04 Aralık 2016

Emrullah Turanlı’yı dinlerken…

Haber İçi Üst

Aylardır tartışılan ve hakkında türlü spekülasyonlar yapılan Ercan Havaalanı ihalesinin muhataplarıyla, dün ilk kez tanışma fırsatı yakaladık. Haftalardır Taşyapı ile ilgili ben dahil, birçok gazeteci birtakım iddiaları sayfalarımıza taşıdık. O nedenle dünkü basın toplantısı bizim açımızdan oldukça önemliydi. Aklımıza takılan birçok sorunun cevabını bizzat birinci ağızdan öğrenme fırsatını yakalayacaktık. Bu düşüncelerimi paylaşanlar çoğunluktaydı ki, son zamanlarda gördüğüm en kalabalık basın toplantısı oldu…

Şirket direktörü Emrullah Turanlı, KKTC basınıyla pek de “barışık” bir hava sergilemedi. Turanlı, toplantı öncesi oldukça gergin ve de sinirliydi, yüksek perdeden konuşarak, bir yerde katılımcılar üzerinde “baskı” oluşturmaya çalıştı. Bu kadar ciddi ve büyük bir özelleştirmenin ilk kez yapıldığını söyleyerek başladığı sözlerine, “Biz 300 milyon gibi bir teklifle girdik bu ihaleye… Katılan diğer firmalardan bize en yakın teklifi verenle bile aramızda %30 fark var. Boş laf ebeliği yapmadık ve rekor bir fiyat vererek bu ihaleyi kazandık. Şartnameyi biz yazmadık. Neye imza attığımızı çok iyi bilen insanlarız. Bizim esas vazifemiz, yeni pist ve havaalanı yapmaktır. Şartnamede belirtilen 4.5 yıllık süre dolmadan, 150 bin metrekare havaalanını yapıp, Kıbrıs halkının hizmetine sunacağız” şeklinde devam etti. Turanlı, basında yazılanların ne anlama geldiğini anlamadığını söyledi ve bugüne kadar “ödemeyecek” denilen 100 milyon Euro’yu ödediklerini hatırlattı. Ercan’ın yolcu kapasitesini 10 milyona, 20 bin olan yatak kapasitesini de 100 bine çıkartmak için gereken kazancı, yolcu başına alacakları 15 Euro’ya bağladı. “Ben Kıbrıs’ın geleceğine yatırım yaptım. Bizler ticari bir işletmeyiz. Ercan Havaalanı’nda verdiğimiz hizmetin mutlaka bir bedeli vardır ve bizde verdiğimiz bu hizmetin bedelini alacağız” diye de bitirdi…

Aslında dün basın mensuplarının önüne Taşyapı temsilcileri ile birlikte esas muhatap Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ersan Saner de çıkmalıydı. Sonuçta tüm bu şartnamenin, daha doğrusu ihalenin tek sorumlusu Sayın Saner’di… Emrullah Turanlı ticaret yapıyordu. Kendisi için en kar getirecek önlemleri alması kadar daha doğal bir şey de olamazdı…

Basın toplantısına giderken, aklımızda olan soruları bir bir sorduk. Örneğin, Ercan’daki astronomik artışların nedeni neydi?.. “Biz vakıf değil, ticari bir kuruluşuz, verdiğimiz hizmetin karşılığını da alacağız. Kimse kimseye bedava hizmet vermez…” demekle yetindi. Aslında yine muhatap, artışlara onay veren hükümetti.

Mevcut işletmelerle yaşananlar ve özel hava yolu şirketlerinin tepkilerini sorduk, “Onların istekleri farklı. Ama birçok örgüt temsilcisi benle farklı konuşuyor. İsterseniz otobüs şirketinin başkanını telefonla arayım o söylesin” diye yorumladı. Şimdi bu noktada taksicilerden, hava yolu şirketlerine kadar tüm ilgili kurumlara söz düşüyor. Çünkü şikayetleri her gün basında… Zira Turanlı, “Uyguladığımız fiyatlara bakıldığında benzerlerinin altındayız. Diğer havaalanlarından 1 TL fazlamız yoktur” iddiasında bulunuyor.

Aralık sonunda Maliye’ye ödenen 100 milyon Euro’nun KDV’sini ödememiş olmaları da tartışılan bir konuydu. Sayın Turanlı, “Biz henüz daha fatura bile kesmedik. Biliyorsunuz KDV sattığınız malın vergisidir. Biz de fatura kesmeye başlayınca KDV’yi ödeyeceğiz!..” dedi. Ancak bu 16 milyon Euro’luk KDV’nin ödediği 100 milyon Euro’ya ait olduğunu unutmuş gibiydi. Neyse Maliye temmuz ayına kadar süre vermiş, biz hatırlatalım kendisine.

Amerikalı bir ortak aradıklarını, Türkiye basınından duymuştuk. Kendisine bunu da sordum. “Sadece Amerikalı değil, dünyanın her tarafından ortak arayışımız sürüyor. Ancak önce kabul edenler, daha sonra bazı propagandalar sonucu ‘işgal altındaki’ bölgelere yatırım yapmaktan vazgeçiyorlar” dedi. Öyle anladık ki, henüz 3. bir ortak yok…

Turanlı’nın Kıbrıs Türk basınına karşı bir önyargıyla geldiği açıktı. Biz yazılarımızda iddiaları dile getirdik. Yargılama yapmadık. Ancak aradan geçen bunca zaman içinde bir gelişme beklemek hakkımızdı. Örneğin, KKTC’de yerel firmalara yaptırdığı işlerin ödemeleri eksiksiz yapılıyor mu?, İstanbul Maslak’ta yaptığı inşaatların son durumu ne? Bunlara hiç giremedik. Emrullah Bey sorulabilen tüm sorulara kendi doğrularınca cevap vermeye çalıştı. Peki cevapları tatmin edici miydi? Benim açımdan net olarak HAYIR…
Kısaca özetlemek gerekirse verdiği mesaj, “Tek doğru var, o da benim doğrularım”dı. Hükümet onay verdiğine göre, bizlerin beklemekten başka yapabileceğimiz bir şey yok. Hem Kıbrıs Türk halkı adına, hem de yerli ortakları adına, Taşyapı’nın taahhütlerini yerine getirmesi en büyük dileğim. O nedenle yakından izlemeye devam edeceğiz.

YERİN KULAĞI VAR

HANGİ HAREKET: Obama’nın Anastasiadis’e “Müzakereler için niyetini ortaya koy” mesajı, Downer’ın gelişi, Doğu Akdeniz’de yeniden şekillenen dengeler konuları Rum basınınca “Hareketlilik tavan yaptı” şeklinde başlıklara neden oldu. Oysa bizzat Anastasiadis’in “Ekonomiyi düzeltmeden olmaz” dediği de biliniyor. Anlaşılan Rumlar oyalama taktiklerini gizlemek için şaşırtmaca yapma niyetindeler. Ben de Kuzey’de bazı çevrelerin de gerçekten bir gelişme olabilecekmiş gibi bu haberlerin üstüne atlamasına şaşırdım…

TATAR 16 MİLYONU UNUTSUN: Dün bir kez daha anladım ki Taşyapı 100 milyon Euro’nun KDV’si olan 16 milyon Euro’yu şimdilik ödeme niyetinde değil. Şimdiden Ersin Bey’in bilgisine getirmekte fayda var. Çünkü Emrullah Bey ödeyeceği 16 milyonu, keseceği faturalara karşılık bir vergi gibi algılamış. Verdiği 100 milyonun %16 da KDV’si olduğunu ya bilmiyor ya da birileri yanlış bilgi vermiş…

9. YIL ÇABUK GEÇTİ: Annan Planı referandumunun üstünden 9 yıl geçti. 9. yılda ne olacaktı diye planın özetine baktım. Bakın ne diyor: “Kuruluş Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinin ardından Kıbrıs’ta kesintisiz olarak en az 9 yıl sürekli ikamet etmiş olanlar, vatandaşlık hakkı kazanır.” Tabii bu 9 yıl içinde daha pek çok şey değişmiş olacaktı ama eğer bir anlaşma yapılsaydı ve yaşasaydı, bu sene 3. ülkelerden “Kıbrıs”a gelen ve 2004’ten bu yana adada sürekli ikamet edenler vatandaşlık için müracaat edebileceklerdi…

VAKIFLAR’A MÜDÜR ARANIYOR: TAK Ajansı’nın ardından, şimdi de sırada Vakıflar İdaresi var. 28 Nisan’da görev süresi dolacak olan Mustafa Kaymakamzade’nin yerine kimin müdür olacağı tartışması yaşanıyor. Vakıflar İdaresi’nde müdür muavini görevinde bulunan Ali Çavuşoğlu için, ağabeyi Fikret Çavuşoğlu’nun aracı olduğu ve son günlerde sık sık Başbakanlık’ta bu konuyla ilgili kulis yaptığı iddia ediliyor. Yönetim kurulunun bazı üyeleri ise, bir başka isim üzerinde kulis yapıyorlarmış. Bana kalsa, ne o, ne öteki, atarım dışarıdan bu işi bilen tarafsız birisini, o zaman ne kavga olur ne gücenme…

ELEŞTİRMEK İÇİN ELEŞTİRMEK: DP’nin Lefkoşa Türk Belediyesi’ni izleme komitesi kurması güzel. İzleme komitesi, yapılan, yapılmayan icraatları eleştirecek, kamuoyunun dikkatine getirecek. Ancak bunu yaparken, kuru kuruya siyaset yapmaktan da kaçınacak… Daha seçimin üstünden bir ay bile geçmeden, “Söz verdin, hadi yap” demek “siyaset” değil de nedir? Bu arada hatırlatalım, Arabacıoğlu da seçim öncesinde, işe gelmeyen ya da ihtiyaç fazlası personel konusunun “İçeriye girdikten sonra belli olacağını” söylemişti…

AB HABER’İN ANALİZİ ÖNEMLİ: Brüksel’den yayın yapan AB Haber web sitesi, referandumun 9. yılı dolayısıyla bir yorum-analiz yayınladı. Yöneticiliğini gazeteci Vakur Kaya’nın yaptığı sitenin analizinde, AB’nin Kıbrıslı Türkler için aldığı kararların tümünün Rumlar tarafından bloke edildiği, Rum-Yunan ikilisinin haksız oldukları halde, haklı duruma geçtikleri, ancak KKTC’nin gereken mücadeleyi vermediği belirtiliyor. Analizin son cümlesi şöyle: “…Hem Türkiye’de hem de KKTC’de siyaset ve bürokrasinin yeniden oluşturulması gerekiyor. Konusuna hakim olmayan siyasetçi ve sorumlu olduğu alanda bir şey üretemeyen bürokratların ayıklanması gerekiyor. Daha da açık bir ifadeyle İngiliz sistemine geçilmesi gerekiyor.” Analizi yapanların, bizi bizden iyi tanıdıkları kesin…

RUMLAR RÜŞVETTEN ŞİKAYETÇİ: Uluslararası Şeffaflık Örgütü (TIC)’nün Güney Kıbrıs’ta yaptığı ankette, halkın yüzde 91’i en büyük sorunlarının “yolsuzluk” olduğunu söylemiş. Bunların yüzde 93’ü de yolsuzluk ve rüşvet konusunda politikacıları sorumlu tutmuş. Politikacıları, aynı oranla polis ve yerel yöneticiler izliyor. Ankete katılanların yüzde 81’i “politikacı-iş adamı” ilişkilerini işaret ederken, kamu harcamalarının şeffaf olmadığına inananların oranı yüzde 81. Aynı örgüt Kıbrıs’ın kuzeyinde de bir anket yapsa sonuç ne olurdu sizce? Bence aynı çıkardı…

 

ZİRVEDEKİLER

Bir Can Kurtar Gönüllüleri: Duyarlı insanlarımız da olmasa, bu memlekette yaprak kımıldamayacak. KKTC’de yaşayan İngilizlerin çoğunluğunu oluşturduğu gönüllüler, 0542 880 01 12 gönderilecek mesajla isteyenlerin kan vermek için donör olabileceğini duyuruyorlar. Bu arada sponsorları olan Telsim ve Creditwest Bank’ı da kutlamak gerek…

DİPTEKİLER

Alo 123 Şikayet Hattı: Çevre Dairesi’nin vatandaş çevreyi kirletenlerle ilgili ihbarda bulunsun diye kurduğu bir ihbar hattı var. Geçtiğimiz gün de bu konuda kesilen cezaları alkışlamıştık. Ancak vatandaşın ihbarlarıyla, kesilen cezalar aynı orantıda değil. Nedeni de söz konusu telefonu yakalamanın imkansızlığı. Bu numaradan ilgili birisine ulaşabilene aşkolsun. Ya mesai dışındadırlar veya meşgul. Bir işi yapacaksanız doğru dürüst yapın. Vatandaşı da boşu boşuna kandırmayın. Yok “hafta sonudur mesaj bırakın”, yok “meşguldür bekleyin.” Milletin hiç işi gücü yok da sizin keyfinizi bekleyecek…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam