08 Aralık 2016

Düşünme neden öğretilmiyor?

Haber İçi Üst

Gelişmiş toplumlar ile gelişmekte olan veya geri kalmış ülkelerin en büyük farklılıklarından bir tanesi de “düşünme” eylemindeki farklılıktır. Düşünme insan zihninde var olan eşyaların, objelerin, olayların veya olguların resimleri olan ‘imge’lerin kullanılarak zihinsel bir sonuç çıkarma eylemidir.
Ayıp olmasın diye KKTC’yi toplumsal olarak gelişmekte olan ülkeler! kategorisine koyup düşünme olayına bakıldığında, birçok durumda “düşünme” eksikliği yaşandığı sonucuna ulaşılır. Ülkede yaşanan sosyal problemler, düşünme eylemindeki yetersizliğin sonuçlarıdır.
Düşünme eylemindeki yetersizlik aile çevresinden başlayıp liseye kadar devam etmekte. Ailede çocukların düşünmesine fırsat yaratılmıyor. Çocuğun yerine anne-baba veya diğer yetişkinler düşünmekte. Çocuğun uzun süreli belleğinde var olan bilgileri kullanarak yeni bilgiler üretmesi engelleniyor. Aynı durum okulda da devam etmekte. Öğretmenler tarafından farklı düşünme yolları çoğu kez kabul edilmemekte. Hatta problemleri farklı yollardan çözen öğrencilerin çözümlerine eksi puanlar bile verilmekte.
Bu durum aktif öğrenme veya öğrenci merkezli öğretim yöntemlerinin kullanılmaması nedeniyle, öğretim sürecinde de desteklenmemekte. Öğrenciler pasif öğretim yöntemleri nedeniyle düşünme denemeleri yapmaya gerek duymamaktadır. Liseye kadar durum bu şekilde devam etmekte.
Üniversitede de durum pek fazla değişmemekte. KKTC ve TC üniversitelerinde de genelde düşünme yeteneğini geliştirecek eğitim sistemi yapılanması ne yazık ki yok. Pek çok akademisyen öğrencilerin, üniversite sonrası iş yaşamının talep ettiği nitelikleri kazanmadan mezun olduklarını vurgulamaktadır. Bu niteliklerin en önemlisi ise düşünme yeteneğidir. Özellikle eleştirel düşünme, problem çözme ve yaratıcı düşünme gibi üst düzey düşünme niteliklerini geliştirecek bir eğitim sistemi yok. Üniversitede de öğretmen merkezli öğretim devam etmektedir. Öğretim görevlilerinin aktardıkları bilgiler, sorgulanmadan kabul edilir. Öğrenci aktif değil pasif konumda.
Gelişmiş ülkelerin üniversite yapılanmasına bir türlü geçilemedi. Üniversiteye girişten tutunuz da çıkışa kadar bütün öğretim süreci, öğrencinin pasif olarak sadece bilgiyi alması ve ezberleyerek geri vermesi üzerine kurulmuştur. Sorgulayıcı, araştıran, problem çözen ve eleştiren öğrenciler yetiştirilmiyor. Bu nedenle düşünme yeteneğini geliştirecek olan eleştiri, problem çözme ve yaratıcılık gelişmiyor. Sosyal yapı da aslında bu tip insanın yetişmesini destekleyecek biçimde yapılandırılmamıştır.
Düşünme bütün problemlerin çözülmesinde temel zihinsel faaliyettir. Fakat ne yazık ki potansiyel tehlike olarak da kabul edildiği için midir bilinmez, öğrencilere kazandırılmıyor. Bu bağlamda önlem alınması gerekmektedir. Eğitim sisteminde her problemin çözümünde temel görev yüklenen öğretmenler bu konuda da sorumlu. Öğretmenler derslerde öğrencilere kendi düşünme süreçlerini öğretmekle işe başlamalı. Öğretmenler bir probleme nasıl yaklaştıklarını, problemi nasıl analiz ettiklerini, problemde verilenler ve istenilenlerin neler olduğunu, kısaca düşünme süreçlerini öğrencilere öğretmezler. Sadece problemleri çözerler. Ancak kendi düşünme süreçlerini de öğrencilere aktarmaları durumunda, öğrencilerin düşünme yeteneklerinin gelişmesine de katkı sağlayacaklar. Problemin çözümünden çok problem çözme sürecinin öğrenilmesi önemlidir.
Düşünmenin geliştirilmesi için eğitim programlarında felsefe ve mantık derslerinin yer alması gerekmekte. KKTC eğitim sisteminde bu dersleri hiç almadan mezun olan lise programları mevcut. Halbuki ABD başta olmak üzere ortaokul döneminden itibaren basit felsefe konuları öğretim programlarına eklenerek, öğrencilerin düşünme yeteneklerinin geliştirilmesine çalışılmakta. O ülkelerle KKTC arasındaki fark da gelişmişlik düzeyinde kendisini göstermektedir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil