05 Aralık 2016

Dünyada emtia fiyatlarında düşme…

Haber İçi Üst

Altın ve diğer bazı önemli emtia fiyatlarının birdenbire düşmesi bütün dünyayı şaşırttığı gibi, küresel piyasalarda yatırımcı kanadının yeni bir yöne eğilimi ortaya çıkmaktadır.
2008 yılından bu yana yaşanmakta olan ekonomik ve mali krizler dolayısıyla, güvenli bir meta olarak dünyada genelde Merkez Bankaları, hem rezervlerini çeşitlendirmek açısından hem de paranın iniş çıkışlarından ve piyasalardaki oynaklıklardan bir bakıma korunmak amacıyla, bu krizler döneminde altın satın almaya devam ettiler. Özellikle 2009’dan itibaren Merkez Bankalarının sürekli altın aldıkları istatistiklere yansımaktadır.
Altın almada diğer bir neden, gelişmekte olan bazı ülkelerde, ihracatın ithalattan fazla olması dolayısıyla, Merkez Bankalarında biriken döviz çeşitlerinin çoğalması sonucu, biriken döviz yanında özellikle de dolar ve Euro’nun değer kaybı ihtimalleri karşısında, merkez bankalarını para rezervlerinin yanında, emtiaya ve altına da yöneltmesidir. Bu alımlar, altın fiyatlarını da dünyada yıllar içinde peyderpey oldukça yükseltmiştir.
Bu dönemde altın alımına yönelmenin başka bir nedeni, krizlerin aşılmasında başta ABD ve AB olmak üzere gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin parasal genişleme politikaları ile piyasaya bol para enjekte etmeleri ve krizi bu şekilde atlatarak yatırım ve piyasayı bu yöntemle canlandırmak istemelerinden kaynaklanmıştır. Çünkü bu yöntem bazı kesimleri enflasyon yaratacağı düşüncesiyle tedirgin etti.
Krize giren gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerin krizden çıkmasını sağlamak ve büyüme amaçlı parasal genişleme politikalarının uygulanması, enflasyon ve para değerlerinin düşeceği endişeleri de güvenli liman olarak altın alımlarını arttırmıştır.
Halbuki krizden bu yana geçen 3-4 yıl içinde ise, ekonomik krizden çıkış için uygulanmakta olan bu para politikalarının, ekonomilerin toparlanmasına yarar sağlaması yanında, enflasyon da yaratmadığı ve hatta 2013 yılında bu politikalarla ekonomilerinde büyüme beklentileri görüldükten sonra endişeler azalınca, altına olan ilgi azaldı. Bu dönemden sonra altının artık geldiği noktadan daha fazla getiri sağlamayacağı kanaatinin yaygınlaşması da toplu alımların azalmasına ve fiyatların düşmesine neden oldu. Gerek merkez bankaları gerekse büyük fonların altında yükselme beklentisinin kalmaması, elden çıkarma kararlarını tetikledi.
Bu gidişle bir süre daha altın fiyatının düşme ihtimali devam etmektedir. Piyasalarda genel kanaat, yılsonuna kadar fiyatların daha düşeceğidir.
Geçen hafta ABD ve Japonya Merkez Bankalarının parasal genişleme politikalarını birlikte yürürlüğe koyma ve bu yıl da genelde AB dahil olmak üzere bu politikaların uygulanmasına devam edileceği hususundaki kararlar, dövize tekrar dönmeyi gündeme getirmiştir.
Şimdi yatırımcılar arasında, Amerikan Dolar’ına yatırım yapmanın daha iyi olacağı beklentilerini doğurdu. ABD ve AB ekonomilerinde toparlanmaya gidilmesi, yatırımcıların bono sahalarına yönelmelerini teşvik edeceği tahmin edilmektedir.
Ayrıca dünyadaki krizlerin, mali açıkları çoğaltması ve bu mali açıkların kapatılması için altın satışlarının gündeme gelmesi de altın fiyatlarını etkiledi. Son günlerde çıkan birçok haberlerde Güney Kıbrıs’ın satmak istediği altınlar fiyat düşüşleri ile birlikte epeyce konu oldu ve fiyatlara etkisi, olduğundan fazla abartıldı. Çünkü 400 milyon $’lık bir satış, dünya fiyatlarını bu şekilde etkileyemez. Aynı şekilde İspanya ve İtalya merkez bankalarının bir miktar altın satışına gideceğinin etkisi dahi dünyadaki mevcut altın stokları düşünüldüğünde, fiyatların bu kadar keskin bir biçimde düşürülmesini tek başına sağlayamayacağı değerlendirilmektedir. Dolayısıyla yukarıda saydığım tüm birçok açıdan ekonomilerdeki büyüme ve değişim beklentileri, dünyada genelde sermayenin ve yatırımların yönünü de değiştirmeye neden olduğu anlaşılmaktadır.
Petrol fiyatları; Emtia piyasasında petrol fiyatları da düşmüştür. Bu tabii ki cari açığı olan ülkeler için iyi bir gelişme olacağı açıktır.
Petrol fiyatları halen 3-4 yıl öncesi varil fiyatlarına 100 $’ın altına düşmüştür. Petrol fiyatları emtiaya yönelik alımlar dolayısıyla ve üretim kapasitesinin kontrol altına alınmasıyla bu dönemde 160 $’a kadar çıkmıştı.
KKTC’de de bu fiyatlara paralel olarak petrol, benzin ve mazot fiyatlarında oldukça yüksek fiyatlar oluşmuştur. Şimdi fiyatlar 100 $’ın altına geldiğine göre fiyatların hala eski 160 $ lık fiyatlara göre devam etmesi nasıl izah edilebilir? Fiyatların düşmesi gerekmez mi? Özellikle de KKTC’de benzin, mazot ve gazyağından alınan vergiler sabitlendiğine göre, düşen fiyatlara göre akaryakıt fiyatlarının da düşmesi lazım. Ekonomi Bakanlığı’nın bunu sağlaması gerekir. Ayrıca Rekabet Kurulu’nun da devreye girmesi gerekmez mi?
Altın toptan fiyatları düşünce, perakende fiyatları da düşmüştür. Petrol fiyatlarının da aynı şekilde perakende fiyatlara yansımasının yetkililerce sağlanması gerekir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam