ortak değerimizdir bayrakla bir sorunumuz yok” dedi. Kürt siyasetinin sembol isimlerinden Leyla Zana, “Türk ve Kürt etle tırnak gibidir” söylemine,  “Biz etle kemiğiz tırnak kesilir” diyerek serin mesajlar veriyor.

Mete Tümerkan: Türkiye’de yaşanan tüm bu değişimler üzerine bazı kesimler Erdoğan’ın gizli bir ajandasından söz ediyor. Böyle bir şey var mı?

Aydın Bolat: Türkiye’de AK Parti’ye karşı olan belli bir kesim var. AKP bu siyasi süreç için bir risk aldı. Bu büyük bir risk. Taşın altına elini değil, kafasını koydu. Daha önce, “Bu süreci yerine getireceğim” diyen insanlar öldürüldü. Cumhurbaşkanı sırf bunu yaparım dediği için zehirlendi. Sırf bu sürece katkı sağlıyor olan komutanların uçağı düşürüldü. Generaller alnından kurşunlandı. Bahtiyar Aydın Paşa vuruldu. O nedenle bu riskli bir süreçtir ve siyaseten bu riski almış oldu. BDP’de buna destek verdi gibi gözüküyor. Öcalan’ın bu noktadaki çizgisi sürecin çözümü ile ilgili makul bir noktada gözüküyor. En azından o iletişim sağlanmış bulunuyor.

“11 yıllık Başbakan’ın ne yapıp yapmadığı ortada”

CHP Kılıçdaroğlu’nun ağzından sürece kredi açtığını duyurdu. MHP sert bir şekilde karşı duruyor. Böyle de olması gerekiyor. MHP’nin misyonu da bu. Ortada bir müzakere masası vardır ve o tarafın aşırı talepleri belki bu taraftan gelecek tepkilerle dengelenebilir. O yüzden onların da sürece katkısı olduğunu düşünmek lazım. Tabii belli bir kesim Erdoğan ile alakalı bir fobi içerisinde. Bunlar tamamen ideolojik kaygılarla tepki verebiliyorlar. Zamanla bu kesim biraz daha güç kaybetti daha da azalacaktır ama bunu bütünü ile sıfırlamak mümkün değil. Türkiye’de Erdoğan’ın gizli ajandası olduğuna inanan birisinin olduğunu zannetmiyorum. Ne bu tarafta, ne öbür tarafta. 11 yıllık Başbakan’ın ne yapıp yapmadığı ortada, dünya ile ilişkileri, Avrupa ile ilişkileri bu noktada ortaya koyduğu çalışmalar ortada. Böyle bir endişenin Türkiye’de var olduğunu zannetmiyorum. Bu paradigma değişimi bir takım insanların menfaatlerine engel olmuştur.

Mete Tümerkan: Türkiye’de şu anda Sayın Erdoğan bir daha Başbakan olmayacağını açıkladı. Erdoğan’ın bunu açıklaması bu değişim sürecine bir risk teşkil eder mi?

Aydın Bolat: Türkiye’deki değişim sadece Recep Tayyip Erdoğan ekseninde, sadece AKP ekseninde bir değişim değildir. Erdoğan ve AKP Türkiye’deki değişimin siyasi aktörüdür. Bunun belki de 10 tane daha aktörü var. Devlet içinde, ya da toplumsal zeminde. Erdoğan konuştuğu için zannediliyor ki her şey onun ekseninde.  Türkiye’nin içinde olan her dinamik bu değişime katkı sağlıyor, bunu böyle bilmek lazım. Dolayısı ile bu değişimi tersine çevirmek ya da bu noktada bir kazaya neden olmak bu saatten sonra imkansızdır. Erdoğan gider, yüzlerce Erdoğan gelir. Analar ne aslanlar doğurmuştur. Daha başka birileri çıkar.

“Başkanlık sistemi bunun için isteniyor”

Türkiye belki de halkoyu ile seçilmiş Cumhurbaşkanı geldikten sonra Türkiye başkanlık sistemine geçecek. Türkiye o dönemde üniter yapısını koruyarak bölgesel yönetim sistemine geçecek. Başkanlık sistemi bunun için isteniyor. Türkiye Kürt meselesini çözerken bunun uluslararası ayaklarını da ayarladı. Bunun için kiminle konuşmak gerekiyorsa Türkiye onun için konuştu ve bir yere bağladı. Türkiye Kürt meselesini çözerken Irak Kürtlerini de, Suriye Kürtlerini de çözümün içinde görüyor. Türkiye bu bölge ile ilerde ekonomik entegrasyonunu belki siyasi entegrasyonunu sağlayacak birtakım gelişmeler içerisinde olabilir.

Mete Tümerkan: Türkiye’nin İran ve Bağdat yönetimi ile sorunlar yaşıyor olmasını nasıl yorumluyorsunuz?
Aydın Bolat: Şu anda Türkiye İran’la kısmen problemler yaşıyor. Bağdat yönetimi ile sıkıntılarımız var Suriye ile zaten belli ama Türkiye’nin müttefiki durumunda olan şu anda Barzani’dir. Barzani’ye bir saldırı olacaksa, Türkiye orada yer alacaktır. Türkiye’nin şu anda Kuzey Irak sınırları içerisinde bir tümenden fazla askeri vardır. Bunları göz ardı etmemek lazım. Dolayısı ile Türkiye her zaman kendi çevresi ile ilgili meselelerde duyarlı olmuştur. Türkiye Kıbrıs’a niçin gittiyse bölgesi ile de onun için ilgilenmektedir.

“Dünyadaki sıcak paranın % 45’i İslam dünyasının elinde”

Gelinen aşamada tüm Orta Doğu coğrafyası değişecek. Bu kaçınılmazdır. Demokrasi kolay gelmez ama Türkiye buralara hem Arap Birliği ile hem İslam dünyası ile beraber güç ve ağırlık vermeye çalışıyor. Dolayısı ile burada sabah kalkıp demokrasiyi bulduk diyecek halleri yok. Bazı bedeller ödeyecekler. Ama Türkiye bu süreçte hep onların yanında olacak. Mısır’a 4 milyar dolarlık kredi açtı. Türkiye’nin İslam dünyası içerisinde çok ciddi bir rolü var. Bu teşkilatı güçlendirmek istiyor. Dünyadaki sıcak paranın %45’i İslam dünyasının elindedir bunu unutmamak lazım. Türkiye sıcak para konusunda sıkıntı duymuyor. Bu yüzden de bölgede biraz daha dik duruyor ve biraz daha sorgulayıcı yaklaşıyor.

“Biz Göktürk 2 uydusunu Çin’den attık”
Mete Tümerkan: Siz Türkiye’nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Aydın Bolat: Türkiye’nin dünyanın her yerinde yatırımları var. Büyükelçilik anlamında ilk beş ülkenin içerisinde. Türkiye’nin dünya içerisindeki merkez konumu, buranın bir merkez ülke olması gerçekten stratejik dengelerde çok önemli bir eksen olmasını gerektiriyor. Türkiye Amerika ile ilişkilerini düzgün tutmaya çalışıyor. Karşılıklı çıkarlar üzerinden. Eskisi gibi blok baskısı altında tamamen onların güdümünde bir uygulamanın dışında, daha bağımsız ama daha dengeli bir siyaset ortaya koyuyor. Rusya ile ilişkilerini güçlendiriyor Çin’le de öyle. Biz Göktürk 2 uydusunu Fransız Guyanası’ndan değil de Çin’den attık. Bunun üçüncüsü yolda, onu da Türkiye’den uzaya atacağız. Bunu Amerika’dan da atabilirdik ama Türkiye Çin’le de bu anlamda ilişkilerini sürdürüyor. Avrupa ile zaten belli bir ilişkisi var ama daha sorgulayıcı ve daha dik duran bir noktada bu süreci devam ettiriyor.

“2015 yılından sonra Türkiye, AB’den tamamen vazgeçebilir”

Türkiye’nin artık bir karar vermesi gerekiyor. 2015 yılından sonra Türkiye AB’den tamamen vazgeçebilir. Türkiye’nin bu noktada alternatifleri de vardır. Bunları da ortaya koyabilir. Zaten Avrupa’da çöküntü var. Özellikle bu Körfez sermayesi, bugün onların ekonomik felaketini ekonomik krizini açıklayan bu olay, bu paranın artık oraya gitmemesidir. Bu para artık buraya geliyor ve bizim yükselmemizi açıklıyor. Türkiye bu noktada bir güven vermiştir. Türkiye’nin siyasi gücü, stratejik gücü ve dünya konumundaki gücü onlar için çok önemli. Onlar da diyorlar ki “Lazım olan para mıdır, onlardan isteme biz verelim. Bizim paramız artık buralarda terörist para muamelesi görüyor.” Onun için Türkiye 81 ilde kentsel dönüşüm uyguluyor. Ankara’yı biliyorsunuz, bir de Urfa’ya bakın. Paris’ten farksızdır. Gidin Kayseri’yi görün, gözünüzü alamazsınız. Bu kadar gelişim var. Türkiye Kanal İstanbul’u yapacak, İstanbul’a iki şehir daha yaratacak. Çılgın projeler yapıyor. Ne oldu hazine mi bulduk? Demek ki bir şeyler buldu. Türkiye’nin önü açık.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil