06 Aralık 2016

Dünyanın en büyük ekonomisi

Haber İçi Üst

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD)’nün yaptığı tahminlere göre 2016 yılına geldiğimizde dünyanın en büyük ekonomisi artık Amerika değil Çin olacak. Son otuz yılda Çin ekonomisinin her sene ortalama %10 büyümüş olması sadece global ekonomik ve politik dengelerin değil aynı zamanda dünyada yoksulluk ve sefalet içinde yaşayanların sayısının da belirgin bir şekilde değişmesine yol açmış vaziyette.

* * *
Dünya Bankası günde 1,25 doların altında yaşayanları sefalet çizgisinin altında olarak tanımlıyor. Bu tanıma göre, 1990’lı yılların başında Çin nüfusunun %56’sının; 1990’ların sonunda %35’inin ve 2000’lerin sonunda ise %10 kadarının sefalet çizgisinin altında olduğunu görüyoruz. Gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında %10 kuşkusuz son derece yüksek bir oran. Fakat Çin’in nüfusunun büyüklüğü ve son otuz yılda sefalet çizgisi altında yaşayanların oranındaki bu düşüşler göz önüne alındığında, global yoksulluk rakamlarının tarihin hiçbir döneminde görülmediği bir hızda iyileştiği ortaya çıkıyor: 1990’lı yılların başında 750 milyon, 2010 yılında ise 150 milyon Çinli sefalet çizgisinin altındaydı. Yani bir tek Çin’deki ekonomik büyümenin direkt sonucu olarak dünyadaki yoksul sayısında 600 milyonluk bir azalma olmuş! Çin’deki kadar değilse de, benzeri gelişmelerin diğer büyük nüfuslu yükselen ekonomilerde, örneğin Hindistan ve Brezilya’da da olması kuşkusuz global yoksulluk rakamlarının iyileşmesine katkıda bulunmuş.
* * *
Bu iyileşme aynı hızda devam edecek mi? Çin’in 2016 yılında dünyanın en büyük ekonomisi olup olamayacağı konusunda bazı uzmanlar son zamanlarda kuşkuları olduğunu dile getirmeye başladılar. Buna gerekçe olarak hem Amerika’nın önümüzdeki yıllarda özellikle enerji sektöründeki gelişmelerden dolayı sanılandan daha hızlı büyüyebileceği, hem de Çin ekonomisinin öngörüldüğü gibi büyümeye devam etmesinin zor olacağı gösteriliyor.
* * *
Çin ekonomisiyle ilgili olarak dile getirilen sorunlardan bir tanesi, değer kazanmaya başlayan Çin parası Yuan ve yükselen ücretler yüzünden Çin’in özellikle sanayi ürünlerindeki göreceli avantajını yitirmeye başlayacağı; ekonominin lokomotifi olan ihracatın azalması sonunda ekonomik büyümenin  %10’lardan  %5’lere düşeceği. Çünkü son otuz yıldaki müthiş ekonomik büyümeye rağmen Çin’de kişi başına düşen gelir 5 bin dolar bile değil ve bu rakam Amerika’daki 40 bin dolar ile karşılaştırıldığında hâlâ daha çok düşük. Bir başka deyişle ihracatın azalmasını iç talep artışı ile telafi etmek pek mümkün görünmüyor. Diğer bir sorun ise Çin’in nüfusunun hızla yaşlanıyor olması. Bir de yoksulluk rakamları belirgin bir şekilde düzelirken gelir dağılımının neredeyse aynı hızda bozuluyor olması; kır ve kent arasındaki makasın açılması ve sadece komünist partinin üst düzeylerinde değil devlet kurumlarının her seviyesindeki memurlar arasında rüşvet ve yolsuzluk hastalığının yayılmış olması.  Bu sorunlarının üstesinden gelmeyi başarabilirse, Çin dünyanın en büyük ekonomisi olamasa bile emek verimliliğini artırıp, sürdürülebilir bir ekonomik büyüme tutturabilecek ki önemli olan da zaten bu.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam