07 Aralık 2016

Dünyada ekonomik kriz ve bu hafta alınan bazı önlemler

Haber İçi Üst

Dünyada ekonomik ve mali sorunların devam ettiğini, her gün yetkililerce yapılan açıklamalardan ve yayınlardan izlemekteyiz. 2013 için yapılan tahminlerde, krizin devam edeceğini görüyoruz. Özellikle son yıllarda AB, ABD ve Japonya gibi ekonomik açıdan ileri ülkelerde, krizin aşılması için çeşitli önlemlerin alınmasına devam edildiği görülmektedir. Bu yıl kimisi parasal genişleme politikalarıyla kimisi de para değerinin düşürülmesi ve ihracatı genişletme önlemlerini almaktadır.
Bu hafta ABD’de mali sorunların aşılması konusunda yılbaşında mutabık kalınan mali uçurumla ilgili önlemlerin bir devamı olarak, 85 milyar dolarlık harcama kesintilerinin, 1 Mart tarihinde bu gün otomatik olarak yürürlüğe girecek olması, iktidardaki Demokratlarla muhalefetteki Cumhuriyetçiler arasındaki görüş farklılıkları ve iddialaşmalar, haftaya damgasını vurmuştur. Yılbaşında mali uçurum olarak nitelendirilen ve bunun çözümü için Başkan’ın ve hükümetin önerilerinin, ocak ayı girerken Meclis ve Kongre’den orta yol bulunarak geçirilmesinden sonra, şimdi kesintiler konusunda görüş farklılıkları sürüyor.
ABD Başkanı Obama, ödeneklerin kesintiye uğramasına başından beri karşıdır. Obama’nın öneri ve isteği yüksek gelirlilerin vergilendirilmesi ve mali sorunların ve bütçe açığının bu şekilde giderilmesi yönündedir. Kesintilerin, birçok sektörleri olumsuz etkileyeceği ve tüm ekonomide üretim eksikliğine ve işten durdurmalara neden olacağı, bunun sonucunda daralma ve ekonomide daha fazla sıkıntı yaratacağı görüşündedir. Cumhuriyetçiler ise yüksek gelir grubuna yeni vergi getirilmesine karşı. Ödenek kesintisiyle tasarrufa gidilmesi görüşlerini muhafaza etmektedir. Obama, kesintilerin, öncelikle savunma ve harp sanayisinde yenilemeyi önleyeceği, bakım ve tersanelerde, deniz filosunda ve bu alandaki hizmetlerin daraltılmasının sakıncaları ve işçi durdurmalarıyla da ekonomide talep düşüklüğü yaratacağı, ekonomide büyümeyi % 0.6 gerileteceğini savunmaktadır. Ayrıca bu kesintiler dolayısıyla, çalışanların ve dar gelirlilerin, yoksulların kalemlerinden kesintilerin piyasayı önemli ölçüde etkileyeceğini, sosyal sorunlarla ekonomik sorunların artacağını savunmaktadır. Cumhuriyetçiler, Obama’nın askeri harcamalar üzerinden politika yaptığını ileri sürerek, görüşlerinde ısrar etmektedirler.
Bu hafta, Demokratlarla Cumhuriyetçiler arasında “Vergi artışı” mı yoksa “ödenek kesintileri” mi hususunda sert tartışmaların hafta sonu nasıl bağlanacağı merak konusudur. Bakalım Temsilciler Meclisi ve Kongrelerden çıkacak sonuçlarda hangi taraf ağır basacak?.. Bu yazının yazıldığı Cuma günü, Obama ile Kongre Başkanlarının görüşmesi olacaktı. Bu saate kadar bir sonuç çıkmadı. Bu günkü görüşmeden sonra çıkacak sonuç pazartesi günü piyasaları olumsuz veya olumlu etkileyecektir.
Kamuoyunun, Obama’nın politikalarının yanında olduğu görülmekte, ayrıca eyalet valilerinden de destek almaya çalışmaktadır. Bölge gezileri ile de halkı bu konuda aydınlatmaya devam etmektedir. Bu tercihlerin iki taraf arasında tıkanıklık noktasına gelmesi halinde, yılın başında olduğu gibi yine orta yolda buluşmaları ihtimali de mümkün olabilir. Göreceğiz.
Talebin düşürülmesi her halükarda daralma getirdiği bilinmektedir. Özellikle iç pazarın hatırı sayılır seviyede olan nüfusu yoğun ülkelerde, iç talep, dış talep kadar önemlidir.
Bu önlemler yanında, ABD ile AB arasında Kuzey Atlantik’in iki yakasının, ticaret ve hizmetlerin serbestleştirilmesi suretiyle birleştirilmesi çalışmalarının başlatılması hususunda niyet ortaya konmuştur. Dünya ekonomisinin yarısına yakın kısmını teşkil eden bu ülkelerin, birbirleriyle serbest mal ve hizmet ticaretine başlamaları bu ülke ekonomilerinde bir miktar daha büyüme yaratacağını hesaplamaktadırlar. Serbest ticarette, alan genişletmeye çalışmaktadırlar.
İç pazarın genişliği ile iç talebin öneminden bahsetmiştik. Türkiye’de de şimdi iç talebin canlandırılması yönünde öngörüler var. Merkez Bankası, geçen yıl gerileyen iç talebin bu yıl toparlanmaya başladığını, özellikle kredi genişlemesiyle toparlanmanın sağlanacağı öngörüsündedir. Ancak iç talebin fazla hareketlenmesi de ithalatı tetikleyebileceği endişesi ile bu konuda temkinli gidilmektedir. Bu yıl ocak ayında ölçülen tüketici güven endeksinde de artış olması harcama meylini arttırabilir. Kriz, insanları günlük ve acil ihtiyaçları dışında harcamadan kaçındırmaktadır. KKTC’de de durum aynıdır. Zaruri ihtiyaçlar dışında harcamayı ertelemeyi tercih etmektedir. Hele sabit gelirlilerin maaş ve ücretlerinde artış olmaması ve geleceği iyi okuyamama, yatırımcı ve tüketiciyi korkutmakta ve piyasayı olumsuz etkilemektedir. Bu konuda hükümetin, hem üretimi artıracak hem de talebi canlandıracak önlemleri almasında gereklilik vardır.
Türkiye’de de bu hafta, bir çok alanlarda hem kamu hizmetlerinin süratlendirilmesine yönelik yetki dağılımı ve yetki kullanımı açısından, hem de denetim ve gözetim konularında etkinliğin arttırılmasına yönelik önlemler dahil, birçok konuları kapsayan Torba Yasa, TBMM gündemine getirilmiştir.
Esasta hazinenin ağırlıkla hazırladığı ve TBMM’ne geçen gün sunulan Torba Yasa’da çeşitli konular var. 50 maddelik yasada bankacılık ve finansal konularda ve mevcut yasalardaki tıkanıklık olarak görülen konuları süratlendirecek önlemler, bireysel emeklilik, kurumlar vergisi, gelir vergisi muafiyetleri, vergi usulü, belediyeler hariç tüm kamu kurum ve kuruluşlarına ait lojmanların ve tüm sosyal tesislerin,-ilk defa askeri sosyal tesisler dahil-, tümünün satılması veya takası, özetle elden çıkarılması, Kit’lerin görev zararları ve borç yapılandırılması ile tarım satış kooperatiflerinin borçlarının yapılandırılması yani bu konuda daha ziyade faizlerin affı veya bağışlanması, ertelenmesi, ve turizm konusunda; Yassıada ile Sivri Adası’nın, yap-işlet-devret modeliyle turizme açılması konuları, kaçakçılıkla mücadele, Enerji Piyasa Düzenleme Kurulu’na piyasa faaliyetlerine ilişkin yetkilerinin genişletilmesi konuları, ana hususları içermektedir.
Her isabetli tedbir bir açılım getirmektedir. Geçen yıl Türkiye’de geçirilen teşvik sisteminin, organize sanayi bölgelerine çok miktarda yatırım talebi getirdiğini göstermektedir. İstanbul Ticaret Odasının yayınlarına göre yeni teşviklerin, OSB’lere 26 milyar TL’lik yatırım talebi getirdiğini ve bu konudan memnun oldukları ifade edilmektedir. Geçen yılın Nisan ayında geçirilen teşvik yasası ile ilgili olarak, 1Haziran tarihli, “Türkiye’de yeni teşvikler ve KKTC Hükümeti’nin vizyonu” başlıklı yazımda, yasa kapsamını ve getirdiği teşvikler ve bu teşviklerin esas alınarak KKTC’de de güncelleştirilmesi gerektiğine değinmiştim. Zaman hızlı geçiyor. Bakınız geçen yıl Türkiye’de geçirilen bu yasanın semeresinin olumlu olduğunu yansıtanlar, hükümet değil bizzat iş çevreleridir. Bu yasadan sonra son 6 ayda 2bin 105 işletmenin organize sanayi bölgelerinde yatırım için talepte bulunduğu ve 84bin kişinin bu bölgelerde istihdam edileceği, İstanbul ticaret odası yayınlarında ifade edilmektedir. Teşvikler sadece OSB’lerde değil tüm öngörülen 6 bölgede geçerlidir. Ve OSB’ler dışında da ilgili teşvik bölgelerinde yatırımlar yapılmaktadır. Bu verdiğim 26 milyar TL rakam sadece OSB’lere olan taleptir. Talebin bu alanlarda artması, yeni teşviklerin bir miktar daha fazla oranda verilmesinden kaynaklanmaktadır.
KKTC gündeminde uzun zamandan beri devam eden iktidar partisi başkanlık seçimi dolayısıyla devlet işleyişinde her alanda birçok tıkanıklıklar, hükümet, Meclis ve kamu bürokrasisine olumsuz etki yapmıştır. Bunları sadece halkın reaksiyonları değil, bunu bizzat bu kurumların başında olan Yetkililer ifade etmektedirler. Bir de Lefkoşa Belediyesi’nin yaşattıkları ki hala devam etmektedir…
Şimdi parti seçimleri bittiğine göre, tarafların iddialaşmalarla ilgili beyanatları yerine, kamuoyu, yetkililerden hizmet ve ülke sorunları çözümü için üretilen ve üretilecek çarelerle ilgili beyanatları işitmek istemektedir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam