03 Aralık 2016

El öpme

Haber İçi Üst

Birisinin öpülmesi için elini uzatması veya diğer bir kişinin eli almak için harekete geçmesi ‘el öpme’ davranışını başlatır. El öpme davranışı, çok uzun bir geçmişe kadar uzanmakta.
Asr-ı Saadet dönemi; Hz. Muhammet’in hayatta olduğu dönem. Hadis kitaplarında sahabelerin, Hz. Peygamber’in elini öptükleri belirtilmekte. Katoliklerin de Papa’yı ziyaretlerinde sağ elindeki yüzüğü öpmeleri batıda bilinen ilk örneklerden*. Diğer taraftan inananlar için, din alimlerine göre dünyalık bir mesele veya menfaat için el öpmek dinen mubah değil.
Batıda çağdaşlaşmayla birlikte el öpmek ‘incelik’ olarak algılanmış. Bir bayanın eline dudakları değdirme davranışı, kibarlık olarak kabul edilmiş.
El öpme bireysel bir davranış. Herhangi bir motivle yapılır. Karşıdaki insana saygı gösterisi veya kişisel olarak benliğin dışa vurumu. Karşıdaki insanın yaşanmışlıklarına saygı. El bir insanın her anlamdaki üretim aracıdır. Toplumların tarihsel gelişim sürecinde üretim ve yaşam biçimine göre, üretimde kullanılan en değerli uzuvlardan bir tanesi.
İlkel toplumda avcılık ve toplayıcılıkta, tarım toplumunda tarlada ekip biçmede, sanayi toplumunda fabrikada makinelerin kullanımında, sanayi sonrası toplumda uzmanlaşmada bilim üretimi ve yayımlanmasında, bilgi toplumunda bilgi üretimi ve pazarlanmasında “el”, değişin bu üretim biçimlerinde en çok kullanılan en temel organ.
El ile beyin arasındaki ilişki de insanlık tarihi için en değerli ilişkilerden. İnsanın evrimleşme sürecinde, insanın ilk atası olan Homosapiens’in, kendisinden önceki insansı yaratıklardan en önemli farklarından bir tanesi, ellerinde meydana gelen değişikliktir. Ellerde “karşılayıcı baş parmak” meydana geldi. İnsan nesneleri avucunun içiyle kavramaya ve birbirine sürtmeye başladı. Böylece kültür ortaya çıkmış oldu. Nesneleri kullanan insanoğlu daha değişik aletler nasıl yaparım sorusuyla, beyinsel fonksiyonlarını geliştirdi. Ve süreç böylece devam ederek bilimsel gelişme süregeldi. İnsanlık da günümüzde ulaştığı gelişmişlik düzeyini yakalamış oldu.
Sürecin tamamında el’in rolü ortada. El’in tam anlamıyla evrimleşmediği yaşam biçiminde de. El’e bu saygı gösterilmeli mi, gösterilmemeli mi? Herkes bu soruya kendine göre bir yanıt vermekte özgür. Ona gösterilecek saygı biçimine de. İster nazikçe öpülüp alına değdirilir, isterse sadece öpülür ya da sadece hafifçe sıkılır.
Ama bendenize sorulsa ona karşı saygım sonsuz. Bütün üretim biçimlerindeki rolüne şapka çıkarılmalı. Toprağı tırnaklarıyla kazanlara da bilimsel bir üretim için milimetrik emeklerde kullananlara da.
Özel yaşamlarda da el’e saygı sonsuz olmalı. Yılların izleri ellerde kendini göstermekte. El ile yaşama tutulunur, okul görevleri yerine getirilir, iş yaşamında emek harcanır. El ile sevgiliye ve arkasından çocuğa sevgi gösterilir.
Yıllar geçer yaşlanmanın izleri olan “kırışıklıklar” ve “güneş lekeleri”, uzun yaşamın kanıtları olarak eller üzerinde, kendilerini gururla gösterirler. Dikkatli bir gözlemle harcanan emeklerin yorgunluğu da ellerde görülebilir.
Bayramlarda bazen o eller çok aranır olur. Eksikliği hissedilir. Bayramın tadı kaçar. Yaşamda keşkeleri hiç kullanmamaya çalışanlardanım. Ama uzanan o güzel elin artık olmaması, sizin de onu alıp öpmek için davranışta bulunamamanız büyük bir eksiklik yaşatır. İş işten geçmeden yaşamın izlerini taşıyan ellere, istediğiniz biçimde saygıyı göstermek daha sonradan yaşanacak pişmanlıktan çok daha huzur vericidir.
*http://www.zaman.com.tr/cuma_el-opme-adeti-nereden-geliyor_1334136.html

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam