11 Aralık 2016

Erdoğan: Başbuğ için kanaatimi çok açık ifade ettim”

Haber İçi Üst

“Fakat yargı da bugün tabii birincil mahkeme bir karar verdi. Birincil mahkemenin vermiş olduğu karar nihai bir karar değildir. Bunun biliyorsunuz Yargıtay’da tekrar masaya yatırılması söz konusudur. Yargıtay’ın vereceği karar da aslında nihai değildir”

TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkındaki, “Tarih, Genelkurmay Başkanı’na terör örgütü lideri diyeni affetmez” şeklindeki sözlerine ilişkin, “Ben o zaman kanaatimi çok açık, net ifade ettim ve bu kanaatimde herhangi bir sapma söz konusu değildir. Fakat yargı da bugün tabii birincil mahkeme bir karar verdi. Birincil mahkemenin vermiş olduğu karar, nihai bir karar değildir. Bunun biliyorsunuz Yargıtay’da tekrar masaya yatırılması söz konusudur. Yargıtay’ın vereceği karar da aslında nihai değildir” dedi.
Erdoğan, Ramazan Bayramı namazını Süleymaniye Camisi’nde kıldı. Bayram namazından sonra gerçekleşen bayramlaşma törenine de katılan Erdoğan, namaz sonrası Mimar Sinan Türbesi’ni ziyaret etti.
Erdoğan’a ziyareti sırasında Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu ve İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran eşlik etti.
Çıkışta basın mensuplarına açıklama yapan ve sorularını yanıtlayan Erdoğan, başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan ramazan ayını geride bıraktıklarını belirterek, şu anda Ramazan Bayramı ile müşerref olduklarını söyledi.
Bayramın tüm millet, İslam alemi ve insanlık için barışa vesile olmasını Allah’tan temenni eden Erdoğan, bayramların kendi değer silsilesi içinde kardeşliğin, birliğin, beraberliğin ve dayanışmanın doruğa eriştiği, kırgınlıkların, dargınlıkların sona erdiği bütünleşme günleri olduğunu kaydederek, Ramazan Bayramı’nın olumlu istikamette kırılmanın ve dönüşümün oluşmasına vesile olmasını temenni etti.
Tüm milletin bayramını kutlayan ve tebrik eden Erdoğan, “Nice bayramlara birlik, beraberlik, dayanışma içerisinde Rabb’im bizleri kavuştursun diyorum” dedi.
Başbakan Erdoğan, açıklamasından sonra basın mensuplarının soruları yanıtladı.
Bir gazetecinin, “Genel Başkan Yardımcınız Hüseyin Çelik, ‘Demokratikleşme paket üzerinde çalışmalar tamamlandı bunu da kısa bir süre içerisinde Sayın Başbakan’a sunacağız’ açıklaması yaptı. TBMM’nin de 2 hafta erken açılabileceğinin sinyalini verdi. Paket ne zaman size gelecek. TBMM’nin erken açılma gibi bir ihtimali var mı?” sorusu üzerine Erdoğan, “Demokratikleşme Paketi” ile ilgili daha önce kendisinin de katıldığı çalışmalar yapıldığını aktardı.
Erdoğan, daha sonra görevlendirdikleri arkadaşlarının Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay riyasetinde çalışmalarını sürdürdüğünü kaydederek, şöyle devam etti:
“Bu bayram vesilesiyle ve bayram ertesi de ben bu yapılan çalışmaları gözden geçirme imkanı bulacağım ve bayram sonrası arkadaşlarımla bir araya gelmek suretiyle, bu çalışmalara nihai şeklini vereceğiz. Kaldı ki bizim bu demokratikleşme paketi biliyorsunuz yeni atılmış bir adım değil. Bizim son büyük kongremizde bununla ilgili paketi aslında açıklamıştık. Fakat şimdi güncellemek suretiyle nerelerde ne gibi aksamalar var, nereleri nasıl güncelleyeceğiz, bu maddeler üzerindeki çalışmalarımızı arkadaşlarım bitiriyorlar. Böylece de inşallah yeni döneme yönelik bu demokratikleşme paketimizi açıklayacağız. Meclis’in erken açılma durumu söz konusu, açılabilir.”
Erdoğan, “Bir dava sonuçlandı: Ergenekon Davası… Sizin de birlikte çalıştığınız eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında müebbet hapis cezası verildi. Sizin de daha önce bir ifadeniz olmuştu; ‘Tarih, ‘Genelkurmay başkanına terör örgütü lideri diyeni affetmez’ diye. Önümüzdeki süreci değerlendirebilir misiniz? Birlikte çalıştığınız birisi müebbet hapis cezası aldı” sorusuna karşılık, Türkiye’de yasama, yürütme, yargının kuvvetler ayrılığını oluşturduğunu dile getirdi.
Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Ben o zaman kanaatimi çok açık, net ifade ettim ve bu kanaatimde herhangi bir sapma söz konusu değildir. Fakat yargı da bugün tabii birincil mahkeme bir karar verdi. Birincil mahkemenin vermiş olduğu karar nihai bir karar değildir. Bunun biliyorsunuz Yargıtay’da tekrar masaya yatırılması söz konusudur. Yargıtay’ın vereceği karar da aslında nihai değildir. Bunun yargı noktasındaki süreci, nihayete ermesine kadar bir yargı sürecidir. Dolayısıyla temenni ederiz ki adalet yerini hakkıyla bulsun ve kimse bundan zarardide olmasın ve bu beklentimiz bizim bu şekilde devam etmektedir. Bunu çok açık bir şekilde söyleyebilirim. Ancak bu arada tabii bir şeyi de daha söylemem lazım. O da şudur; gerek ana muhalefetin, gerek diğer muhalefetin bu süreçle ilgili yapmış oldukları açıklamalar çok çirkindir. ‘Yargı organı istediğim kararı verdiği zaman iyi, istemediğim kararı verirse kötü’ diye bir mantık olmaz. Şu anda bu süreç içerisinde özellikle anayasa gereği, yanılmıyorsam 138. madde, bu maddeye çok açık, net muhalefet söz konusu ki burada ana muhalefet partisinin genel başkanının yapmış olduğu açıklamalar bana göre suç teşkil etmektedir. Çünkü bu tür bir açıklamayı, meşruiyet, gayrimeşruluk gibi, ondan sonra ‘ben bu mahkemelerin hakimlerini, savcısını neyse tanımıyorum’ gibi ifadeler bunların hiçbirisi yargı içerisinde değerlendirilebilecek kanaatler değildir. Bu, tamamıyla yargıyı tesir altına almak, yargıya müdahale gibi bir anlayışın içerisine girmektedir.”
Erdoğan, bu durumun gerçekten Türkiye’de siyaset yapma edebinin de ne noktaya geldiğini göstermesi bakımından çok önemli olduğunu dile getirerek, “Bu şekilde bir siyaset yapılamaz. Siyasetçi konumunu iyi bilecek. Bu tür hakaretlerle kimsenin oyu bu ülkede yükselmez. Nitekim şu anda zaten yapılan kamuoyu araştırmalarında da ana muhalefetin oyunun nerede olduğu bellidir. Diğerlerinin oylarının nerede olduğu bellidir. Bu konuda bizim hassasiyetimiz çok çok farklıdır. Biz böyle bir dalaşmanın içerisinde AK Parti olarak yer alamayacağız ama tabii ki siyasetçi olarak da bu tür yapılan açıklamalar karşısında kanaatlerimizi edebi, adabı içerisinde söylemek bizim de ayrıca görevimizdir” diye konuştu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de konuyla ilgili yaptığı açıklamaların çok çok çirkin olduğunu kaydeden Erdoğan, konuyla ilgili, “Madem bu insan böyle bir örgütün başıydı. Başbakan buna niçin imza koydu” gibi yaklaşımların çocukça olduğunu bildirdi.
Erdoğan, ana muhalefet genel başkanının bu ülkede hala “genel müdürlükten” sıyrılamadığını, bir siyasetçi gibi değil genel müdür gibi çalıştığını, önce genel müdürlükten çıkıp siyasetçi olması gerektiğini vurgulayarak, siyasetçi olduğunda da neyi nasıl değerlendireceğini çok daha iyi öğreneceğini söyledi.
Başbakan Erdoğan, şu şekilde devam etti: “Bu konuda atamalar nasıl yapılır? Bunları öğrenmesi lazım. Bu atamalar içerisinde herhangi bir suçu sabit olmamış insan için siz kalkıp da şöyledir, böyledir diyemezsiniz. Önümüzde suçlu olan varsa o zaman tabii ki böyle bir adım atmazsınız. Bunlar ne zaman ortaya çıktı diye baktığımızda da gördüğünüz gibi, emekli olduktan sonra ortaya çıkmış olaylardır ve bunların yargının önüne nasıl geldiği konusu bunların hepsi ayrıca değerlendirilebilecek konulardır. Buralardan kendine göre bir şeyler çıkarmanın gayreti içerisinde. En önemli savcı, en önemli hakim millettir. Bu noktada milletten daha büyük bir hakim söz konusu değildir. Onun için zaten ‘egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyoruz ve yargıda da biliyorsunuz ‘son söz milletindir’ denir ve son sözü millet söyler.”

Obama ile görüşme
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD Devlet Başkanı Barack Obama ile gerçekleştirdikleri görüşmeye ilişkin, “Ağırlıklı olarak Suriye ve Mısır konularını görüştük” dedi.
Bayram namazının ardından cami çıkışında gazetecilere açıklamalarda bulunan Erdoğan, ABD Başkanı Barack Obama’yla gerçekleştirdikleri görüşmeye ilişkin, “Ağırlıklı olarak Suriye ve Mısır konularını görüştük. Suriye’de müşterek ne gibi adımlar atabiliriz, bunları konuştuk. Aşırı uçların oralarda özellikle bir yer kapma yarışı içinde oldukları hepimizin malumudur. Bunlardan biz de rahatsızız. Aynı şekilde batılı ülkeler de ciddi manada rahatsızlık duyuyor. Nitekim bu aşırı uçların aynı şekilde PYD, El Kaide, bunların kendi aralarındaki kapışmalar, bizim sınır illerimizde onlarca vatandaşımızın şehit olmasına neden oldu” diye konuştu.
Erdoğan, Suriye’deki gelişmeleri bir koalisyon anlayışı içerisinde diğer ülkelerle değerlendirdiklerini anlatarak, nasıl bir tavır geliştirileceği üzerinde çalıştıklarını kaydetti.

“Türkiye ve Katar’ın dışında Mursi’ye destek veren başka ülke yoktu”
Mısır’da bir darbe hükümetinin söz konusu olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:”Bu darbe hükümeti önce yüzde 52 oyla seçilmiş bir cumhurbaşkanını görevden almıştır. Görevden alan kimdir? Mursi’nin milli savunma bakanlığına getirdiği Sisi’dir. Şu anda cumhurbaşkanı olan kimdir? Yine Sayın Mursi’nin anayasa mahkemesinin başına getirdiği zattır. Bazıları ikide bir şunu söylüyor: ‘Mursi, kucaklamadı.’ Daha neyi kucaklayacaktı? Mursi’nin kabinesinin üçte biri kendi atadığı kişilerdi. Diğer üçte ikisi ise Mübarek yönetiminden kalmış olan insanlardı. Onlarla Sayın Mursi, Mısır’ı yönetmenin gayreti içinde oldu. Bir ekonomik ambargo Mursi’ye karşı uygulandı, Türkiye ve Katar’ın dışında Mursi’ye destek veren başka ülke yoktu. Darbe hükümetine hemen ardından 16 milyar dolarlık destek geldi. Batılı ülkeler hala ‘darbe’ diyemediler, ‘müdahale’ diyorlar.”
Erdoğan, yaptığı görüşmelerde Batılı siyasilerin kendileriyle aynı görüşleri paylaştığını aktardığı söyleyerek, buna rağmen yaşananlara “darbe” diyemediklerini kaydetti. Mısır’da yüzde 65 oyla kabul edilen Anayasa’nın askıya alındığını belirten Erdoğan, bunu millete saygısızlık olarak niteledi. Erdoğan, Tahrir’de toplananların millet sayıldığını fakat diğer meydanlardaki insanların bu kategoriye sokulmadığını kaydederek, ramazan boyunca devam eden sürecin kararlılığına dikkati çekti.
Erdoğan, direnişin devam edeceği yönünde beklentisi olduğunu anlatarak, Mısır halkının seçimlerdeki oyunun nereye gittiğini sorguladığını söyledi. Batının samimiyet testinde kaybettiğini aktaran Erdoğan, “Mısırlı kardeşlerimizin yanında olduk, bundan sonra da yanlarında olmaya devam edeceğiz” dedi.
Erdoğan, bayram programında demokratikleşme paketi üzerinde çalışacağını ve 24, 25, 26 Ağustos’ta memleketi Rize’ye gideceğini söyledi.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil