09 Aralık 2016

Ekonomik kriz adayı birleştirir mi?

Haber İçi Üst

Aslında bu tür söylemler, özellikle son dönemlerde sıkça konuşulmaya başlanan ve ekonomik kriz ortamında iki ülkenin siyasi anlamda da bir çözüme kavuşabileceği umutlarının yeşermesine neden olmaktadır. Özellikle son dönemlerde yaşanmakta olan siyasi krizlerin temeli, ekonomik krizlere dayanmakta ve ekonominin iyi gitmediği, bir başka değişle halkın fakirleştiği ve  ek vergi yüküyle alım gücünde yaşanan erozyon, siyasi baskının da oluşmasına neden olmaktadır.
Ekonomik olarak Güney Kıbrıs’a bakarsak, özellikle bankacılık sektörü ile başlayan ve diğer sektörlere de yayılan kriz, henüz toparlanma sinyallerinin dahi alınamadığı ortamlarda, çok büyük sıkıntı yaşanmasına neden olmaktadır. Financial Times’ın yayımlamış olduğu makalede, özellikle son 3 yıldaki adada yaşanan ekonomik tramvaya vurgu yapılmakta ve bankacılık sektörü ile başlayan sonralarında borç krizine dönüşen ve derinleşen krizin, Kıbrıs bankalarına maliyeti 10 milyar, hükümete de 7,5 milyar Euro tutarında yük getirdiği belirtilmektedir. İşte bu tespitlerle birlikte ekonomik aktivitelerin, siyasi çözüm üzerinde etkin rol üstlenebileceği vurgusu da yapılmaktadır.
Peki Güney Kıbrıs’ın mevcut ekonomik kriz ortamında olduğu süreçte, Kuzey’in durumu çok mu iyi? Kuşkusuz KKTC ekonomisi için en önemli destek Türkiye ekonomisinin Kuzey üzerindeki etkinliğini artırarak devam ettirmesi ve Kuzey’in gelişiminde etkin rol üstlenmesidir. Kuzey ekonomisinde daha önce de bahsetmiş olduğumuz gibi gelişimin önünü açabilecek özel sektör odaklı büyüme stratejisi, kamunun ekonomi üzerinde etkinliğinin minimize edildiği ve özel sektörün desteklendiği yapının kurulması, ilgili süreçte en önemli açılımların başında gelecektir.
Konuyu bir başka bakış açısı ile değerlendirelim. MIPIM, dünyanın en büyük gayrimenkul fuarlarının başında gelmektedir. MIPIM’i emlak sektöründeki firma veya şahısların dışında pek fazla kişinin duymuş olacağını sanmamakla birlikte, burada vurgulamak istediğim esas konu, Türkiye’nin fuara aktif olarak katılımı ve sektördeki firmaların da bu tür fuarlarda göstermiş olduğu etkin rolden bahsedilmesidir. Fuarda Türkiye’nin gayrimenkul yatırım iklimi, yakalanılan fırsatlar, Mütekabiliyet Yasası (Yabancılara mülk alımının kolaylaştırılması) AVM’ler ve diğer tüm konuların irdeleneceği ve uluslararası yatırımcılarla bire bir iletişim içerisinde olunacak olan gayrimenkul fuarı, adeta Türkiye’nin gayrimenkul yatırım ufkunu yeniden yapılandıracak ve ülkeye birçok yatırımcıyı çekecektir. Hatta bu tür fuarlara katılan firmalara sunulan pazarlama ve reklam faaliyetlerinden vergi indirimi için de bazı avantajlar sağlanmaktadır.
Ülkemizde bırakın bu tür organizasyonlara katılımlardaki teşvik uygulamalarını, reklam, pazarlama ve temsil ödeneklerinden belirli oranda vergi alınması ile birlikte, sektördeki firmalar açısından olumsuz etki yaratılmasına neden olmaktadır. Halbuki bu tür yurtdışı fuar ve organizasyonlara katılımın vergi teşvikleri ile özendirildiği ortamlarda, özel sektör temsilcileri, hem know-how’ını, hem de yakalayacağı bilgi birikimi ile uluslararası ticarette söz sahibi olma ve kendini geliştirme fırsatı bulacaktır. Tabii bu tür açılımları yapabilmek için uzun vadeli plan-program ve vizyon gerekmektedir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil