09 Aralık 2016

“E meşhur deliganlıydık, gızlar hayran olabilirdi yani bize”

“E meşhur deliganlıydık, gızlar hayran olabilirdi yani bize”
Haber İçi Üst

Ali Atamer: Dilerseniz okuyucularımız sizleri tanısın.

H.A.: Adım Hanife Altınok. 1938 Küçük Kaymaklı doğumluyum. O yıllarda yaşam zordu tabii. İçdiğimiz suları te gider çeşmelerden doldurur getirirdik. Babam yoğurtcuydu. Geçimimiz ondandı. Ben 2 sene terzi yanına gittim ve usta çıktım. Bir taraftan savaş yılları. Gaymaklı da çok korkular yaşadık. Hep o korkuyu çektik. Çocukluğumuzu yaşayamadık. Örf idare vardı. İngiliz zamanı. Sokağa çıkma yasağı gorlardı. Şimdiki genç kızları görürüm ne güzel gezerler. Ama biz gomşumuza bile gidemezdik. Babam da zaten mutasıp bir adamdı. Şimdiki gibi serbestlik yoğudu. Ne adetler vardı.

M.A.: İsmim Mustafa Altınok. 1932 Afanya doğumluyum. Afanya’dan gaçtık geldik Gaymaklı’ya. 58 den sonra başlayan olaylar yüzünden dükkanımı 2 sene içinde sonra kapatmak zorunda kaldım. Mesleğim Dülgercilik. Gendi eşyamı ellerimle yaptım. Ama yaşanan 63 olayları hepsini geride bırakmamıza neden oldu. Ne evliliğimizi yaşabildik ne de evin sefasını sürebildik. Geldik buralara.

Ali Atamer: Söz evliliğe gelmişken, evliliğe giden ilk adımın güzel ve heyecanlı hikayesini sizin ağzınızdan dinleyelim.

M.A.: Rahmetlik annem gızı gitti gördü evinde beğendi. Bana da söyleyince merak ettim. Alacağım gızı haliyle merak ettim. Bir gün tesadüfen bisiklet sürerkana Hanife Hanım’da annesiynan yolda yürürkan gördüm. Dedim tam fırsat geçeyim göreyim gendini yakından. Bisikletinan attım yiroyu ki göreyim yüzünü bakayım evleneceğim gadın güzel mi çirkin mi?.. Tabii başları sokulu yerde giderler. Ama ben gördüm.
H.A.: Ben da dedim acaba bizim eve gelen gadının oğlu olmasın. Hissettim yani benim için geçtiğini. Anladıydım. Bisiklette gördüm gendini esmer zayıf bir oğlandı. Çok inceleyemedim.
M.A.: Vallahi be çocuklar o gün çok heycanlandıydım. Hiç unutmam.

Ali Atamer: Bisiklet macerasından sonra sıra sevginizi resmiyete dökmeye geldi herhalde.

H.A.: Dünürcülük oldu. Allahın emrine istediler. Söz kesildi. 1957’de oldu nikahla beraber.
M.A.: Kağıtlar asıldı. 15 gün sonra bir arıza var mı ortada diye isteyen itiraz ederdi.

Ali Atamer: Peki itiraz edecek olan Mustafa beyin eski bir bayan hayranıysa ne olacaktı?

M.A.: Tabii tabii olabilir. Aman söyleme da yüzü değişti Hanife deyzenizin. Ben o ikiz gardaşımınan devamlı gezerdik. E meşhur deliganlıydık. Gızlar hayran olabilirdi yani bize.

Ali Atamer: Hanife Hanım çiftlerin nikah törenleri ne kadar erken gıyılırsaydı, Galiba çiftler için daha büyük bir mutluluk olurdu değil mi?

H.A.: Doğrudur söylediğin oğlum. Dayın anlatsın bunu.
M.A.: Her şey oldu bitti. Ama ben gidip göremezdim gızı. Allah’tan o bisikletinan geçtik gördük. Yoksa nerde. Kapıdan içeri girersaydın keserlerdi kafanı.

Ali Atamer: Nikah olduğunuz halde görüşemeyeceğinizi ve gezemeyeceğinizi biliyordunuz. Bu durum sizi üzmedi mi?

M.A.: Kapıya bile varamazdık. Nikah gıyılmadan görüşemedik.
H.A.: Arada gizlin mizlin yok. Korkudan.
M.A.: Bazen panayıra giderdim da alırdım yemiş falan. Ama gorgudan giderdim gaveye da bulurdum birini onu yollardım versin. Çünkü ben gidemezdim.

Ali Atamer: Nişanlılık nikahlılık dönemi çiftlerin birbirini tanıma sevme evresi olduğu bir gerçek. Siz bu evrelerde neler yaşadınız?

H.A.: İşte o dönemde tanıdık birbirimizi. O bisikiletinan geçmeynan başladı bir şeyler. Demek ki dedim beni sever.
M.A.: Ben da çok heycanlıydım bisikletinan geçerkan.
H.A.: Bir ara nikahlıykan çağlayana götürdüydüm gendini. Pola Morelli geldi ve bizim için Adananın yolları taştan adlı türküyü söyledi.

Ali Atamer: Düğün nasıl başlardı ve nasıl sonlanırdı?

H.A.: Cumartesi akşamüstü Hamam dönmesi yaptık. İki kişiynan elimizde mumlarınan. Gecesi da kına yaktık. Ertesi gün da beyaz gelinlik geydim. Kuşatma olurdu. Gelin güveyi durun aile kuşatır. Para takma olurdu. Bizim 1 günde bitti. Adet öyleydi.
M.A.: Altı parmaklar vardı. Rahme abla vardı döplek çalardı.
H.A.: O zaman köşe yaparlar gelin ve damat otururdu oraya. Gomşumuz vardı yeni bir gave binası yaptıydı ve orda yaptık düğünü güzel olduydu.

Ali Atamer: Gelin için düğün-dernek farklı anlamlar taşırmış? Nedir onlar?

H.A.: Çok heycanlıydım. Cemaliye Hanım diye biri vardı gelin onarıcı onardıydı beni. Bir adet vardı aynaya bakarmışın da dermişin ben çirkinim talihim güzel olsun. Adetten işte. Uzaktan gelen akrabalarınan yedik içtik.
M.A: Gonyak vardı. Fırında badadez. Çörekler.

Ali Atamer: Mustafa Bey evliliğinizi etkileyen unsurlar var mıydı? Varsa paylaşa bilir misiniz?

M.A.: Birbirinize sevgi saygı göstereceksiniz. 52 sene her şeyi beraber yaptık. 63 den sonra başlayan olaylar, Gaymaklı’yı sırtımızınan terk etmek durumunda galdık. Ondan sonra başladı zorluklar. 3-4 yerde göçmenlik yaşadık.

Ali Atamer: Anlattığınız zorluklara rağmen, garı-goca ilişkilerinizi yaşabilme imkanı bulabildiniz mi?

M.A.: Bu harptan dolayı oldu.
H.A.: Başkalarının evinde yaşadık diye bazı şeylerden uzak galdık.

Ali Atamer: Hassas olduğunuz konularda birbirinize anlayış gösterir misiniz?

M.A.: Teyzeciğiniz eş olarak süperdir. Ev hanımlığı da temizliği da süperdir. Aksi huyu yok. Ben işten geldiğimde her şey hazırdır. Ütüm da tamamdır. Daha nesterim.
H.A.: İyidir huyu. Yemek bişirmezsam tek mızırlığı ona ederdi. Yalnız beğenmediğim huyu bazen anlaşırdık bir yere gideceyik e beklerim beklerim gelmez. Nerde bu adam derim meğerlim gavede arkadaşlarıynan kağıt oynarmış. Ona canım sıkılırdı.

Ali Atamer: Eski evliliklerin uzun sürmesinin nedeni kadın’ın rolü mü? Yoksa erkeğin?

H.A.: Bence kadındır. Yuvayı dimdik ayakta tutan kadındır. Güzel düşünürsan, evine çocuklarına iyi bakarsan evlilikler uzun sürer.
M.A.: Bence saygı sevgi. Ufacık tefecik şeyleri büyütmeycen. Sabırlı olacan.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil