03 Aralık 2016

Eğitimde değişim

Haber İçi Üst

Türkiye’nin son birkaç yılda eğitimde ciddi bir değişim yaşadığı yadsınamaz bir gerçek… “Statüko çatırdıyor” desek tam yerinde olur. Beğeniriz veya beğenmeyiz, ortada bir değişim var. Kimilerine göre dine bulandırılmış bir değişim, kimilerine göre de bilimsel temelleri olan, çağdaş paradigmalardan örnekler taşıyan ve dünyadaki çağdaş toplumlardaki eğitim anlayışları ile örtüşen bir değişim yaşanıyor Türkiye’de…
Türk eğitim sistemini temelden sarsacak en önemli iki-üç değişikliğe dikkat çekmek gerekiyor. Bizim de son yıllarda baş belamız olan Kolej Giriş Sınavı’nın Türkiye’deki ikiz kardeşi SBS bu yıl artık son kez yapılıyor ve gelecek öğretim yılından itibaren SBS tarih olacak. Çağdaş eğitim sistemlerinde pek yeri olmayan eskinin ÖSS’si yeninin YGS ve LYS anlayışı da birkaç yıl içinde terk edilecek. Bu değişiklikler Türkiye adına köklü değişiklikler olacak. Buna bağlı olarak ortada büyük bir rantın döndüğü dershane olayı da ciddi bir darbe alacak. Türkiye’de geçmişte de benzer değişikliklerden bahsedilmiş, ancak eyleme dönüştürülememişti. İlk kez AKP Hükümeti özellikle eğitimdeki birçok düşünceyi eyleme dönüştürme becerisini göstermektedir. Türkiye’deki bir başka önemli değişiklik de bütün genel liselerin Anadolu Lisesi’ne dönüştürülmesidir. Bu “Anadolu Lisesi” değişikliğinin bizim de ciddiyetle ele almamız gerekiyor. Hele hele eğitim sistemimizi Türkiye ile paralel götürme sevdasında olanlar bir kez daha oturup düşünmesi gerekiyor.
…Ama ne yazık ki, bizde değişimle ilgili “tık” yok. Gerek dünyadaki gerekse Türkiye’deki değişiklikleri dışarıdan seyrediyoruz. Eğitimde dünyada ve Türkiye’de “ne değişiyor, neler oluyor” diye bir derdimiz de yok aslında… Örneğin Türkiye’deki bu “Anadolu Lisesi” değişikliği sonrasında aklıma şu gelmiyor değil. Biz neden bütün genel liselerimizi birçok insanın da talep ettiği kolejlere dönüştürmüyoruz? Yani İskele’deki Bekirpaşa Lisesi’nde bir sınıflık bir “kolej programı” açılabiliyor da niye Lefke’deki Gazi Lisesi’nde, Lapta’daki Yavuzlar Lisesi’nde, Erenköy’deki Erenköy Lisesi’nde ve daha birçok ortaöğretim kurumunda açılamıyor.
İskele Bekirpaşa Lisesi’nde olan bir şey ülkenin diğer bölgelerinde neden olmadığnı, olamadığını veya oldurulamadığını yetililerin açıklaması, onlar açıklamasa da halkın sorması gerekmiyor mu?
Öğretmen ihtiyacı mı olacak?
O zaman bir program dahilinde en erken bir zamanda öğretmen yetiştirilmesine başlanması gerekmez mi?
Eğer hedefimiz, düşünen, sorgulayan, araştıran, dünyadaki yaşıtları ile yarışabilecek, onlarla ayni özellikleri taşıyacak bireyler yetiştirme derdindeysek, süratle bu amaç için eğitim sistemimizi yeniden şekillendirmeliyiz. Tabii ki bunun siyasi kararlarla değil, eğitim biliminin kılavuzluğunda yapılması gerekir.
Bizde her siyasi iktidar değişikliğinde eğitim sistemi alt-üst oluyor. Burada en acısı da alınan değişiklik kararları bazı iktidarlar tarafından eğitim bilimine uygun yapılmıyor, tamamen siyasi kararlarla değişikliğe gidiliyor.
…Ve alınan bu siyasi kararlar yüzünden ne yazık ki “çok sevdiğimizi” söylediğimiz çocuklarımız etkileniyor, zarar görüyor. Demek ki ülkedeki bazı siyasetçiler tarafından çocuklarımız “harcanılacak varlıklar” olarak görülüyor. Eğitimde bu kadar bilim dışı uygulama varken çocuklarımız için “harcanılacak varlıklar” demenin ötesinde bir tanımlama bulmakta zorlanıyorum. Aslında halk olarak biz de bu durumu güçlü bir şekilde sorgulamıyor, talep etmiyoruz. Biz de kendi bireysel kurtuluşumuzu arayıp buluyoruz. Devlete ödediğimiz vergiler karşısında bize sunması gereken ücretsiz eğitim ve sağlık hizmetlerini Güney ve Kuzey Kıbrıs’taki özel eğitim ve sağlık kurumlarından almak zorunda kalıyoruz.
Aslında çağdaş bir sosyal devletin asli görevi, vatandaşına kaliteli sağlık ve eğitim hizmeti sunmak değil midir?
…Ama nerede bizde öyle devlet!

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam