08 Aralık 2016

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı toplantısı ve hatırlattıkları

Haber İçi Üst

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (ECO)’nın 15-20 Nisan 2013 tarihleri arasında KKTC’de, EİT Birinci Üniversite Spor oyunları etkinliğine,10 üye ülkeden altı üye ülke Türkiye, Pakistan, Azerbaycan, Kırgızistan, Kazakistan ve Afganistan ile KKTC’den, toplam 360’a yakın genç sporcunun katıldığı bir organizasyon gerçekleşmiştir. Bu organizasyonda başta TC Dışişleri Bakanlığı, TC Gençlik ve Spor Bakanlığının destekleriyle, Üniversiteler Spor Federasyonu, KKTC Dışişleri bakanlığı ile Eğitim ve Spor Bakanlığı ve ilgili diğer birimlerin katkı ve çabalarının, başarılı olduğu katılımcılarca ifade edilmiştir. 
Bu toplantıya üniversiteden sınıf arkadaşım emekli Büyükelçi ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın eski genel sekreteri Önder Özar da “onur konuğu” olarak davet edilmiş ve etkinliklerde rol almıştır. Organizasyonu da çok beğendiğini ifade etmiştir.
Önder Özar arkadaşımız Kıbrıs’a gelir gelmez bizi aradı, yoğun programı dışında bize gününü ayırdı, eşimle onu aradık, Girne bölgesinde gezdik, hem sohbet ettik hem de keyifli bir gün geçirdik.
TC Büyükelçisi olarak birçok önemli merkezlerde görev yapan ve EİT (ECO)’in de bidayetten beri çalışmalarında etkinliği olan, aynı zamanda 1996-2000 yılları arasında 4 yıl bu teşkilatın genel sekreterliğini yapan Önder Özar arkadaşımdan, teşkilatın işleyişi ve faaliyetleri hakkında da epeyce bilgi aldım.
1985’de İran, Türkiye, Pakistan arasında, bölgesel işbirliği ile kalkınma sağlamak ve sosyo-ekonomik büyüme için koşulları hazırlamak üzere kurulan teşkilat, 1990’dan sonra Sovyetler Birliği’nden ayrılan Orta Asya Cumhuriyetlerinden 7 tanesinin kabulü ile üye sayısı 10’a çıkmıştır. EİT tarafından, 16-17 Şubat 1992’de Tahran’da yapılan devlet ve hükümet başkanlarının katıldığı toplantıda KKTC’ye, “Kıbrıs Türk Müslüman Toplumu” olarak, herhangi bir statü verilmeden ekonomik, kültürel ve teknik faaliyetlere katılma imkanı verilmişti.
Bu tarihten sonra KKTC, gözlemci değil, üye de olmayan bir katılımcı olarak, Bölgesel Planlama Konseyi (RPC) toplantılarına katıldı. EİT’nin yıllık faaliyet toplantıları RPC tarafından belirlenmekte idi. Dolayısıyla KKTC’nin, 1998’de “Air and Water Pollution” konulu toplantısının KKTC’de yapılması teklifini, Türkiye sahiplenerek bu toplantının Girne’de yapılması sağlanmıştı. Toplantıya o dönemde EİT Genel Sekreteri olarak ve ilgili heyet başkanı olarak yine Ö. Özar gelmişti. Bu toplantının KKTC’de yapılmasından rahatsızlık duyan Rum Yönetimi, o dönemde Tahran’daki büyükelçisini EİT Dönem Başkanı olan Kazakistan’ın başkentine göndererek protesto mahiyetinde diplomatik girişimde bulunduğunu, anlatmıştı.
Bilahare,  2004’ten sonraki dönemde ise “KT Müslüman Toplumu” olarak EİT toplantılarına katılan KKTC, EİT’de alınan bir kararla, Annan Planı’nda belirtildiği ifadeyle “Kıbrıs Türk Devleti” olarak ve oy hakkı olmadan temsil edilmesi, temin edildi. 
EİT Zirve toplantısının 12’ncisi olan Bakü’de ise,16 Ekim 2012’de, KKTC’ye “gözlemci ülke” statüsü verildi ve “Kıbrıs Türk Devleti” olarak önceki durumuna göre “upgrade” edildi. 15-20 Nisan 2013’te KKTC’de toplantı ve etkinliğin yapılmasının, katılan ülkelerin kamuoylarında, Kıbrıs Türk Devleti olarak tanınması yönünde ve yer etmesine önemli bir katkısı olduğu kuşkusuzdur. Ayrıca bu gibi uluslararası teşkilatlar ve dış ülkelerle iş birliği içinde yapılan faaliyetlerin genişletilmesi hususundaki faydalar, sayılamayacak kadar da çok yönlüdür. Yanlış yapılan icraatları eleştirdiğimiz ve düşüncelerimize göre yol gösterdiğimiz gibi, ülke menfaatlerine yararlı faaliyetleri düzenleyenleri ve iyi yapılan faaliyet ve icraatları da takdir ve tebrik etmek gerekir.                  
Rumların, yukarıda bahsettiğim nedenle, EİT dolayısıyla Kazakistan nezdinde yaptığı olumsuz diplomatik girişimleri anınca, bana Ö. Özar’ın Fas’ta Büyükelçi olarak bulunduğu 1990’lı yıllar içinde, benim Fas’ta bir konferans nedeniyle birçok ülkede karşılaştığımız gibi orada da Rum ve Yunanlıların protesto girişimlerini hatırlattı. 
Fas Hükümeti’nin ev sahipliliği ile Avrupa Komisyonu’nun desteklediği ve birlikte masraflarıyla organize ettikleri 27-29 Mayıs 1994 tarihli “Birinci Akdeniz ve Avrupa Ülkeleri Kadın ve Barış Konferansı”na ben de resmi olarak ve “Northern Cyprus, Onur Borman Minister of Treasury”, sıfatıyla davet alarak gitmiştim.
Davetiyeye ekli ve tüm katılımcılara gönderilen katılımcılar listesinde de, bu sıfatla diğer ülke kadın Meclis Başkanları, bakanları ve Güney Kıbrıs Kültür ve Eğitim Bakanı’yla aynı statüde yer verilmesi, Fas’ta Yunan ve Rum milletvekilleri tarafından büyük bir reaksiyonla karşılanmıştı. Üstelik konferansın adı “Kadın ve Barış” idi.
Ayrıca gideceğimiz gün Fas Hükümeti nezdinde Fas’taki Yunan Büyükelçisi ile Fas’ta Büyükelçiliği olmadığı için Brüksel’den özel olarak gelen GKRY Temsilcisi, Fas Dışişleri Bakanlığına giderek listedeki sıfatla benim resmen davet almamı ve katılımcılar listesinde diğer ülke bakan ve milletvekilleri ve GKRY Bakanı ile aynı statüde birlikte yer almamı, protesto etmişler ve programdan çıkarılmamı istemişler. Benim bu gelişmelerden haberim yoktu. Programa göre İstanbul’dan, Türkiye’den katılacak ekiple beraber hareket ettik ve Atina üzerinden yolcu alarak -ki bu yolcular içinde Yunan temsilciler olarak Bakan ve milletvekili olan kişiler de vardı- Fas’a gittik. Casablanka’ya indiğimizde bizi VIP’e aldılar. Orada o dönem, Ö. Özar arkadaşımız TC Büyükelçisi idi, önceden bilmiyordum. Hava alanında kendisini gördüğümde güzel bir sürpriz olmuştu. Türkiye’den gelen bakan ve temsilcileri ile bizi karşılamaya gelmişti.
Bana, hemen orada, olan gelişmeleri anlattı. Gittiğimiz günün sabahı, kendisini TC Büyükelçisi olarak, Fas Dışişleri bakanlığına çağırdıklarını, Yunan ve Rum Büyükelçilerin yukarıda anlattığım diplomatik girişimlerini ve benim listeden ve programdan çıkarılmamı istedikleri, ancak Fas Dışişleri bakanlığının ve daveti organizede rolü olan AB görevlilerinin, davetin yapıldığını dolayısıyla davetin ve programın aynen uygulanacağını, değişikliğin yapılmayacağını ve hatta odama dışarıdan koruma koyacaklarını, kendisine ifade ettiklerini anlattı. Bu pozisyonun muhafazasında, Türkiye’nin siyasi ve ticari ilişkilerinin yakınlığı ve Fas üzerindeki ağırlığı ile TC Büyükelçisi Ö. Özar’ın etkinliğinin olduğunu da vurgulamalıyım.
Biz havaalanında işlemler yapılırken bir süre bekledik. Bekleme esnasında, aynı uçakta gelen Yunan bakan ve milletvekilleri rahatsızlıklarını dile getiriyorlardı. İşlemler tamamlanıp giriş yapmakta olduğumu görünce, VIP’den çıkarken Yunan milletvekili olan hanım sinirinden bağıra çağıra bavulunu savurmuştu.
Ben, birçok gittiğimiz yerde bunların bu tür fevri davranışlarıyla karşılaştığımız için, hiç aldırmadım ve onlar yokmuş gibi davrandım.
Ertesi gün toplantı yapılacak Marakech’teki düzenlenen toplantı salonuna gittiğimizde, bir protesto gösterisi ile de kapıda karşılaştım. Sonuçta toplantıya girmeme engel olamadılar. Kurulan Komitelerde de üye olarak yer aldım. Ve komitelerde konuşmalarımı yaptım. Ancak genel kurulda konuşma yapmamı engellediler. Ben de önceden her ihtimale karşı teksir ettirdiğim Genel kurul için hazırladığım konuşma metnimi çıkarıp tüm katılımcılara kendi elimle dağıttım.  Kurulan Komite çalışmalarına tüm çabalarına rağmen katılmamı önleyemediler ve tüm komite toplantı ve çalışmalarına katılarak konuşmalarımı yaptım.
Başbakan, Meclis Başkanı ve Bakanların verdiği resmi yemek ve etkinliklere ve programın tümüne de protokol kurallarına göre eşit statüdeki temsiliyetle katıldım. Bir çok yabancı temsilcilerle yakın ilişkiler kurma fırsatını buldum ve yabancı temsilcilerin çoğunluğu hatta tümüne yakın kısmı tarafından, “Kadın ve Barış” konulu bir konferansta, Yunan ve Rum temsilcilerce yapılan barışa ve konunun özüne aykırı davranışları destek bulmadığı için, sonraki günlerde fevri hareketlerini sürdüremediler ve sustular. Hatta aynı komitelerde aynı kişilerle karşılıklı oturmak suretiyle, çalışmalarımızı yaptık. Gelişmeler dolayısıyla Fas yetkililerince, oteldeki oda kapıma, koruma konmuştu.
Bu konferans programı esnasında Ö. Özar ve sevgili eşi, hep yanımda oldu. Bu gün EİT faaliyetleri içinde KKTC’nin pozisyonunu ve Özar arkadaşımın teşkilattaki etkinliğini anarken, yaşadığımız bu anıyı hatırladım ve özetle değinmek istedim.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil