05 Aralık 2016

Eğitimde hesap verme/sorma

Haber İçi Üst

 

Ülkemizde bugüne kadar görülmüştür ki demokratik ve çağdaş toplumlarda olduğu gibi ne hesap verme ne de hesap sorma alışkanlığımız pek yok. Yapanın yanına kalır misali yıllardır bu durum devam ediyor.
Eğitimde de diğer alanlarda olduğu gibi hesap verme alışkanlığı pek yok. Yani şimdi aklıma hemen gelenlerden başlayacak olursak; yanılmıyorsam 1985-86 yılında dönemin hükümeti ilkokulları 6 yıldan 5 yıla düşürdü. O yıl 5’inci sınıf olanlar apar topar hızlandırılmış bir programla ilkokuldan mezun edildiler. Bu uygulama ile bir çağ nüfusu telef oldu gitti. Ondan sonraki eğitim hayatları alt üst oldu. Bir türlü toparlanamadılar. Birçoğu göç yollarına düştü, ülkesinden ayrılmak durumunda kaldı. Bunun hesabını kim verdi veya kim sordu? Kabullenip gittik. Hade biz kabullendik, en acısı mağdurlar da kabullendi. O yıllardan bugünlere gelirken neler yaşadık neler.
Son 4-5 yıla bakacak olursak, 2009’da UBP Hükümeti iktidara gelirken, apar topar tüm dünyanın taktir ettiği Kıbrıs tarihi kitaplarını kaldırdı, yerine Kıbrıs Türk tarihi diye, kısa süre ortaya çıkarılmış bir kitap okullarda okutulmaya başlandı. Bu konuda da hesap veren olmadı. Hangi gerekçelerle bu değişikliğe gidildiği doğru dürüst açıklanmadı. Bilimsel değerlerle yazılmamış mıydı? Kitabı taktir edenler bu işten anlamıyor muydu? Neydi değişikliğin sebebi pek anlaşılamadı. Hesap veren olmadığı gibi hesap soran da olmadı. Öğretmenler de dahil olmak üzere yeni tarih kitaplarının okutulmasından rahatsız olmadı ki, kitaplar okutuldu.
Yine UBP Hükümeti 2009 sonrasındaki ve geçtiğimiz günlerde sona eren iktidarları döneminde “Yönlendirme Sınavı”nı “Yerleştirme Sınavı”na dönüştürdü ve 8’inci sınıf sonunda kolejlere girişi kapattı. Binlerce öğrenci sınav olacakmış gibi çalışmalarına, özel derslere devam etti daha sonra kolej kapısı yüzlerine kapandı. Sadece Fen Lisesi ve Bülent Ecevit Anadolu Lisesi için sınav yapıldı. Yapanlar yine hesap vermedi. Mağdur birçok öğrenci de kaderine razı oldu. 8’inci sınıftan sonra kolejlere gitmek hayal oldu. “Ne haliniz varsa görün” denildi.
Bu ülkede bütün dünyanın terk ettiği ve 5’inci sınıf çocukların yarış atı gibi yarıştırıldı kolej sınavı, UBP iktidara gelirkenden birkaç ay içinde yeniden uygulamaya konuldu ve kendi içinde de dört yılda dört kez değişti, yine hesap veren olmadı. Keyfe göre değiştirildi. Eğitim bilimi yerlerde süründürüldü. Binlerce öğrenci stres ve baskı altında sınava hazırlandı. Aileler binlerce lira özel ders parası harcadı ve yine hesap soran olmadı. Zaten “hesap veren yok” diyerek kaderine razı oldu.
Bu ülkede üniversite sınavları sonrasında Şırnak’ın gerisine düştüğümüzde dönemin Eğitim Bakanı “Bu ülkede eğitim bitti” dedi. Hesap soran olmadı neden bitti diye… Bu ülkenin Eğitim Bakanı kendi ülkesinin gençlerini yazdığı bir mektupla başka bir ülkenin kurumuna “gammazladı” ve “bunlar Avrupa’ya giderlerse bozulurlar” dedi.  Hesap veren olmadı. Hesap soran da olmayınca koltuğunu korudu.
Bu ülkede hesap verme alışkanlığı olmadığına göre hesap soran olmalı artık. Bugüne kadar pek hesap sormadık. Hep kişisel çözümler ürettik. Eğitimde devlet okulları yeterince iyi değil diye özel okullara ve Güney Kıbrıs’taki okullara koştuk. Belki bireysel olarak kurtulduk ama toplum olarak hesap sormayı alışamadık. Unutmayalım ki hesap sadece sandıkta sorulmaz. Sandığı beklemeden de hesap sorulması gerekir. Ta ki, bazıları insani ve demokratik değerler nedeniyle hesap vermesi gerektiğini öğrensin.
Züleyha Ertan Kantos “Eğitimde hesap verebilirlik” isimli kitabında şöyle der: “Hesap verebilirlik döngüsü eğitimin niteliğini artırırken aynı zamanda bireylere adalet, hakkaniyet, demokrasi, eşitlik ve hoşgörü de sağlamaktadır. Bunun için de öncellikle eğitim sistemleri içerisine hesap verebilirlik mekanizmasının çok iyi yerleştirilmesi gerekmektedir.” İşte bu mekanizma oluşursa ancak toplum olarak bir noktaya gelebiliriz.
Ülkemiz kısa bir süre sonra seçim ortamına girecek. Toplum olarak bize yapılanları unutmadan, hesap sorarak ve toplumdaki her bireyin yaptığı iş nedeniyle hesap verme gereği olduğunu ona hatırlatarak vatandaşlık görevimizi yerine getirmek durumundayız.
Yapanın yanına kalmayacağı bir ülke dileği ile…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam