04 Aralık 2016

Döviz niçin yükseldi, niye düşmüyor?

Haber İçi Üst

3 aydan beridir hem içsel faktörler hem de küresel piyasalarla da bağlantılı olarak, dövizin TL karşısındaki yükselişi devam ediyor. Global düzeydeki gelişmeler Türkiye ve KKTC’yi de doğrudan etkiliyor. Döviz fiyatları ve faiz çıkıyor, petrol fiyatları yükseliyor, borsa düşüyor, enflasyon artıyor. Peki bu durum daha ne kadar devam edecek? Bugünkü yazımda özet olarak Dövizin yükselme ve düşmeme nedenleri üzerinde durmaya çalışacağım.
Dövizin yükselme nedenleri:
– 3 ay kadar önce kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye’nin notunu artırınca, yükselen borsadan yabancı hisse sahipleri kar satışı yapıp, dövize geçmeye başladılar ve dövizi yükselttiler.

– Not artışları sonrasında TC Merkez Bankası’nın faizleri aşağı çekme politikası gereği faizleri düşürmesi ülkeye yabancı fon girişini azalttı. Borsada, faizde, tahvilde olanların dövize yönelmelerini sağladı. Bankada TL mevduatı olanlar dahi dövize geçmeye başladılar. Normal vatandaş bile cebinde döviz taşımak istiyor.

– TC Özel sektörünün döviz borçları ve açıkları, kur daha da yükselebilir endişesiyle dövize talebi artırdı. İthalatın da artması dövize ihtiyacı tetikledi.

– ABD Merkez Bankası, aylık 85 milyar USD’lık tahvil alımlarını azaltacağını açıkladı. FED bu şekliyle piyasalara sıcak para veriyor ve Türkiye gibi gelişen ülkelere de,  bu sıcak paralardan girişler oluyordu. Bunun azalması ihtimali bile, cari açık sorunu yaşayan Türkiye’de dövizin yükselmesine neden oldu.

– Gezi Parkı Olayları da, ekonomik ve sosyal riskleri de artırınca ülkeye döviz girişinde azalmalar görüldü.

Bütün bunların neticesinde, borsaya, devlet tahvillerine, bankalara ve doğrudan yatırım olarak ülkeye gelen sıcak para azalınca, dövizin de fiyatı yükselmeye devam etti.

  Şimdi de gelelim döviz niye düşmüyor konusuna.

Faizlerin düşük, borsa’nın, bononun, tahvilin getirisinin azalmasından dolayı yabancı yatırımcılar gelmiyor. Buna rağmen, Merkez Bankası da faiz silahını kullanmak istemiyor. Sadece piyasaya döviz satarak veya munzam karşılıklarla oynayarak kurun aşağıya gelmesini sağlamak istiyor. Bu hamlenin, döviz rezervlerini düşünecek olursak ve geçmişteki yüklü satışları da göz önünde bulundurursak, uzun dönemde, kur’u aşağıda tutma başarısı göstermesi  pek beklenmiyor.

Bütün bunların yanında, Türkiye’nin Suriye, Mısır sorunları, İsrail ve ABD ilişkilerindeki sıkıntıları, Türkiye’ye sıcak para gönderen merkezlerin risklerini ve olumsuz bakış açılarını artırdı.

Türkiye’de reel sektörün döviz borçları ve pozisyonlarını kapatmak için döviz taleplerinin devam etmesi de döviz kurunu  yukarıda tutuyor. Kurun daha da artacağı kaygısıyla, döviz alıp, pozisyonlarını kapatmaya çalışıyorlar.

Türkiye’de cari açığın artması, ithalatın artışı, enerji giderlerinin artışı, ihracatın içindeki ithal ara malların fazlalığı da dövize olan talebin düşmemesini ve kurun aşağıya gelmesini engelliyor. Ayrıca FED’in net olmayan açıklamaları da, döviz piyasalarında tedirginlik yaratmaya devam ediyor.

Görüldüğü üzere, dövizin gerilememesinin bir sürü içsel ve dışsal faktörü var. TC Merkez Bankası Başkanı geçen günkü açıklamalarında dövizin gerileyeceğini, cari açığın küçüleceğini, enflasyonun düşeceğini ve ekonominin büyüyeceğini vurgulayarak piyasalara moral vermeye çalıştı. Fakat şu ana kadar piyasalar buna pek olumlu tepki vermedi. Bekleyip hep birlikte göreceğiz.    

    Yabancı sermaye girişinin tekrardan başlaması ve ülke içindeki döviz ve mal talebinin azaltılması için faizlerin yükselmesi önemli bir etki yaratacaktır.

      Türkiye’de ekonomik yapı da temeller sağlam olduğu için herhangi bir büyük krizin olması beklenmemektedir. TC Merkez Bankası böyle dönemlerde, atılacak adım ve önlemlerle ilgili olarak daha somut açıklamalar yapmalı ve piyasalara yol gösterici olmalıdır.

KKTC’ye de bakacak olursak, döviz kuru artışı başta enerji fiyatları olmak üzere piyasamızı olumsuz etkilemektedir. Piyasanın dövize çok duyarlı olmasından dolayı pahalılık olarak bize yansımaktadır. Yüksek ithalat rakamlarımız, enflasyonun da artmasını da tetikleyecektir. Dövizdeki artış, borç taksitlerinde ertelemelere, işsizliğin artmasına, ekonomide daralmaya ve geçim sıkıntılarının artmasına da yol açacaktır. Bu dönemde herkes, ayağını, yorganına göre uzatmalıdır. Harcamalarını, gelirini ve borçlarını gözeterek ayarlamalıdır.

Döviz daha da yükselecek diye panikle döviz alımlarından kaçınılmalıdır. Döviz kazanıyorsak, dövizle borçlanma yoluna gidilmelidir. Aksi halde TL’den şaşılmamalıdır.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam