03 Aralık 2016

Egolar

Haber İçi Üst

Efsane basketbolcu Michael Jordan bir mülâkatta “Beni buraya getiren yeteneğimdir ama unutulmasın ki beni burada tutan karakterimdir” demişti. Ders niteliğinde bir açıklama yaptı bildik Jordan Ekselansları. Tabii bir ay sonra  da, o sezon şampiyon oldukları takımı Chicago Bulls’un takım halindeki eski ABD Başkanı George Bush ziyaretine katılmadı. Açıklama olarak da; “Çok yorgunum, Miami tatilimi yarıda kesemem” demişti. Bunun üzerine de takım arkadaşı Horace Grant de spor medyasına; “İşte Mike’nin karakteri ve adaleti bu” diye açıklama yaptı. Nitekim büyük balık küçük balığı yuttu ve Grant takımdan o sezon gönderildi tıpkı Fatih Terim’in Milan’dan gönderilişi gibi. Abi Inzaghi penaltıyı dışarı atar Maldini de faturayı keser. Ne de olsa Milan babalarının çiftliği. Yer mi İtalyan çocuğu! Bizi, biz yapan duygularımızdır. Duygular insanın doğal motivasyonudur aynı zamanda. Sevinç, sevgi, kin, nefret, öfke, korku, endişe gibi duygular insan ve insanlık tarihine yön vermişlerdir. Tabii kitleleri yönettiğini sanan sözde liberal liderler, amaca ulaşmada yukarıda belirtilen duyguların birçoğunu istemeden de olsa deşifre ederler. Bu durum aynı şekilde sporcularda da devam eder. Onlar da tıpkı bizim gibi etten kemikten varolan canlılar. Beyinleri, kalpleri ve üstelik yoğun egoları var. Milli futbolcu rahmetli Metin Oktay intihar ettiği gece öncesi evindeki akvaryum balıklarını tek tek olta ile avlamış. Kimbilir neler hissediyordu o an ama ölmek istediği de kesindi ve canına kıydı maalesef. Sporcular özellikle işler ters gittiğinde veya süpriz engellerle karşılaştıklarında, bir takım baskılar, arzular, talepler ve beklentiler sonucu duygusal çıkmazlara imkân verirler. Bu süreçte tüm temel motorik özelliklerini maksimum seviyeye yükseltmek için canla başla uğraşırlar ama sporda zekayı hep gözardı ederler. Tabii zeka yanında karakteri de unutmamak lazım. Yıllarca IQ yani akademik zeka ile kimimize dahi, kimimize gerizekalı dendi. Yazık. Hiç kimse de bebelerin zeka gruplarını araştırmayı düşünmedi. Dört nesil dahi veya gerizekalı modunda hayatımızı sürdürdük. Artık çocuklar birbirlerine; “Sen benden çok daha iyi havuz problemi çözebilirsin ama ben de senden çok daha iyi gitar çalarım veya okul basketbol takımının vazgeçilmez oyuncusuyum. Sen benden daha zeki değilsin” diyebiliyor. Bu arada havuz problemleri nedeniyle bebeler havuzdan nefret eder oldu. 90’lı yıllarda bugün çok popüler olan “duygusal zeka” yani EQ kavramı geliştirildi ama benim de yazacak yerim kalmadı değerli okuyucum. Kısmetse EQ’yu haftaya detaylı bir şekilde inceleyelim. EQ konusunda görüşmek üzere…

Değişime evet/hayır

Dönüştük artık. Bi’tarafta Kuzey’e benzeme/benzetme çalışmaları, diğer bi’tarafta da Güney’e özenme durumları ha’bire. Bi’defa en son model arabaya krediyle sahip olup, ona gerekli yakıtı alamayan bi’toplum olduk her sektörde de. Yeri geldiğinde tahsilimizle övündük hep ama gerekli titizliği gösteremedik bi’türlü özellikle de insan ilişkilerinde. Sevmeyen, saymayan, ilgi göstermeyen, âlâkasız bi’toplum olduk öğretilmiş çaresizlik içinde. “Ümitsiz bi’toplumdan bi’cacık olmaz” demiştik bi’yazıda ama maalesef durum bu yönde son sürat yol almaca. Bir taraftan sosyolojik ve ekonomik kriz, diğer taraftan kulüplerin içerisinde bulunduğu borç batağı. Örneğin Çetinkaya şampiyon oldu, kupasını alıp kulüp binasına geldi ama bi’baktılar ki borcu yüzünden binanın elektrikleri kesik yemiş. Geçen yılın şampiyonu bile başkan bulamazsa neydi olacağı! Neyse, Özellikle 2000’li yılları başında küresel medya ve pazarlama sayesinde hep birlikte tüketim manyağı olduk. Şimdi artık deniz bitti karaya yan bastık ama kulüplerin birçoğunda transfer adına hummalı bir çalışma var. Kimi başkan kararsız, kimisi destek alma adına sözde kararsız, kimisi de devam kararı aldı. Allah kolaylık versin. Bu dönemde adanın kuzeyinde spor yöneticiliği yapmak deveye hendek atlatmaktan daha zordur eminim. Sonuç belli ama muhtemel sebepleri ne olabilir? En büyük sebebi kulüplerin ürettiğinden çok tüketme sevdalarıdır. Ekonominin en basit tanımı; “Kıt kaynakların etkili ve verimli kullanılmasıdır”. “Bu böyle gitmez” diyen çok ama icraat yok. Yakışır..

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam